Volkan Öngel: Mevcut göçü 'tersine beyin göçüne' çevirecek yapısal reformlar zorunluluk

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye ekonomisi son yıllar­da cari açık, enflasyon ve kur dalgalanmaları gibi konjonk­türel meselelerle mücadele ederken, arka planda büyüyen ve ülkenin yapısal dengelerini derinden sarsan bir başka kri­tik olgu varlığını sürdürmek­tedir: Nitelikli beşeri serma­yenin sınır dışına akışı, yani yükseköğretim beyin göçü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan Yükseköğretim Beyin Göçü İs­tatistikleri, nitelikli iş gücü­nün yurt dışına yöneliminde­ki kararlı artış trendini göz­ler önüne sermektedir. 2015 yılında %1,6 düzeyinde ger­çekleşen yükseköğretim me­zunlarının beyin göçü oranı, 2021-2023 döneminde %2,0 seviyelerine yükselmiş, 2025 yılı verilerinde ise %2,2’ye ulaşmıştır. Söz konusu oran erkek mezunlarda %2,7’ye, ka­dın mezunlarda ise %1,8’e çık­maktadır.

Görünürde düşük yüzdeler gibi duran bu oranlar, göç eden kitlenin nitelik profi­li, uzmanlık alanları ve geride bıraktığı ekonomik boşluk açı­sından incelendiğinde son de­rece yüksek bir maliyete işaret etmektedir.

Yükseköğre­tim beyin göçü, münferit bir bireysel tercih meselesi değil; liyakat, gelir adaleti, çalışma koşulları, finansal istikrar ve geleceğe yönelik makroeko­nomik beklentilerin bütüncül bir yansımasıdır.

Türkiye’nin makroekonomik istikrarı yal­nızca enflasyonla mücadele veya döviz kuru politikaların­dan ibaret görülemez. Nitelik­li genç nüfusu ve beyin gücünü ülkede tutacak, mevcut göçü “beyin dolaşımına” ve nihaye­tinde “tersine beyin göçüne” çevirecek yapısal reformların, Ar-Ge teşviklerinin ve cazibe merkezlerinin ivedilikle haya­ta geçirilmesi, Türkiye ekono­misinin geleceği açısından er­telenemez bir zorunluluktur.

Volkan Öngel’in yazısı