Sırbistan'daki gençler bizim muhalif siyasetçiye bir şey söylüyor mu?
S

Murat Sevinç
Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

2013 Gezi eylemleri hakkında epey yazıp çizdim. Sosyal bilimin her dalını ilgilendiren çok şey yaşandı o tarihte. Beni heyecanlandıran ise ‘forumlar’dı, park forumları. Birkaç yazının başlığında forumlardan ‘geleceğin yönetim biçimi’ diye söz ettim.

Pazar günü Sırbistan’da yapılan seçim ‘park forumları’nın geleceğin yönetim biçimi olacağını sergilemesi bakımından çok önemli. Fotoğraf: AA

Nedeni şuydu: Hâlihazırda tanık olduğumuz ve siyasal alanı çerçeveleyen çoğu kurumu Sanayi Devrimi ve sonrasındaki gelişmelere borçluyuz. Genel oy ve seçimlere ilişkin diğer ilkeler, siyasi partiler, sendikalar, haklar demeti içinde özellikle sosyal haklar gibi. Sanayi Devrimi eski dünyayı altüst etti ve yeni bir sınıfın varlığı tarihin yönünü değiştirdi.

Son çeyrek yüzyılda başka bir devrime tanık oluyoruz, Bilişim Devrimi. 19’uncu yüzyılla birlikte doğan-şekillenen çoğu alışkanlığı, kurumu, tutumu bütünüyle dönüştürecek, altüst edici yeni bir evre. Dünya kurulduğundan bugüne insanlığın deneyimlediği üretim biçimlerinden biri olan kapitalizmin ‘nesnel temel‘ini (emek sömürüsüyle kâr elde etmek) ortadan kaldıran bir dönüşüm. Özetle, üretim için insan emeği, giderek bir gereklilik olmaktan çıkıyor. 18’inci yüzyıl sonunda üretim için rüzgâr ve su gücünün gereklilik olmaktan çıkışı gibi.

Hal böyleyken, kapitalist üretim biçimi nesnel temelini yitirirken, o biçimin kurumları da ister istemez değişecek, dönüşecek. Temsil ilişkileri dahil. Bir zaman sonra başka temsil biçimleri ve parti yapıları göreceğiz; ahali, vergisiyle temsilcilere bakmak zorunda kalmayacak. Çocuğumun göreceğinden hiç kuşkum yok da, umuyorum bizler de ömür süremiz içinde tanık oluruz.

Bu nedenle, söz konusu dönüşümün ekonomik gerekçesi üzerinde durmayan, bunu ihmal eden ‘otoriterlik’ tespitleri eksik kalıyor. 1920’lerde faşizmin yükselişini ekonomik ilişkiler, yoksulluk ve hayal kırıklıkları olmadan anlamak nasıl mümkün değildiyse bugünü kavramak için de üretim ilişkilerindeki yeni rol dağılımına, oradaki altüst oluşa bakmak gerekiyor. Neden 1950’lerden itibaren insan hakları kavramı muteberdi de bugün aynı devletlerin pek ciddiye almadığı bir yüke dönüştü?

Bilişim Devrimi ve bir parçası olan ‘iletişim’ olanakları, yalnızca faşizm heveslilerine değil, karşıtlarına da sayısız imkân sunuyor. Birbiriyle aynı siyasi dile sahip insanlar ülke sınırlarını her zaman aşamasalar da, diğerinden haberdar olma ve öğrenme şansına sahip. Yalnızca kabadayılar birbirine hocalık etmiyor. Dolayısıyla seçim ve temsil konularında değişmekte olanı da diğer halklara bakarak anlamak mümkün. İşte bu pazar günü Sırbistan’da yapılan seçim, ‘park forumları’nın geleceğin yönetim biçimi olacağını sergilemesi bakımından çok önemli.

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden meslektaşım sevgili Yunus Emre Erdölen, ‘Sırbistan seçimleri: Protestocu öğrencilerin sandık devrimi’ başlıklı yazısında Sırbistan’daki gelişmeleri öyle güzel anlatıyor ki burada onun yazısını önermek yeterli, gerisi gevezelik olur. Öğrenci milleti siyaset esnafından umudu kesip kendi kaderine hâkim olmaya karar verdi, açık-lafı uzatmayan bir ilkeler-talepler listesi hazırladı, forumlar düzenledi, yekdiğeriyle iletişim kurdu, kendi adaylarını belirleyerek seçime girdi ve kazandı.

Lula’nın Brezilya’da kazanması (iki tur arasında kampanyayı gençler devraldı!) diğer Latin Amerika ülkeleri için de hayatiydi ve Türkiye’nin siyasetçisi bakımından çok öğretici, hiç kuşku yok. Ancak Sırbistan’da gençlerin yaptığı, geleceğin gelmekte olduğunu gösterdiği için ayrı bir öneme sahip. 

Sırbistan hiçbir bakımdan Türkiye değil kuşkusuz ve mevzuat da farklı. Önemli olan bu değil, aynılıklar-benzerlikler aramaya gerek yok. Mesele, siyaset esnafından bıkkın genç insanların kendileri için çizilmiş sınırların dışına; barışçıl yöntemle, iletişim kurarak, çoğulculuğu benimseyerek, karar mekanizmalarını işleterek çıkabilmiş olması. Siyaset bir biçimde, hep aynı biçimde, en alışıldık biçimde, en tutucu biçimde yapılmak zorunda değil.

Sırbistan seçimlerindeki sıradışılık Türkiye’nin muhalif siyasetçisi için ne anlam ifade edecek, kestirmek zor. Umulur ki bolca ders çıkarsınlar ve genç insanların ne istediğini, neler yapabileceğini, potansiyellerini fark etsinler. ‘Gençler siyasetle ilgilenmiyor’ ezberinin terk edilip genç nüfusun neyle ve neden ilgilendiğini anlamak zorundalar. Gençler siyasetle ilgileniyor, sizinle ilgilenmiyor.

Yazı önerisi: Tanıl Bora’nın ‘Mesele’ başlıklı yazısı. 

Video öneriş: Emine Ayhan’ın Shakespeare’in Kelimeleri dizisinin beşinci bölümü.