Taha Akyol: İslami camiadan belli başlı iki tepki geldi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İslami camiadan belli başlı iki tepki geldi. Biri İnsan ve Medeniyet Hareketi İMH’den, diğeri Erenköy Cemaati yani Aziz Mahmud Hüdai Vakfı’ndan.

MÜSİAD’ı unutmuş değilim fakat kurumsal bir açıklama değildi; Hüdai Vakfı’nın bildirisine MÜSİAD İstişare Kurulu Başkanı Mahmut Asmalı’nın kendi X hesabından “imzamı atarım” diyerek verdiği destekti.

Daha fazla olması gerekmez miydi?

Referandumda “evet” demenin farz olduğunu söyleyenlerden, medyaya çarşaf çarşaf evet ilanı veren, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizi sağlayan muhafazakâr dernek ve vakıflardan… Hayır, ses çıkmadı.

İMH açıklamasında, “Müslüman kimliğiyle tanınan kişilerin gayriahlaki fiilleri yalnızca kendi itibarlarını değil, İslam’ın itibarını zedeler” deniliyor ve tabii bunun vebalinin çok daha ağır olduğu belirtiliyor.

İMH bildirisinde bu tespit yapıldıktan sonra fevkalade önemli bir prensip ifade ediliyor:

“Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz!”

Hüdai Vakfı’nın bildirisinde de “çürüme” gerçeği ifade ediliyor, “çürümeye itirazımız var” denilerek yine çok önemli bir prensip vurgulanıyor:

“Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.”

Alıntı yaptığım bu satırlarda ifade edilen gerçek, dindar olmanın yetmeyeceği, hukuki kuralların ve kurumların şart olduğudur.

Taha Akyol’un yazısı