Uğur Zengin: Patronların eli sofradaki ekmeğe uzanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu kez ortada bir abartı ya da mecaz yok, kelimenin gerçek anlamıyla “Sofradaki ekmekten çalınarak servetin nasıl yaratıldığını” yüzümüze çarptılar.

Sermaye örgütü Karadeniz Un Sanayicileri Derneğinin (KUSAD) kurduğu mekanizma ile şirketlerin en temel mal olan unda fiyatları nasıl hizaladığını okuyacaksınız.

Türkiye’de siyasal bürokrasi buğday ithalatının “İç piyasada fiyatları düşürmek için yapıldığını” söylese de, aslında ithalat büyük oranda un patronlarının talebiyle gerçekleşiyor. Hububat alınıyor ve un haline getiriliyor.

Buğdayda kendine yeterlilik oranı 2018’de yüzde 111 iken (Yani tüketimden fazla üretiliyor) 2024’te yüzde 86’ya geriledi. Kişi başı üretim ise 2002’de 295 kilogram iken 2025’te 208 kilograma düştü. İthalatta Çin bile geride bırakıldı.

Buğday büyük oranda Rusya ve Ukrayna’dan (özellikle savaş öncesi) geliyor ve coğrafi yakınlık Karadeniz’in ihracatçı patronlarının iştahını kabartıyor. Türkiye’deki un fabrikalarının yaklaşık yüzde 20’si bu yüzden bu bölgede kurulu. Dolayısıyla sadece Karadeniz’in değil, Anadolu’nun un ihtiyacının da büyük kısmı artık bu bölgede yapılan üretimle karşılanıyor.

Bu patronlar ne yaptı?

En büyük beş firmada ham madde (buğday) maliyetin yaklaşık yüzde 90’ı. İşçilik sadece yüzde 2.1’i. Kâr marjı da düşük olunca, patronların eli fiyat mekanizmasıyla sofradaki ekmeğe uzanıyor.

Uğur Zengin’in yazısı