Seydîxan Bozkır: 'Bağlantılı savaşlar' çağı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ortadoğu’yu bugün anlamak, görünmez çelik tellerle birbirine bağlanmış devasa bir sarkaç mekanizmasını izlemeye benziyor. Haritanın güney ucunda, ıssız bir sahil şeridinden fırlatılan tek bir insansız hava aracı veya balistik füze, yüzlerce mil ötedeki ışıltılı bir başkentin havalimanını anında felce uğratabiliyor; Basra Körfezi’ndeki barut kokusu Kızıldeniz’in sularını dalgalandırabiliyor. Ortadoğu 101 böyle bir şey…

Artık sınırların içine hapsedilebilen, tek bir cephede başlayıp orada sönümlenen yalıtılmış krizler döneminin geride kaldığı genel bir kabul. Karşımızda duran tablo, birbirini besleyen, çatışma maliyetlerini diğer coğrafyalara aktaran ve güvenlik mimarisini kökten sarsan “bağlantılı savaşlar” çağıdır.

Bu yeni dönemin en somut çelişkisi, enerji damarlarının boğulduğu su yollarında arz ediyor. Küresel dikkat yıllarca Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlere kilitlenmişken, bugün Hürmüz ile Babülmendep Boğazı arasında iki uçlu bir deniz kıskacı oluşmuş durumda. Körfez’in doğusundaki abluka tehdidinden kaçmak ve petrol akışını güvenceye almak için çölü boydan boya aşıp Kızıldeniz kıyısındaki limanlara uzatılan boru hatları, batı kapısını tutan silahlı güçlerin doğrudan hedefi haline geliyor.

Böylece uluslararası ticaret, yerleşik deniz hukukunun kurallarına göre değil; stratejik adaları, boğaz geçişlerini ve burunları kontrol eden devlet-dışı aktörlerin keyfi “geçiş rızasına” teslim oluyor. Resmi bir donanmaya ihtiyaç duymaksızın, dar su yollarını füzelerle denetleyen yapılar, küresel ticaretin üzerinde sessizce bir “geçiş kirası” düzeni kurmuş durumda.

Seydîxan Bozkır’ın yazısı