Burak Tayiz: Tasarruf sahibi giderek yatırımcıya dönüşüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de tasarruf davranışı son yıl­larda sessizce değişiyor. Birikimini yalnız bankada tutan tasarruf sahibinin yerini; fonu, mevduatı, altını, dövizi ve hisseyi aynı anda takip eden daha finan­sallaşmış bir hane profili alıyor. Tasarruf sahibi giderek yatırımcıya dönüşüyor.

Bu değişimi ise yalnız finansal okurya­zarlığın artmasıyla açıklamak zor. Merke­zi Kayıt Kuruluşu verilerine göre 2020 so­nunda yatırım fonu yatırımcısı 3 milyon 63 bin kişiydi. Eylül 2026’da sayı yaklaşık 5,93 milyona çıktı. Buna karşılık

Türkiye’de finansal okuryazarlıkta ay­nı ölçekte bir sıçrama görünmüyor. Kar­şılaştırılabilir Finansal Okuryazarlık En­deksi 2020’de 60,8 iken 2022’de 62,1’e yükseldi; iki yıldaki artış yalnız 1,3 puan­dı. Buna karşılık son 6 yılda bu rakam iki katına yaklaştı. Bugün toplumun sadece yüzde 12’si finansal bilgiyi davranışlarına yansıtan ve finansal kararlarında tutarlı bir tutum sergileyen grupta.

2020 sonunda 3 milyon 63 bin olan ya­tırım fonu yatırımcısı sayısı, ise 2026’da 5,9 milyonun üzerine çıktı. Başka bir ifa­deyle, 6 yılda yatırım fonlarına katılanla­rın sayısı yaklaşık yüzde 94 arttı. Bu ra­kamlar bize şunu söylüyor: finansal ürün­lere katılım, finansal bilgi ve yetkinliğin gelişiminden çok daha hızlı ilerliyor. Mil­yonlarca insanın tasarruf biçimini değiş­tiren kitlesel bir finansallaşmadan söz ediyoruz.

Konunun sürdürülebilir kalkınmayı il­gilendiren tarafı şu: hanelerin tasarrufla­rını hangi koşullarda koruduğu, ne kadar risk üstlendiği ve finansal sisteme ne öl­çüde güvenebildiği. Finansal derinleşme, tasarruf sahibini daha kırılgan hale getiri­yorsa tek başına bir gelişmişlik göstergesi sayılamaz.

Burak Tayiz’in yazısı