Bugün Dünya Tromboz Günü: Kadınlar hangi dönemlerde daha fazla risk altında?

Her yıl dünyadaki bin kişiden ortalama bir ikisinde tromboz (pıhtı oluşması) gelişiyor. Yılda üç milyondan fazla insanın ölümüne yol açıyor. Türkiye’de buna bağlı yılda 30 bin kişinin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor.

Fotoğraf: AA

Yaş ilerledikçe damar yapısının değişmesi ve hareketsizlik tromboz riskini artırıyor.

Basitçe tromboz, bir kan damarı içinde kan pıhtısının oluşması. Normal koşullarda kanın pıhtılaşması, kanamayı durduran koruyucu bir mekanizma. Ancak damar duvarında hasar, kan akımında yavaşlama veya kanın pıhtılaşmaya yatkınlığında artış olduğunda damar içinde tromboz gelişebiliyor. Bu, kan akışını engelliyor ya da azaltabiliyor. Derin ven trombozu (venöz-toplardamar) veya koroner arter (arteriyel-atardamar) gibi herhangi bir damarda gelişebiliyor.

Uluslararası Tromboz ve Hemostaz Derneği (ISTH), bu yıl Dünya Tromboz Günü’nde odağına kadınları aldı ve ‘Baştan Ayağa Kontrolü Ele Alın: Trombozu Önleyin, Sağlığınızı Koruyun‘ temasını belirledi.

Aslında erkeklerde tromboz görülme sıklığı kadınlardan biraz daha yüksek. Ancak kadınlar, hayatlarının belirli dönemlerinde (gebelik, doğum sonrası, hormonal ilaç kullanımı) erkeklerde hiç bulunmayan çok ciddi ve ani pıhtılaşma riskleriyle karşı karşıya kalabiliyorlar.

Türk Toraks Derneği Klinik Sorunlar Çalışma Grubu, yaptığı yazılı açıklamada tromboza ve kadınlardaki riskine karşı uyardı: “Gebelik, doğum sonrası dönem, östrojen içeren doğum kontrol ilaçları ve bazı hormon tedavileri kadınlarda pıhtı oluşma riskini artırabiliyor. Risk faktörlerinin bulunması mutlaka pıhtı gelişeceği anlamına gelmese de kişiye uygun koruyucu önlemlerin belirlenmesi için önemli.”

Özellikle bacakların derin toplardamarlarında gelişen tromboz, derin ven trombozu (DVT) olarak adlandırılıyor. Trombozun kopup kan dolaşımıyla gittiği akciğer damarlarını tıkaması ise pulmoner emboliye (PE) yol açıyor. PE, zamanında tanı konulup tedavi edilmezse ölümcül olabiliyor.

Trombozun her zaman önlenemese de birçok olguda riskin azaltılabileceğini belirten dernek, düzenli fiziksel aktivite, uzun süre hareketsiz kalmamak, uzun yolculuklarda ara verip yürümek ve bacak egzersizleri yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve sigaradan uzak durmanın yararlı alışkanlıklar olduğunu hatırlattı.

Ameliyat sonrasında ve hastanede yatış sırasında, hastanın sağlık durumu elverdiğinde mümkün olan en erken dönemde hareket etmesi önemli. Yüksek riskli hastalardaysa hekim değerlendirmesiyle koruyucu antikoagülan ilaçlar veya mekanik yöntemler kullanılabiliyor.

Bu belirtilere dikkat!

Dernek şu semptomlara dikkat çekti:

  • Uzun süreli hareketsizlik ve yatak istirahati, büyük ameliyatlar (özellikle kalça ve diz cerrahileri), travmalar, hastanede yatış, ileri yaş, obezite, kanser, daha önce geçirilmiş tromboz, aile öyküsü ve bazı kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları tromboz riskini artırıyor.
  • DVT’de en sık tek bacakta şişlik, ağrı, hassasiyet, kızarıklık ve sıcaklık artışı şikâyetleri olur.
  • PE’de ise ani başlayan veya açıklanamayan nefes darlığı, nefes almakla artabilen göğüs ya da sırt ağrısı, çarpıntı, öksürük, kanlı balgam veya bayılma şikâyetleri olur. Özellikle ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtilerde zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nden tıbbi yardım istenmeli.
  • Tromboz yalnızca ileri yaştaki veya ağır hastalığı bulunan kişileri değil, genç ve daha önce sağlıklı olan bireyleri de etkileyebilir. Bu nedenle risk faktörlerinin bilinmesi, belirtilerin erken fark edilmesi ve zamanında sağlık hizmetine başvurulması büyük önem taşır. Doğru önlemler ve erken müdahale sayesinde tromboza bağlı ciddi sağlık sorunlarının önemli bir bölümü önlenebilir.

Türkiye’de ölüm istatistikleri: En büyük neden dolaşım hastalıkları