Volkan Yaraşır: 'Hepimiz tehlikedeyiz' diyen Pasolini, faşizmin normalleştirilmesine karşı tetikte olun diyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Faşizmin en zayıf noktası yarattığı büyünün hızla bozulması ve teşhiridir. Bunu en iyi ve en etkili yapan kimliklerden birisi kuşkusuz Paolo Pasolini… Şair, senarist ve yönetmen olan Pasolini sarsıcı ve şok edici “Salo ya da Sodom’un 120 Günü” adlı filmiyle, en büyük erdemin faşizmden nefret olduğu gösterir.

Pasolini, filmiyle sadece klasik faşizme gönderme yapmaz. Aslında iktidar ve aktüel faşizmin biçimlenişini de anlatır. Hatta Pasolini’ye bir iktidar kuramcısı da diyebiliriz. Filmde şiddetin son derece rasyonel ve soğukkanlı ve hedef odaklı işlediğini görürsünüz. Pasolini’yi izleyenler, “Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi gerçek mi?” sorusunun ne kadar boş bir soru olduğu anlayacaktır. Çünkü faşizmde düşünüldüğü gibi yasa ortadan kalmaz, tam tersine yasa her şeyi olanaklı hale getirir. Şiddet başlı başına bir düzen haline gelir.

Pasolini bir komünist ve eşcinseldir. Hatta komünist partisinden eşcinsel olduğu için atılır. Devletçi sosyalistlerin statükoculuğunu, muhafazarkarlığını ve çifte ahlakını bizzat yaşayarak deneyimler. Yaşamının sonuna kadar komünist ve aktif bir anti faşist olarak kalır. Aykırı ve ezber bozucudur. Çalışmalarının bütününde faşizmi, otoriteyi, iktidarı, burjuva ahlakı ve içimizdeki faşizmi teşhir eder.

Pasolini belki faşizmin teorik mahiyetini genişleterek, bazı teorik ve sınıfsal analiz boşlukları içine düşse de bir yoldaş ve gerçek bir anti faşist olarak bizi geçmişten uyarıyor. “Hepimiz tehlikedeyiz” diyen Pasolini, faşizmin hayatın tüm alanlarına nüfuz edişine ve bunun normalleştirilmesine karşı tetikte olun diyor. “Salo ya da Sodom’un 12O Günü” filmini izlemenin bile ruhumuzda bıraktığı etki gibi faşizme karşı sessiz kalmanın ve suç ortağı olmanın ne kadar kolay olabileceğini bize gösteriyor.

Volkan Yaraşır’ın yazısı