Darbeciler hesap vermeden öldü, 'Kamber Ateş nasılsın?'

 

BERXWEDAN YARUK*

Mamak Askeri Cezaevi’nde 1983 yılının o ağır günlerinde tecritte tutulan Kamber Ateş’e bir mektup gelir. Mektup annesinin son isteği ve hasretini taşır: “Önümüzdeki görüşte annen ziyaretine gelecek. Annen sen içeri düştüğün günden beri, ‘Ne olur beni oğluma götürün. Dünya gözüyle oğlumu son bir kez daha göreyim’ diyerek başımızın etini yiyordu. Kısmet bu görüşeymiş, getiriyoruz.”

Anne İpek Ateş, daha önce hiç Sivas İmranlı’nın sınırlarının dışına çıkmamıştır ve kendini ifade edebildiği tek dil, anadili Kürtçe’dir. Cezaevinde ise Kürtçe yasaktır ve Mamak Cezaevi’nde görüş günleri tutsak için de aileler için de işkence anlarına dönmektedir. Kamber Ateş’in sevinci, tedirginliğinin gölgesinde kalır bu yüzden.

Görüş günü gelir. Anne İpek Ateş, daracık kabinden oğluna Türkçe seslenir: “Kamber Ateş nasılsın?” 

Kamber Ateş, “İyiyim anacığım” der. Ancak peşi sıra aynı cümle başka bir tonla gelir. Art arda durmadan bambaşka seslerle tekrarlanır cümle. Anne İpek, bildiği üç kelime Türkçe’yle oğluyla hasret gidermeye çalışır: “Kamber Ateş nasılsın?”

Yargılama tiyatrosu

Geçtiğimiz ay darbe generali Kenan Evren 98 yaşında öldü. Ölmeden önce silah arkadaşı emekli hava kuvvetleri komutanı Tahsin Şahinkaya’yla birlikte teatral bir yargılamaya tabi tutuldular. Darbeci generallerin gitmeye tenezzül etmediği mahkemeye, Berfo Ana 105 yaşında dahil olmuş, oğlunun hesabını sormuştu.

Evren ölmeden evvel ressam oldu, pişman olmadı. Şahinkaya ise Time dergisinde en zengin 50 general arasında gösterildi ve geçtiğimiz gün 90 yaşında öldü.

Yunanistan ve Arjantin halkı cuntacılara ne yaptı?

Dünyada darbe görmüş ilk ya da tek ülke değiliz elbette, lakin darbecileri yargılamak için sandık kurup onay alarak hesaplaşmayan ‘değerli ve yalnız’ biricik ülkeyiz. Cuntacı ve yoldaşlarının cenazelerine düzenlenen devlet törenlerine, okullara, caddelere verilen isimlerine ve yedi sülalelerine yetecek savaş zenginliği konusuna girmiyorum bile.

Son dönemde Yunanistan’ı çok konuşur ve izler olduk. Komşuda atraksiyon bitmiyor. Çok değil, bizden 13 sene evvel 1967’de Georgios Papandreou’nun seçimleri tekrar kazanmasından korkan ve ‘komünist‘ bir tehlike olduğunu savunan bir grup albay 21 Nisan günü Yunanistan’da yönetime el koymuştu.

Cunta çökünce 24 Kasım 1974’te gözaltına alınan lideri Papadopulos’un davası 28 Temmuz 1975’te başladı. 23 Ağustos 1975’te sona eren davada cuntanın başındaki isimler vatan hainliği suçundan idam cezasına çarptırıldı.

Daha sonra bu cezalar ömür boyu hapse çevrildi. Papadopolous ve diğerleri ömürlerinin sonuna kadar hapiste kaldı.

Arjantin 1976 ile 1983 yılları arasında askeri rejimle yönetildi. Ülkenin demokrasisine ve ekonomisine verdikleri zarar sonrası Nisan 2007’de cunta liderleri Videla ile Massera ömür boyu hapis cezalarının geri kalan kısmını tamamlamak üzere ev hapsine mahkum oldu.

Bizimle aşağı yukarı aynı demlere denk gelen iki cuntanın hesaplaşma süreci gördüğünüz şekildedir. Her iki ülkede de yaşanan değişim-gelişim de ortada.

Yurdum cuntacısı zenginlik içinde öldü

Huzurla, zenginlik içinde ve özgür bir ortamda hesap vermeden 90’larında ölen iki cunta lideri eliyle Türkiye’de,

7 bin kişiye idam istendi,
517 kişiye idam cezası verildi,
Onaylanan 54 idamın 50’si infaz edildi,
650 bin kişi gözaltına alındı,
1 milyon 683 bin kişi fişlendi,
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı,
4 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı,
Yaklaşık 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti,
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü,
171 kişi işkenceler sonucu öldü,
3 bin 854 öğretmen, 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi,
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi,
31 gazeteci cezaevine girdi,
Üç gazeteci silahla öldürüldü,
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.

Hem Kenan Evren, hem de Tahsin Şahinkaya, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları kesinleşmeden öldü. Bu nedenle dosyaları düşecek. Böylece mahkemenin kararı kesinleşecek, Evren ve Şahinkaya darbe suçundan hüküm giymemiş olacak.

Tiyatro bitti.

* Gazeteci