Çisil Sohodol: Yeşil dönüşüm birkaç büyük şirketin pahalı bir ayrıcalığı kalırsa adına 'dönüşüm' diye­meyiz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir tarafta iklim hedefleri, döngüsel ekonomi, kaynak ve­rimliliği ve yeni düzenlemeler; diğer tarafta günlük nakit akışı­nı, enerji maliyetini, ihracatı ve rekabetçiliğini yönetmeye çalı­şan işletmeler var.

Bu iki dünyanın birbirine yak­laşması gerekiyor.

Sıfır Atık Vakfı tarafından ger­çekleştirilen saha çalışmaların­da da dönüşüm isteğinin bulun­duğu ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş sü­releri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama ka­pasitesindeki eksikliklerin ya­tırımların önündeki önemli en­geller arasında olduğu vurgula­nıyor.

Aslında bu tespit bize çok önemli bir şeyi söylüyor: İş dün­yasına yalnızca “dönüşmelisi­niz” demek yetmiyor. Dönüşebi­lecekleri koşulları da yaratmak gerekiyor.

Bu nedenle önümüzdeki yıl­larda bankaların rolünü de fark­lı değerlendireceğiz. Finans sek­törü yeşil dönüşümde yalnızca parayı sağlayan taraf olmayacak; hangi yatırımların ölçeklenece­ğini, hangi teknolojilerin yaygın­laşacağını ve dönüşümün eko­nominin ne kadar geniş bir bölü­müne ulaşabileceğini etkileyen aktörlerden biri olacak.

COP31’e yaklaşırken Türkiye için belki de en değerli çıktı da­ha fazla sürdürülebilirlik sloganı üretmek değil, iklim hedeflerini ekonominin gerçekleriyle buluş­turan mekanizmaları çoğaltmak olacaktır.

Çünkü yeşil dönüşüm birkaç büyük şirketin gerçekleştirebil­diği pahalı bir ayrıcalık olarak kalırsa adına “dönüşüm” diye­meyiz.

Fabrikaya, organize sanayi bölgesine, belediyeye, girişim­ciye ve KOBİ’ye ulaşabildiği öl­çüde gerçek bir ekonomik dönü­şümden söz edebiliriz.

Ve belki artık sürdürülebilirlik konusunda sormamız gereken soru da değişmeli.

“Kim daha iddialı bir hedef açıkladı?” yerine, “Kim bu hedefi uygulanabilir hale getirdi?”

Çünkü COP31’e giderken Tür­kiye’nin ihtiyacı yeni hedefler­den çok, hedeflerle yatırım ara­sındaki mesafeyi kapatmak.

Çisil Sohodol’un yazısı