Meral Sözen: Hayatı engellilere dar eden toplum da sorumlu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir anne engelli çocuğunu öldürdü ve ardından kendi hayatına son verdi. Haber, ana akımda “dehşet, dram, yürek burkan olay” ifadeleriyle dolaşıma girdi. Konuya hakim olan engelli topluluklarında ise yapısal sorunları ortaya koyan çok haklı bir sistem eleştirisiyle karşımıza çıktı.

Dikkat ederseniz anlatılan yalnızca ebeveynin hikayesi oluyor. Engelli çocuk, sadece ailenin taşıdığı ağır yüklerin ve acıların bir nesnesi konumunda. Kendi iradesi dışında yaşamı sonlandırılan engelli bir kişi var burada. Elbette bu olay koşullardan bağımsız gerçekleşmedi ancak anneyi bu aşamaya getiren şartların ifşası, giderek bir “mazur gösterme” söylemine dönüşüyor. 

Yaşanan olayı, “ağır gelecek kaygısının çaresizleştirdiği bir annenin engelli çocuğunu öldürmek zorunda kalması” olarak okuduğumuzda belki ince görünen ama çok keskin bir hataya düşüyoruz. Çaresizlik belki bir açıklamadır ama bir ruhsat değil. Bu denli bir çaresizliği doğuran, içinde yaşadığımız sağlamcı kapitalist düzendir.

Türlü ön yargısı ve ayrımcılığıyla hayatı engellilere dar eden toplum da sorumlu. Şüphesiz ki buradaki suçu da tıpkı bakım görevini yıktığımız gibi tek bir kişiye yıkamayız. Ama bu bir suç. Engelli kişinin, hele ki zihinsel engelliyse, bakım vereni olmadan sürdüreceği hayatın yaşamaya değer olmadığına ve onun büyük acılar çekeceğine, bu acıları çekmektense ölmesinin onun için daha iyi olacağına karar vermek, bakım veren dahil kimsenin tasarrufunda değil.   

Meral Sözen’in yazısı