Nuray Sancar: Kuyu tipi, ruh sağlığını tehdit eden bir kapatılma tarzı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Alfabenin neredeyse bütün harfleri kullanılarak inşa edilen cezaevlerinin içinde resmi adı Y ve S tipi olarak geçen tecrit binaları tutukluların taktığı adla ‘kuyu tipi’ cezaevi, buraya en son Deniz Göktaş ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın gönderilmesiyle yeniden gündeme geldi. Henüz haklarında iddianamenin bile hazırlanmadığı, atfedilen suçun ne olduğunun belli olmadığı bu iki isim, ağır izolasyon koşullarındaki hücrelere kapatıldılar.

Kuyu tipi cezaevi ışık görmeyen, içinde hareket etmenin zor, günün 23 saatinin tek başına geçirildiği hücre anlamına geliyor. 1 saatlik havalandırma sırasında güneş ışınlarının ancak yüksek duvarları yalayabildiği, yağmur ve soğuk için hiçbir korunak donanımının olmadığı, kendisini bir kuyunun dibinde gibi hisseden kişinin beden ve ruh sağlığını tehdit eden bir sosyal izolasyon ortamı.

Tutuklular ve yakınları kuyu tipi cezaevlerinin kapatılması için uzun zamandır mücadele ediyorlar. Sesleri çok az duyuluyor.

Bizim ülkemizde cezaevleri kanunla belirlenen suç kapsamında kişinin ceza süresi boyunca sadece önceki sosyal ilişkilerinden uzaklaştırıldığı bir mekan olmadı hiç. ‘Topluma yeniden kazandırılmak için’ kişinin ceza süresini ruh ve beden sağlığını koruyarak tamamladığı bir yerden çok, her bakımdan sağlıksız ve kin biriktirerek çıktığı mekanlar oldu.

Kuyu tipi ise, cezaevi içinde yeni ceza tekniklerinin uygulandığı, kişiyi benliğinden uzaklaştıran, ruh sağlığını tehdit eden bir kapatılma tarzı.

Nuray Sancar’ın yazısı