CHP, Suriye’de Esed’le, Mısır’da Sisi’yle el sıkışmadığı için Ak Parti’ye muhalefet ediyor. Gariban sığınmacıların rızkına göz dikmelerinden bahsetmiyorum bile.
MHP ise, hâlen ya ‘kart kurt’ ve ‘ya sev, ya terk et’ seviyesinde değerlendirdiği Kürt meselesinin barışçıl herhangi bir yolla çözülmesinden yana değil. Mazrufun içeriğini değiştirmek değil, zarfı komple yakmaktan yana.
Ak Parti’yi bekleyen tehlike de burada yatıyor. İktidarı kaybetmemiş görünüp ‘kuyruğu dik tutmak’ için bir koalisyona girmek, geçtiğimiz 12 yıllık ‘mucize’ dönemiyle arasındaki mesafeyi büyütmek ve hatta daha kötüsü onun 17-25 Aralık darbesine indirgenmesine vesile olmak, halka kendisini anlattığı ve teveccüh bulduğu bütün tezlerinin, anti-tezi olan, en büyüğü %25 alabilmiş partilerle eşitlenmek…
Böylesi bir stratejik hata, Ak Parti’ye bakınca seçmenin ‘bence şimdi sen de herhangi bir partisin’ demesine yol açacaktır.
O gün geldiğinde, ‘global meşruiyet, uzlaşma, büyük restorasyon’ gibi güzellemeler de işe yaramayacaktır.