Deniz İpek: Çocukluk sermayeye emanet edilirken…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Süleyman Tuna Ergüler ve Eymen Enes Aygece 16 yaşındaydı. Mesleki eğitim merkezi (MESEM) kapsamında Alanya’da bir otelde çalışıyorlardı. Kaldıkları personel lojmanında çıkan yangında ağır yaralandılar. Eymen 37 gün, Süleyman ise 39 gün süren yaşam mücadelelerinin ardından hayatını kaybetti.

Onların ölümü çocuk emeğini üretimin olağan parçası haline getiren anlayışın sonucudur. MESEM’lerle birlikte çocuklar eğitim hakkının öznesi olmaktan giderek uzaklaştırılıyor; işletmelerin ucuz iş gücü ihtiyacının parçası haline getiriliyor. Eğitim ile üretim arasındaki denge bozuldukça çocukluk da metalaşıyor. Çocuğun okuldaki zamanı, bedeni ve geleceği piyasanın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleniyor. Bugün çocuk emeği istisna değil, ekonomik büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri haline getiriliyor.

İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2013 yılından bu yana en az 852 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu çocukların 291’i henüz 5-14 yaş grubundaydı. Tarımda, sanayide, turizmde, inşaatta… Çocuklar eğitim sıralarında değil, üretim alanlarında ölüyor. Bu tablo yalnızca yoksulluğun sonucu değildir.

Orta vadeli program, kalkınma planı, mesleki eğitim merkezi (MESEM) uygulamaları ve organize sanayi bölgelerine açılan özel meslek liseleri birlikte okunduğunda ortak bir yönelim görülüyor: Çocuk emeğinin daha erken yaşta üretime dahil edilmesi. Kamu kaynakları mesleki eğitim teşviki adı altında sermayeye aktarılırken çocukların eğitim hakkı giderek piyasanın ihtiyaçlarına göre biçimleniyor.

Çocuk, gelişmesi gereken toplumun parçası olacak bir birey olmaktan çok üretime katılması beklenen bir emek gücü olarak görülüyor. Bu nedenle bugün yaşananlar münferit iş kazaları değil; çocuk emeğinin sermayeye adeta bir ganimet gibi sunulmasının sonucudur.

Deniz İpek’in yazısı