Sağlık kurum, kuruluşlarıyla hekimlerin farklı kanallardan yaptığı tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerini düzenleyen kılavuz tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bazı hekimler kılavuzun daha da esnetilmesi gerektiğini düşünürken, bazıları deontolojiye uygun bulmuyor.

Özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, buralarda çalışanlar ve serbest olarak mesleklerini icra eden hekimler internet, sosyal medya kanalları ve farklı mecralarda tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde bulunuyor. Bu esnada bazı kurum ve hekimler tanıtım ihlalleri yapıyor. ‘Rekabet ortamı’ oluşturuluyor. Reklama varan paylaşımlarla ‘talep yaratılmaya’ çalışılıyor.
Alanı düzenlemek isteyen hekim meslek örgütü, önceki yıl TTB odalarının, uzmanlık derneklerinin de görüşünü alarak ‘Hekimler ile Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Halka Açık Mecralarda Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetlerine İlişkin Kılavuz’u hazırladı ve bir yıl önceki 77’nci Büyük Kongre’de delegelerin oyuna sundu. Kılavuz böylece kabul edildi.
İki tabip odası iptal önergesi verdi
Ancak kılavuzun meslek ahlakı açısından sorunlu olduğunu öne süren Mersin Tabip ve Eskişehir-Bilecik Tabip Odaları kılavuzun iptali için önerge verdi. Önerge, 26-28 Haziran’da Ankara’da yapılacak TTB 78’inci Büyük Kongresi’nde görüşülecek. Muayenehaneler Derneği, kılavuzun iptali önergesine karşı olduklarını açıkladı.
Kılavuza göre hekimler, sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren (ifade, yazı, fotoğraf, video, röportaj, haber vb.) ögelere tanıtım ve bilgilendirme amacı dışında hiçbir şekilde yer veremezler. Sunulan sağlık hizmetleriyle ilgili konularda, toplumu bilgilendirmek amacıyla yapacakları tanıtımlarda kullanılacak görsellere, ilgili kurallara tam olarak uymak koşuluyla yer verilebilir.
Meslektaşlar; sağlık kurum ve kuruluşları arasında rekabete yol açan, hekimliğe ve sağlık kuruluşlarına ticari bir görünüm veren, reklam niteliğinde, kendilerini, sundukları hizmeti ya da sağlık kurum ve kuruluşunu öven, ön plana çıkaran, diğer sağlık kurum ve kuruluşları ile hekimler hakkında olumsuz ibarelere ve görüntülere yer veremezler.
Bazı hekimler kılavuzun daha da esnetilmesi gerektiğini düşünürken, iptal girişimine tepki gösteriyor. Bazılarıysa meslek ilkelerinin ‘piyasa’ koşullarına terk edilmemesi ve sağlığın ticarileşmemesi gerektiğini savunuyor.
‘Meslek örgütü içinde tartışılsın‘
Kılavuzun iptali önergesini verenlerden Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı Dr. Nazan Aksaray, konunun kongrede tüm yönleriyle ele alınacağını belirterek şöyle dedi:
“Bu konunun meslek örgütümüz içinde tartışılması gerektiğini oradan meslektaşlarımız için en iyi kararın çıkacağını düşünüyoruz.”
‘Daha da geliştirilmeli, özgürleştirilmeli‘
Muayenehaneler Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Murat Emanetoğlu, ‘sağlığın vahşi piyasa koşullarında ticarileşmesi’ne karşı duydukları endişeyi paylaşsalar da 1928 (1219 sayılı Kanun) ve 1960 (Deontoloji Nizamnamesi) yıllarının dijital öncesi mevzuatlarına sığınarak ‘toptan yasakçılığa‘ itiraz ettiklerini söyledi:
“Bu, Türk tıbbını dünyadaki evrensel biyoetik standartlardan koparacak ve en kötüsü, hekimlerimizi susturarak dijital meydanı sahte şifacılara terk edecektir.
Kılavuzu kusursuz olduğu için veya ona körü körüne bağlı olduğumuz için savunmuyoruz. Aksine Dünya Tabipler Birliği’nin (WMA) güncel standartları ışığında, iptal edilmesini tartışmayı bırakın, hekimin ‘bilim elçiliği’ misyonunu tam anlamıyla karşılayacak şekilde daha da geliştirilmesi ve özgürleştirilmesi gerektiğini savunuyoruz.
Hekim dijitalden silinirse, alanı şarlatanlar doldurur.”
Kılavuzun sağlığı ticarileştireceği iddiasına karşılık Emanetoğlu, şu yanıtı verdi:
“Kılavuz, hekimin ticari firmalarla örtülü pazarlama (influencer) yapmasını, indirim, kampanya gibi taktikleri ve hastaları nesneleştiren ameliyathane şovlarını kesin surette yasaklıyor. Reklamı serbest bırakmıyor. Onurlu hekimin liyakatini korurken, tüccar zihniyetini ezen çağdaş bir ‘hibrit model’.
Kılavuzu iptal etmek, aslında ticarileşmeye karşı kurduğumuz bu sıkı denetim mekanizmasını yok etmek demek.
Tıp onurunu, hekimleri potansiyel bir suçlu gibi susturarak değil; onları aklın ve bilimin dijital elçileri yaparak koruyacağız.”
Kılavuzdaki en tartışmalı maddelerden biri, Ek-1’de yer alan yapılan işlemlerle ilgili öncesi/sonrası görsellerine belirli koşullarda izin verilmesi (filtre, abartı ve mucize vaadi yasaklanıyor). Emanetoğlu bunun reklam değil, ‘tıbbi başarının‘ nesnel kanıtı olduğunu öne sürdü:
“Bir hekimin kendi cerrahi ve klinik yetkinliğini şeffafça sunması ‘haksız rekabet’ değil; hastanın en yetkin hekimi seçme hakkına hizmet eden evrensel bir ‘etik rekabet’.
Asıl etik ihlal; tıbbi sonucu göstermek değil, hastada var olmayan bir kusuru icat ederek onu psikolojik baskıyla ameliyata zorlamak. Kılavuz, bu istismarı hâlihazırda yasaklıyor.”
Öte yandan Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerini düzenlemek, disipline etmek için hazırladığı ‘Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’ de Kasım 2025’ten beri yürürlükte.