Kaçırıldıktan iki gün sonra polislerce kurtarılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, “Bana Serdal Taşkın isimli eski İBB müdürünün ve (İBB Başkanı) Ekrem İmamoğlu’nun kasası olduğumu söyleyerek 300 kilo altın talep ettiler” dedi.

Karaal, 17 Haziran 22:00 sıralarında kimliği belirsiz kişilerce evinin önünden bir araca bindirilerek kaçırılmıştı. İstanbul polisi, İBB yöneticisinin Tuzla’da olduğunu tespit etmiş, Karaal’ı 19 Haziran’da bir inşaatta bulmuştu.
İBB yöneticisi, tedavi gördüğü hastanede polise ifade verdi. Karaal, şüphelilerin kendisini polis olarak tanıttıktan sonra gözleri ve elleri bağlı şekilde çeşitli araçlara bindirdiğini anlattı. Araçlardan birinin şoförün Iraklı olduğunu duyduğunu belirten Karaal, işkence gördüğünü söyledi.
‘Tehdit almadım, husumetim yok’
Şüphelilerden ikisini teşhis eden Karaal’ın polis ifadesi özetle şöyle:
* İBB’de çalışmış olduğum süre zarfında benim yanıma direkt veya dolaylı olarak bir aracı göndererek hiç kimse rüşvet teklif etmedi. Ben kimseden tehdit almadım. Herhangi bir kimseyle de husumetim bulunmamaktadır.
* Olay günü sabah saatlerinde çocukları aile hekimliğine götürdüm, sonra ben Aydınevler’de Aile
Yaşam Merkezi’nde bulunan diyetisyenimle görüştüm ve Silivri duruşma salonuna araçla gittim ve aracı duruşma salonu için olan otoparka park ettim.
* Akabinde duruşma sonrasında ikametime geri döndüm, evde bir süre zaman geçirdikten sonra bir üst sokağımda bulunan kayınvalidemin evine gittim. Bu süre zarfında hiç takip edildiğimi hissetmedim ve evime geri döndüğümde ikametimin önünde bir şahıs önümü kesti ve arkamdan da birkaç kişi geldi.
‘Polisiz, emniyete götüreceğiz’ dediler’
* Bu kişiler bana polis olduklarını ve beni Vatan Emniyet’e götüreceklerini söyleyerek zorla araç içerisine soktular. Ben o an hangi araca bindiğimi göremedim. Araç içerisinde kafamı bacaklarımın arasına kadar bastırdılar. Beni bir süre götürdükten sonra aracın yanına sıfıra sıfır bir araç yanaştırıp beni o araca taşıdılar. Aracın içi kahverengi renkteydi. Yanlış hatırlamıyorsam araç BMW veya Mercedes marka bir araçtı. Beni bir süre bu araçta gezdirdiler.
‘Kürtçe konuşuyorlardı, bir şoför Iraklıydı’
* Bu sürede sürekli Kürtçe konuşuyorlardı. Bir süre gezdirdikten sonra yine bir aracı sıfıra sıfır yanaştırarak beni o araca taşıdılar. O aracın marka modelini bilmiyorum. Beni böyle böyle birçok araç değiştirttiler. Üçüncü veya dördüncü araçta yine Kürtçe konuşuyorlardı.
* Sonra Türkçe olarak araç şoförüne nereli olduklarını sordular. Araç şoförü Iraklı olduğunu söyledi. Iraklı olduğunu söyleyen şahıs “Esentepe Sanayi Bölgesi bizim oraya gidelim sıkıntı olmaz, bizim oralar” gibi bir cümle kurdu. Bu cümleyi diğer araca taşımak amacıyla söylediğini anladım.
* Ben bütün araçlarda kafam bacaklarımın arasında olduğu için yüzlerini göremedim ve beni hiç konuşturmuyorlardı. Aynı zamanda kafam sürekli bacaklarımın arasına bastırdıkları için yolları göremiyordum ancak iki kez Avrasya tünelinden geçtik. Ben geçtiğimizi teyipten gelen sesli anons sayesinde öğrendim.
* İlk Avrupa yakasına geçtiğimizde aracı Iraklı şoför kullanıyordu. Orada beni sarnıç gibi bir yere götürdüler. Sarnıç gibi yere girdiğimde benim üzerimden gözlüğümü, cüzdanımı ve telefonumu aldılar. Burada yedi, sekiz kişi vardı.
‘300 kilo altın talep ettiler’
* Sarnıç içerisinde beni sopalarla döverek, bana (eski İBB Kültür AŞ Genel Müdürü) Serdal Taşkın isimli eski İBB müdürünün ve Ekrem İmamoğlu’nun kasası olduğumu söyleyerek 300 kilo altın talep ettiler. Ben Serdal Taşkın’ı İBB’de çalışmaya başlayınca tanıdım ve kendisiyle iş dışında herhangi bir bağım bulunmamaktadır.
‘2,3 milyon param var, onu vereyim’ deyince ‘O para mı’ deyip dövdüler’
* Ben öyle bir paranın bende olmadığını söylediğimde bana işkence ederek “O parayı vereceksin” dediler ve sonradan “Serdal Taşkın’ın Erzincan’da sakladığı 500 kilo altını vereceksin” diyerek dövmeye devam ettiler. Ben bu sırada “Çocuklarım için biriktirdiğim 2,3 milyon param var, onu size vereyim” deyince “O para mı? Biz sana 2 milyon verelim” diyerek dövmeye devam ettiler.
* Orada kendi aralarında bilgisayar getirtelim ve parayı hesabımıza atsın dediler ancak sonradan bilgisayar getirmediler. Daha sonra oradan beni bir araca bindirerek Avrasya Tüneli’nden geçirdiler. Beni lağım gibi bir yere götürdüler ve dövmeye devam ettiler.
* Orada gözlerimi ve ellerimi bağlayarak bir aracın bağajına koydular ve beni polislerin bulduğu yere götürdüler. Orada üç, dört kişi vardı. Sürekli başımda iki kişi bekliyordu. Benim tırnaklarımı çekip sopa ve demirlerle dövmeye devam ettiler. Genelde suratlarını kapatıyorlardı ve kafamı bacaklarımın arasına bastıkları için hepsinin yüzünü görmedim. Ancak birkaçının yüzünü gördüm ve teşhis edebilirim.
‘Yaklaşık 10 kişilik ekip’
* Olayda yaklaşık 10 kişilik bir ekip vardı. Benim kafamı sürekli bacaklarımın arasına bastırmaları ve gözlerimi bağlamaları sebebiyle diğerlerinin yüzlerini göremedim.
* Ayrıca bu şahıslar telefonda farklı insanlarla da sürekli konuşuyorlardı. Kürtçe konuştukları için ne konuştuklarını anlamıyordum ancak benim durumumla alakalı konuştuklarını biliyorum. En son beni öldürecekti ancak polisler geldiği için bu işi yapamadı.
* Beni alıkoyan şahısların ne sebeple böyle bir işe kalkıştıklarını bilmiyorum. Yaşadığım kaçırılma olayında çoğu zaman benim kafamı bacaklarımın arasına sokmaları, o an yaşadığım korku-panik-baskı ve ortamın karanlık olması sebebiyle hatırlayamadığım şahıslar olabilir.
* Ben beni kaçıran, bu işe aracılık eden ve bu işten haberi olup adli makamlara bildirmeyen tüm şahıslardan, siz tarafından tespit edilen veya edilemeyen tüm şahıslardan davacı ve şikayetçiyim.
Karaal, İBB davası sanığı
Karaal, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı davada sanık.
İBB yöneticisi, Kültür A.Ş. ihalelerinde ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’ ve ‘rüşvet almak’la suçlanıyor.
Anadolu Ajansı (AA) davada henüz ifade vermeyen Karaal için “Suç tarihlerinde İBB iştiraklerinden Kültür AŞ’nin mali işler müdürü olarak görev yapıyordu” diye yazdı.