Üniversiteler, barolar, hukukçular, siyasilerin büyük kısmı, aydın ve sanatçıların büyük kısmı “Ne oluyor kardeşim?” diye haykırmıyor. Sokaklara dökülmüyor. En basit suçlamalarla insanları gece yarıları evlerini basıp alamazsınız! Hemen hemen herkesi gözaltına alıp, tutuklayıp yargılayamazsınız!
Gözaltına aldığınız insanları teşhir edemezsiniz! Gizli soruşturmayı yandaş basına sızdıramazsınız! Ciddi bir suçlama ve delil olmada insanlardan kan, idrar, tırnak, saç örneği alamazsınız! Yargılamada “Yüz yüzelik esastır, nedir bu gizli tanıklar, kimse yüzlerini görmüyor, kim olduğunu bilmiyor, in midir cin midir, bu ne haldir!” demiyor.
Duruşmaya giriyorsunuz. Hakimin kürsüsünün karşısında bir küçük ekran var. Buzlanmış bir görüntü, mekanik bir ses, hakim bir şeyler soruyor oradan mekanik bir ses cevap veriyor. Kim bu diyorsunuz Meşe diyorlar. Meşe konuşuyor. Eline verilmiş yazılı bir metinden okuyup soruları cevaplıyor. Ve bu Meşe’nin tanıklığına dayanarak insanları aylarca hapiste tutuyorlar, mahkum ediyorlar.
Böyle adil yargılama olmaz. Böyle yargılama olmaz. Kovboy filmlerindeki gibi yaşamak istemiyoruz.