Türkiye İstatistik Kurumu’nun hesabına göre işsizlik oranının tarihi düşük seviyelere inmesindeki belirleyici faktörün istihdam artışı değil, işgücü haricinde sayılan nüfustaki yüksek artış olduğu üzerinde durmuştuk. TÜİK istatistiklerine göre işsizlik oranı ve işsiz sayısı hesabında, hesap dışı tutulan nüfus yüksek miktarda artınca, işsiz sayısı da hesapta düşmüş gözüküyor. Öyle ki istihdam edilenlerin sayısında düşüş olmasına rağmen işsiz sayısı artmak yerine düşebiliyor.
TÜİK’in işsizlik istatistiklerinde en büyük hareket istihdam ve işsizlik, hatta nüfus tarafında değil. En büyük hareketler, işgücü haricinde sayılan ve böylece işsizlik hesaplarının dışında tutulan nüfusta ortaya çıkıyor. En büyük oynamalar işsizlik hesabının dışında tutulan bu kesimde görülüyor.
2025 yılı örneğinde gördüğümüz gibi çalışma çağındaki toplam nüfustaki artış 469 bin kişi iken işgücü haricinde sayılan nüfustaki artış 669 bin ile nüfus artışının 1,42 katı. İşgücü içinde sayılmayanların önemli kalemlerinden olan potansiyel işgücü, yani çalışmaya istekli olduğu halde umutları kalmadığı için iş aramaktan vazgeçenlerin sayısındaki artış 908 bin kişi ile nüfus artışının 1,94 katı.
Bu nedenle işgücü haricinde kabul edilen bu gruba daha yakından bakmak işsizlik istatistiklerini daha doğru değerlendirmek açısından gerekli.