9 Soruda Grönland krizi 

ABD ve Rusya arasındaki Grönland adasının 57 bin yurttaşı günlerdir haberlerden başını kaldıramıyor. 

Dünya’nın en soğuk, çorak ve uzak bölgesinde kuşaklar boyunca unutulmuş yaşadıktan sonra, endişeyle, ABD Başkanı Donald Trump’ın adayı ilhak etme planlarını okuyorlar. 

Grönland’ın 20 bin nüfuslu başkenti Nuuk. Fotoğraflar: The New York Times

Başkan adaylığı boyunca ‘Önce Amerika’ (America First) düsturuyla ABD’nin dış müdahalelerini azaltacağını vaadeden Trump, seçimleri kazanınca söylediklerini yutmuştu. 

79 yaşındaki başkan, önce Aralık 2024’te NATO üyesi Danimarka’ya bağlı özerk Grönland’ın mülkiyetini ABD için ‘mutlak zorunluluk’ saydı. Sonra adanın ‘Rus ve Çin gemileriyle çevrili’ olduğunu iddia etti.

Şimdiyse ‘ulusal güvenlik’ bahanesiyle dünyanın en büyük adası Grönland’ı almak için askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceğini ima ediyor. Başkana göre Grönland’ın mülkiyeti, ‘başarıya ulaşmak için psikolojik olarak gerekli.’ 

Öte yandan küresel ısınma nedeniyle buzulların eridiği Grönland’da‘çevreci’ teknolojiler için kritik nadir toprak elementleri (disproiyum, neodimyum vs.) gibi doğal kaynaklar açığa çıkıyor. 

Grönland, –yaklaşık 2,16 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle– Fransa, Britanya, İspanya, İtalya ve Almanya’nın toplamından büyük. 

Danimarka, toprağını satmak istemiyor. Grönland yönetimi ve halkı da ABD’ye katılmaya karşı. Ama dünün milyarder emlakçısı, bugünün başkanı Trump için ‘dünyanın en büyük adası’ fikri hayli cazip.  

Diken, Grönland krizini 9 soruda özetledi…

Grönland nasıl bir anda gündeme oturdu?

Küresel ısınma nedeniyle buzulların eridiği Grönland’da daha önce ulaşılamayan doğal kaynaklar ve yeni deniz yolları ortaya çıkıyor. 

ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’nin verilerine göre Arktik’te deniz buzunun kapladığı alan, 1981-2010 dönemine kıyasla yüzde 27 azalarak ortalama 4,6 milyon kilometrekareye düştü; neredeyse Libya büyüklüğünde buzul yokoldu.

Kuzey Kutbu’nun altında kara bulunmadığından, daha önce ulaşılamayan deniz alanları açığa çıktı. 

Henüz büyük ölçüde metalik madenciliğin başlamadığı bölge, zamanla erişilebilir hale geleceği için ticari ve askeri bakımdan el üstünde tutuluyor. 

Temiz enerjiye geçişte nadir metallere ve kritik minerallere talep artınca, kaynak zengini bölgelerde metalik madencilik için bilhassa ABD ile Çin arasında bir ‘sömürge yarışı’ başladı. 

Küresel güç savaşının ‘en güçlü silahı’na dönüşen nadir elementlerin kontrolü şimdilik Çin’in elinde. 

Trump’ın son haftalarda ‘ulusal güvenlik’i bahane ederek NATO üyesi Danimarka’dan Grönland’ı almak için askeri güç kullanmaktan bile çekinmeyeceğini –ben diliyle– ima etmesi, dünyanın en büyük askeri ve ekonomik birliğini sarsan bir diplomatik krize yol açtı. 

4 Ocak’ta “Kesinlikle (Grönland’a) ihtiyacımız var” diyen Trump, adanın ‘Rus ve Çin gemileriyle çevrili’ olduğunu iddia etmişti:

‘‘Rusya ve Çin Grönland’ı ele geçirmek isterse Danimarka’nın eli kolu bağlanır; ama biz her şeyi yapabiliriz.’’ 

Oysa ABD’nin, 1951’de imzalanan Grönland Savunma Anlaşması’ndan bu yana adada Thule Hava Üssü başta olmak üzere askeri altyapısı var. 

Üstelik 2004’te yenilenen anlaşmaya göre ABD, Grönland ve Danimarka’ya danışarak, adadaki askeri varlığını güçlendirme hakkına sahip.

Yine de Grönland ısrarını sürdüren Trump, adayı satın almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle sekiz Avrupa ülkesine gümrük vergisi getireceğini açıkladı.

9 Ocak’ta petrol şirketlerinin yöneticileriyle biraraya gelen Trump, yine Grönland’ı ilhak etmekle tehdit ederek “Hoşlarına gitsin ya da gitmesin Grönland konusunda bir şeyler yapacağım” dedi.

Grönland, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Batı-merkezli düzenin belkemiği NATO’nun 5’inci maddesiyle korunuyor: Üye bir ülkeye saldırı, tüm üye ülkelere yapılmış sayılır. 

Tabii 5’inci madde üye ülkeleri dış saldırılardan korumak için hazırlanmıştı, birbirinden değil. 

Grönland nasıl bir yer, kim yönetiyor?

Yaklaşık 57 bin nüfuslu Grönland, dünyanın en büyük adası. Neredeyse yüzde 80’i kalın buz tabakasıyla kaplı.

NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyesi Danimarka Krallığı’na bağlı ama geniş özerkliğe sahip bir bölge. AB üyesi değilse de, Danimarka sayesinde NATO korumasında.   

Grönland bayrağı.

1953’te koloni statüsünden çıkarıldı. 2009’da tamamen özerkleşti. 

Öyle ki Grönland’ın kendi parlamentosu (Naalakkersuisut) ve hükümeti var; eğitim, sağlık, ekonomi ve yerel yasalar hükümetin yetkisinde. Fakat dış politika ve savunma Danimarka’nın sorumluluğunda. 

‘Eskimo’ diye bilinen Inuit halklarının yaşadığı adanın ihracatının yüzde 90’ı balıkçılık. Kamu bütçesinin neredeyse yarısını Danimarka sübvansiyonları oluşturuyor. 

Grönland halkı isterse referandumla bağımsızlık ilan edebiliyor. Tabii bunun için Danimarka Parlamentosu’nun onayı lazım.

Grönland’ın başkenti Nuuk’u kuran Danimarkalı misyoner Hans Egede’nin heykeli.

Avrupa Trump’ın çıkışına nasıl karşılık verdi?

Fransa, Almanya, Britanya, Norveç ve İsveç gibi bazı Avrupa ülkeleri Danimarka’ya destek çıkarak ‘askeri eğitim’ adıyla Grönland’a sembolik mahiyette az sayıda asker gönderdi.

Fransa, dağ piyade birliğinden 15 askerinin Grönland’ın başkenti Nuuk’ta olduğunu bildirdi.  

Almanya, perşembe, 13 kişilik bir keşif ekibi yollayacağını açıkladı. Hollanda ve Britanya da Danimarka’nın düzenleyeceği ‘Arktik Dayanıklılık Operasyonu’na katılacağını duyurdu.

Böylece Trump’a, ABD’nin adayı savunmak için ilhak etmesine gerek olmadığı, NATO ülkelerinin Rusya ve Çin’e karşı güvenliği rahatlıkla sağlayabileceği mesajı verildi. 

Danimarka Trump’ı nasıl yanıtladı?  

Danimarka, Trump’ın Grönland’a savurduğu tehditlerin ardından adadaki askeri varlığını artırmayı sürdürüyor.

Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, NATO müttefikleriyle birlikte adadaki askeri tatbikatları sıklaştıracağını söyledi: ‘‘Artık Grönland ve çevresindeki askeri varlığımız artacak.’’  

Gelgelelim dilinin kemiği olmayan Trump, Danimarka’nın Grönland’daki savunma gücünü tiye alarak ‘‘Evet’’ dedi. ’’İki köpek kızağından ibaret.’’

Peki ya Grönlandlılar? 

57 bin Grönlandlı olup bitenleri endişeyle takip ediyor ve muhtemelen ilk kez adalarının isminin manşetlerden düşmediğini görüyorlar. 

Grönlandlılar, balina ve fok avcılığı gibi geleneklerini sürdürseler de yüksek bir İskandinav yaşam standardına sahipler. 

Nitekim şimdi ‘Aptal değiliz’ diyerek ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetinden vazgeçerek ABD’nin eşitsiz sistemine dahil olmak istemiyorlar. 

Grönlandlı siyasetçi Naaja Nathanielsen’e göre son haftalarda Grönlandlıların tek gündemi siyasi kriz: ‘‘İnsanlar rahat uyuyamıyor, çocuklar korkuyor, habire bu mesele konuşuluyor.’’

Grönland hükümeti pazartesi, ABD’nin adayı devralmasını ‘hiçbir koşulda’ kabul etmeyeceklerini ve Grönland’ın savunmasının ‘NATO çerçevesinde’ yürütülmesi için çabalayacaklarını duyurdu.

AP’ye konuşan adalı mühendis Lars Vinter, ‘‘Trump işine bakmalı, Grönland’la ne alıp veremediği var?’’ diye serzenişte bulundu: 

‘‘Bir Rusya diyor bir Çin, sonra Grönland sularından dem vuruyor. Burada 57 bin kişiyiz. Gördüğüm tek Çinli markette çalışıyor. Her yaz balığa gidiyoruz; Grönland’da ne Çin gemisi gördüm ne Rus.’’

Başkent Nuuk’taki ana balıkçı limanının donmuş bir köşesi.

Washington Post’a konuşan 22 yaşındaki öğrenci Tuuta Mikaelsen da Danimarka ve Grönland’ın ‘geri çekil’ mesajının yerine ulaştığını umuyor: 

‘‘Burada yasalar, sağlık sigortası, her şey var. Doktora gidip hiçbir şey ödemeden çıkıyoruz. ABD’nin bunu elimizden almasını istemiyorum.’’ 

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, adanın satılık olmadığını vurgulayarak ‘‘Danimarka’yı seçiyoruz’’ derken, Milletvekili Juno Berthelsen ‘‘Burası bizim ülkemiz. Grönland, Grönlandlılarındır’’ dedi. 

Ya Amerikalılar?

​​CNN anketine göre Amerikalıların yüzde 75’i ABD’nin Grönland’ı alma çabalarına karşı çıkıyor; yüzde 52’si kesinlikle karşı. Destekleyenlerin oranıysa yalnızca yüzde 25. 

Trump’ın partisi Cumhuriyetçi seçmenler fikir ayrılığında: Yüzde 50-50. 

Demokratlarınsa yüzde 94’ü Grönland’a müdahaleye karşı çıkıyor. 

Ayrıca katılımcıların yarıdan fazlasına göre Trump, ABD sınırlarını başka ülkelere genişletmek konusunda aşırıya kaçıyor. 

Dolayısıyla Amerikalılar yalnızca Grönland meselesinde değil, başka askeri müdahalelere karşı da temkinli.

Dahası, perşembe ABD Senatosunda, Trump’ın NATO üyesi ülkelerin toprağını ilhak etmesini önlemeyi amaçlayan ve iki partinin de desteklediği yasa teklifi sunuldu: NATO Birliğini Koruma Yasası. 

Tasarı, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı’nın başka bir NATO üyesinin topraklarını ablukaya almak, işgal ya da ilhak etmek amacıyla bütçe kullanmasını yasaklamayı öngörüyor.  

ABD Grönland’a askeri harekat düzenlerse ne olur?

Trump, Grönland çıkışlarıyla, Avrupa NATO’daki askeri kapasitesini artırsın diye blöf yapıyor olabilir. Fakat hakikaten adanın toprak bütünlüğünü ortadan kaldıracak bir askeri harekat düzenlerse, yaklaşık 80 yıllık NATO hukuki ve siyasi bir açmaza sürüklenebilir. 

Çünkü NATO’nun kolektif savunmayı öngören 5’inci maddesi, bir üye ülkeye saldırının tüm üyelere yapılmış sayıldığını hükme bağlıyor. Grönland, Danimarka’ya bağlı olduğu için koruma kapsamına giriyor.

Fakat antlaşma metninde, bir NATO üyesinin başka bir NATO üyesine saldırdığı senaryo açıkça öngörülmüyor. 

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, böyle bir saldırının ittifakı çökerteceği görüşünde:

‘‘Eğer ABD bir NATO ülkesine saldırırsa her şey durur. NATO da durur, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri süregelen düzen de.’’ 

Nitekim yedi Avrupa ülkesi salı yayınladığı açıklamada, Danimarka’nın parçası Grönland’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşmasınca korunduğunu vurguladı.

Açıklamada ABD’nin, Arktik’te güvenliğin sağlanması için ‘önemli bir ortak’ olduğu da belirtilerek şöyle dendi

“Grönland, halkınındır. Danimarka ve Grönland’ı ilgilendiren konularda karar verme yetkisi yalnızca Danimarka ve Grönland’a aittir.” 

Nuuk, Grönland.

Rusya ve Çin hakikaten tehdit mi?

Trump, ‘Rusya ve Çin tehdidi’nden korumak için Grönland’ı ABD’nin alması gerektiğini çok defa yineledi. 

CNBC’ye konuşan Dartmouth Üniversitesi bünyesindeki Arktik Çalışmalar Enstitüsü’nde araştırmacı Marisol Maddox, ‘‘Rusya ve Çin’in Arktik bölgesinde işbirliğini artırdığı doğru’’ dedi ama şöyle ekledi: 

‘‘Fakat Grönland’da bu faaliyetleri görmüyoruz. Rusya ve Çin’in yalnızca ABD’nin pek yatırım yapmadığı Alaska kıyılarında ortak faaliyeti var.’’

Rusya’nın Brüksel Büyükelçiliği, perşembe, Batı’nın ‘hayali tehditlere’ karşı geliştirdiği ‘agresif planlar’ı sert eleştirdi. 

Büyükelçiliğe göre, planlanan askeri eylemler NATO’nun ‘Rusya ve Çin karşıtı politikası’nın bir parçası: ‘‘Rusya defaatle Arktik bölgesinin barış, diyalog ve işbirliği alanı olarak kalması gerektiğini savundu.’’

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen, Trump’ın aksine, tehlikenin kapıda olmadığını belirtti: ‘‘İstihbaratımıza göre neredeyse on yıldır Grönland’a Çin donanması girmedi.’’

Bağımsız araştırmacılar da bu görüşü doğruluyor. 

The New York Times’a konuşan Arktik Enstitüsü’nde araştırmacı Gabriella Gricius, Trump yönetiminin Rus ve Çin gemilerinin Grönland çevresinde dolaştığı iddiaları için ‘doğru değil’ dedi: 

“Rus ve Çin gemileri Kuzey Atlantik’te değil, Bering Boğazı’nda. Yani ABD’nin öteki tarafında.” 

Trump’ı kim, nasıl durdurabilir?

Trump 2022’deki bir söyleşisinde Grönland’ı şöyle anlatmıştı: ‘‘Haritalara bayılıyorum. Ve hep şunu söyledim: Şuranın büyüklüğüne bakın. Devasa. Burası ABD’nin olmalı.’’ 

Söylemesi bu kadar kolaydı. İnsanlar, kurallar, sağduyu…puf edilmişti. Grönland çok güzel görünüyordu ve ABD’yi yönetecek bir insanın canı, devasa adayı istemek istemişti.

Çünkü ABD’nin karşı konulamayacak denli güçlü olduğunun farkındaydı. Uluslararası hukuk ya da meşhur deyişle kurallara dayalı düzende ‘ABD istisnası’ yapılabilirdi. Hem, misilleme cesaretini hangi ülke gösterecekti? 

Geçen hafta The New York Times gazetesi, başkana epey çaresiz tınlayan bir soru sordu: ‘‘Küresel gücünüzü sınırlayabilecek bir şey var mı?’’ 

Aslında sorunun müsebbibi Trump’tan çok Amerika Birleşik Devletleri’ydi.

79 yaşındaki başkan, yine de, ‘‘Tek bir şey var’’ diye yanıtladı: ‘‘Kendi ahlakım. Kendi aklım. Beni sadece bunlar durdurabilir.’’