Kötü başlangıç yazının sonu olabilir
K

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

Kötü bir paragrafla, hatta kötü cümleyle başladığı için yüzüstü bırakılan yazılar/kitaplar mezarlığı yazı aleminde belki de en büyük alanı kaplar.

Geçenlerde Geveze diye bir kitabı karıştırıyordum. Birinci bölümün başlığı şu: “Neden Kendimizle Konuşuruz.”

Bölüme girerken dokuz cümleden oluşan iki paragraf boyunca New York kaldırımlarında ve metrosunda dolanan milyonlarca insanın aklından neler geçtiğini yüzünden anlayamadığımızı anlatıyor. Sıkıntıdan patlıyorsunuz, çünkü bilmedik bir şey yok, ilgi çekici bir şey demiyor, sürükleyici değil.

İkinci paragrafın son cümlesinde var ışık:

“İngiliz antropolog Andrew Irving’in 2010 yılında başladığı ve on dört ay boyunca sürdürdüğü çalışma tam da bunu yaparak yüzden fazla New York’lunun zihnini dinledi.”

Doğrudan bunu söyleyen bir giriş çok daha çekici. Hmm zihin dinlemiş! Nasıl oluyor acaba bu? Ne duymuş dinleyince?

Sonraki paragrafın ilk cümlesi de çekici:

“Irving’in umudu, insan zihnindeki sözel yaşantının en ham haline –daha doğrusu, bunun ses kaydı biçimindeki bir örneğine– ulaşmaksa da çalışmasının başlangıç noktası, ölüm farkındalığıyla nasıl başa çıktığımız sorusuna duyduğu meraktı.”

İşte benim anlamadığım bu: Söyleyecek merak uyandırıcı sözleriniz, anlatacak güzel bir hikayeniz var da niye incir çekirdeğini doldurmayacak lakırdılara ihtiyaç duyuyorsunuz, bir de bunları yazının başına döşüyorsunuz?

Aslına bakarsanız, ben bu kitabı daha Giriş’i okurken bırakacaktım, hatta bırakmıştım da birkaç gün sonra burun kıvıramayacağım birinden ‘güzel kitap’ uyarısı alınca geri döndüm. Kitap gerçekten güzel (Geveze – Kafamızın İçindeki Dırdırcı Ses ve Onu Dizginlemenin Yolları, Ethan Kross, Domingo Yayınları), iyi yazılmış, iyi çevrilmiş.

Yazar bir tv’de akşam haberlerine konuk olup nörobilim çalışmaları hakkında bilgi verdikten iki hafta sonra bir tehdit mektubu almış, yeni doğmuş bir kızı varmış, kafasında kendi kendine konuşuyormuş, “İkisini de tehlikeye attım, Ne yaptım ben, Bu işten nasıl kurtulacağım?” diye.

Giriş’te bunu anlatıyor uzun uzun. Bu kadar dil döktüğün bir meselede okuru aydınlatman gerekmez mi: Ne yazıyordu mektupta? Hayır, söylemiyor. Polis, “Bu olay kendiliğinden kapanıp gidecek” demiş. Galiba öyle olmuş, kitabı yazabildiğine göre. Mektupta ne yazdığının önemi olmadığını düşündü herhalde yazar, anlatacağı konu bakımından; kendisini kafasının içinde konuşup durmaya sevkettiğini göstermesini yeterli buldu. O zaman, bence, böyle ballandıra ballandıra anlatmamalı, okurda mektupla ilgili merak uyandırmamalıydı.

Yazar konuyu ‘insanileştirme’ formülünü uygulamış ama karşılamayacağı bir beklentinin, bir merakın içine okuru attığının farkında değil.

Bir iki hafta önce bir yazıyı anmıştım: ‘Lakerda’nın kökekine dair (v.2). (Daha doğrusu, bu yazının beni götürdüğü Mizanplas sitesinden bahsetmiştim.) Bu yazı da girişiyle çöp kutusunu ya da yazı mezarlığını hakedenlerden. Sizi sıkmak pahasına girişi veriyorum:

“5 yıl sonra tekrar merhaba;

Az sonra okuyacağınız yazıyı, ciddi bir şekilde gözden geçirerek tekrar yayımlıyorum. İlkin, 1 Eylül 2020’de pandeminden az bir nefes aldığımız vakit yüklemişiz siteye. O yazıya buradanulaşabilirsiniz. Üzerinden 5 sene geçtiğine göre bir güncelleme yapmanın zamanıdır…

Atladığım, hata yaptığım, yanlış anladığım yerleri düzelterek, kimi yerleri çıkartarak ve en önemlisi yeni bulduğum bilgileri (ve bunun ışığında yorumları) da ekleyerek…

Şimdi arkanıza yaslanın, bir kadeh bir şey koyun, eğer varsa yakında bir dilim de lakerda hazır edin ve buyrun okuyun…”

Bu girişte de epey laf kalabalığı, klişe var ya neyse… Bu kısa çirkinliği atlattık diyelim, lakerda hatırına, “Olaylar asırlar öncesinde İstanbul’da geçiyor”cümlesiyle hikayeye girdik, paragrafın son cümlesi de şu:

“O vakit, yolculuğumuza Statius’un dizeleri rehberliğinde M.S. 1.yy’da, Byzantion’da başlıyoruz.”

Hadi bakalım… Ama bakın sonra ne geliyor:

“5 sene sonra artık iyiden iyiye demlediğim bir fikir ile başlamak istiyorum:”

E bir cümle önce de başlamıştı, al bakalım, şimdi bir daha başlıyor.

Sonraki paragraf, inanır mısınız, hayret verici bir bilgiyle başlıyor:

“Evet, konumuz Lakerda. Muhabbet uzun.”

Konumuzun lakerda olduğunu öğrenmekle kalmadık, yazı sandığımız şeyin muhabbet olduğunu da idrak ettik. (Sık rastlıyorum, yazıdaki sohbet, muhabbet numarasına da bir ara değinmek gerek.)

Bu paragrafın son cümlesini de okumalısınız:

“Kaldığım yerden devam ediyorum…”

Eden etsin, ben devam edemem böyle bir yazıya. Zaten, birkaç paragraf aşağıda gözucuyla şu cümleyi gördüm:

“O vakit, Lakerda’nın kökenine dair olan yolculuğuma başlıyorum.”

Yani yazının sorunu bir türlü başlayamamak, sohbet kılıklı sunilikler değil, çirkinlikler de var. Tan Morgül güzel bir konuyu, emek dolu araştırmasını neredeyse çöpe çevirmiş bunlarla. Mizanplas sitesinin ‘iyi cümle peşindeki’ editörü de yazıyı edit ederken şişe şişe ‘iyi şarap’ içmiş herhalde –kafayı bulup yazının başına oturmuş olmalı.

Çöpleri ayıklayacak güç ve zaman ve iştah bulursam okuyacağım bu yazıyı.

OYUN

Kurallar ve puanlama

* Kelimeler en az 4 harfli olmalı
* Aynı harf bir kereden fazla kullanılabilir
* Özel ad yok, mastar yok

Toplam 12 kelime bulacaksın.

4 harfli kelime = 2 puan
5 harfli kelime = 4 puan
6 harfli kelime = 6 puan
7 harfli kelime = 12 puan
Ortadaki harfe 5 puan hediye

İlave her harf 3 puan

7 harfin tümünü kullanırsan 7 puan da hediye.