ELMAS TOPCU
@TopcuElmas
7 Haziran genel seçimlerini izlemek üzere Türkiye’de şu anda 33 ülkeden aralarında çok sayıda parlamenterin de bulunduğu 128 uluslararası gözlemci bulunuyor.
Özellikle son bir haftadır Bingöl, Erzurum ve Diyarbakır’da meydana gelen olaylar ve bu sabah üç ilde daha HDP müşahitlerine yönelik gözaltılar birçok vatandaşın endişesini artırırken, seçimleri izlemek üzere Türkiye’ye gelen gözlemciler ne düşünüyor?
Konuyu, milletvekili genel seçimlerini izlemek üzere Türkiye’de çalışmalar yürüten Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Sınırlı Seçim Gözlem Heyeti üyelerinden, Avusturya Parlamentosu Yeşiller Partisi milletvekili Berivan Aslan’la konuştuk.

Dün siz Ankara’da son hazırlıklarınızı yaparken Diyarbakır’da patlama oldu. Nasıl duydunuz ve neler hissettiniz?
AGİT toplantısındaydık. Parti temsilcilerinin paneli vardı, konuşmacı olarak en son Sırrı Süreyya Önder’i dinledik. Derken panel bitti, biz Sırrı Sürreya Önder ve Erdal Aksünger’le sohbet ediyorduk. Bir an Sırrı Bey, telefonuna bakıp, “Ne çok telefon gelmiş, Diyarbakır’da patlama olmuş galiba!” dedi ve hepimiz şoka uğradık.
AGİT temsilcileri olarak şaşkınlık ve hüzün hissettik. Kimse anlam veremedi, seçimden önce böyle bir olay beklemiyorduk. Çok üzüldüm, insanlar demokrasi adına bu kadar ağır bedeller vermemeli diye düşünüyorum. Ve bu tür saldırıları şiddetle kınıyorum. Avusturya’da olsaydık, herhalde milli yas ilan edilirdi, tüm siyasilerimiz olay yerine gidip, mağdurların yaralarını sarmaya çalışırlardı. Seçim seçim değil savaş alanı sanki! Oy değil can pazarı.
İnsanlar acılarını yüreklerine bastırıp ‘İlla da barış’ diyor

HDP’nin tepkisini nasıl buldunuz?
Türkiye tarihi bir seçim dönemi geçiriyor, demokrasinin bıçak üstünde olduğu bir seçime doğru gidiliyor. Barışmamak için bu kadar nefret döken zihniyete karşı, insanlar acılarını yüreklerine bastırıp illa da barış diye cevap veriyor.
7 Haziran günü siz nerede ve nasıl bir görev alacaksınız?
Ben İstanbul’da seçim denetçisi olarak görev alacağım, sandık sandık gezip seçimin ne kadar demokratik yürüdüğüne dair rapor yazacağım. Bu görevi demokratik bir toplum için boynumun borcu olarak görüyorum, o nedenle yapıyorum.
En büyük sıkıntı; gözlemcilerin durumu
AGİT’in Türkiye’deki seçimlere yönelik ara raporunda, “Demokratik seçimlerin yapılabilmesi için gerekli olanaklar genel olarak sağlanmaktadır” ibaresi yer alıyor, ama diğer taraftan çok sayıda rahatsızlık, ihlal ve yetersizlik sıralanıyor. Size göre en önemli yetersizlik, boşluk ve ihlal hangisi?
Bence en büyük sıkıntı, bizim gözümüzden tabi, gözlemcilerin durumu. Uzun vaadeli uluslararası gözlemcilerin seçimden en az altı hafta önce burada bulunmaları gerekirdi. Neticede ne kadar daha fazla bilgiye sahip olurlarsa o kadar daha detaylı analiz yapabilirler.
Unutulmasın, Türkiye sadece coğrafi olarak büyük bir ülke değil, aynı zamanda siyasi olarak da büyük bir ülke, dolayısıyla daha fazla gözlemci olması gerekiyor. Tabii bunun için AGİT’in de daha iyi bir bütçeye sahip olması lazım. Ama bunun da ötesinde en büyük sorun seçim sürecinde meydana gelen şiddet, bir çok insanın hayatını kaybettiği olayların yaşanması. Bu da Türkiye’de demokrasinin yoğun bakımda olduğunun göstergesidir.
Başkanlık sistemi vaadi net değil
Seçimler 1982 anayasası, 1961 tarihli Temel Hükümler Hakkında Kanun ile 1983 tarihli Siyasi partiler Kanunu’na dayanıyor. 2014’te kısmi reformlar yapıldı, ama temelini askeri darbeler sonrası yapılmış yasal düzenlemelerin oluşturduğu dikkat çekiyor. AGİT gözlemcisi ve Avustuya Parlamentosu üyesi olarak siz bunu hissediyor musunuz? Hissediyorsanız nerelerde?
AGİT kaygılarını ara raporunda dile getirdi. Bunlar arasında cumhurbaşkanının tarafsız olmaması, YSK’nın şikayetleri reddetmesi ya da işlemleri ertelemesi gibi konular öne çıktı. Bunların tamamına katılıyorum. Ayrıca AKP’nin istediği başkanlık modeli konusunda net bir taslak yok ortada. Hükümetin nasıl bir başkanlık modeli istediğini anlamış değilim, yani İran gibi bir model mi istiyor, yoksa ABD gibi mi bir model istiyor, bu net değil. Bu netleşmediği için de insanların kaygıları anlaşılabilir, çünkü bilinmeyen yeni bir rejim krizleri de doğurabilir, totaliter ya da egozentrik bir güce dönüşebilir.
Ben şahsen başkanlık sisteminin Türkiye gibi demokrasinin temel standartlarını yerine getiremeyen bir ülkede sistemin kilitlenmesine neden olacağı endişesini taşıyorum.
Yüzde 10 barajı koca bir kitleyi yok sayıyor
7 Haziran seçimlerine 20 partiden 9 bin 861 aday ile 165 bağımsız aday katılıyor, ancak görünür olan sadece 4-5 parti, sebebi de malum; yüzde 10 barajı. Avrupa’ya baktığımızda ise barajın ya olmadığını ya da çok düşük olduğunu, federal sistem sayesinde de küçük partilerin bile en azından yerel hükümetlerde temsil edildiğini görüyoruz.
Türkiye gibi etnik, dini, sosyal ve kültürel çeşitliliğin yoğun olduğu bir ülkede ise yüzde 10 barajı. Sizce bu adil ve demokratiklik ilkesine gölge düşürmüyor mu?
Türkiye Avrupa’nın en yüksek seçim barajına sahip ülkesi. Avrupa’da yüzde 5’in üzerinde baraj neredeyse yok! Yüzde 10 barajı, demokratik katılım standartları açısından kesinlikle eşitlikçi değil. Bu barajla, koca bir kitlenin tercihini ciddiye almamış oluyorsunuz.
Seçim günü AGİT heyeti nerede ve nasıl görev yapacak?
Seçim günü 56 AGİT gözlemcisi farklı şehirlerde görev alacaklar. Her gözlemci tercümanla beraber istediği sandıkları gezecek ve gerekli gördüğünde sandık görevlilerine soru sorma hakkı da var, tabii ki vatandaşların oy verme işlemini engelemeden. Gün sonunda ise gözetledikleri seçim sandıkları hakkında da bir rapor yazacaktır.
Türkiye’deki seçimler hiçbir ülkeyle kıyaslanamaz
Türkiye’deki seçimleri bir başka ülke ile karşılaştırmanız gerekseydi, hangi ülkedekine benzetirdiniz?
Türkiye seçimleri benim için hiçbir ülke ile kıyaslanamaz bir hal aldı.
Kediler dikkat etsin

Türkiye’deki yerel seçimlerde şüpheli elektrik kesintileri yaşanmış, Enerji Bakanı Yıldız da trafolara kedi girdiğini söylemişti. Önceki gün İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Türkiye’deki kedilere “Trafolardan uzak durun çağrısı” yaptı. Siz kedilere ne çağrı yapmak istersiniz?
Öncelikle bütün kedileri aynı trafoya, pardon kategoriye koymamak lazım. Bunun sokak kedisi var, ev kedisi var… Sonra her kedinin daldığı kendi mıntıkası varmış. Kedilere ve bilimum bütün hayvanlara çağrımdır, hangi trafoya girdiklerine dikkat etsinler, bu sefer onları bekleyen kötü bir sürpriz olabilir.