Hakemlerin bahis oynama skandalıyla ilgili yapılan yorumlara bakınca insanların futbolun temizlenmesi gibi bir derdi olduğuna inanmak güç. Çünkü açıkça görülüyor ki herkes bu skandaldan kendi tuttuğu takımın çıkarı adına birtakım sonuçlar çıkarma ve kazanım elde etme peşinde.
Aksi olsaydı, pisliğin hakemlerle sınırlı kalmadığından, federasyonundan kulüp yöneticisine, teknik direktöründen futbolcusuna, medyasından taraftarına kadar topyekûn bir kokuşmuşluktan söz edilmesi gerekirdi.
Sonuçta bahis şirketlerinin kulüplere ve liglere sponsor olduğu bir futbol düzeni içindeyiz. Federasyon ve kulüpler bahis şirketlerini sponsor sıfatıyla futbolun içine sokarken nedense hiç kimse bu durumdan rahatsız görünmüyordu.
Ne de olsa bahis şirketleri sponsorluk gereği federasyona ve kulüplere büyük paralar ödüyordu. Özellikle borç batağındaki kulüpler için bu tam anlamıyla nimetti!..
Temel hedef paraya ulaşmak olunca kirlenme kaçınılmazdır. Bu, futbolun bütün unsurları için geçerli…
Ve son olarak da şu soruyu soralım. Spor, paranın ve güç ilişkilerinin temel belirleyici olduğu bir etkinlik midir?
Elbette değil ama işte para kazanmanın aracı haline getirilince spor kaçınılmaz biçimde özünden kopup çürümeye başlıyor.
Spor, paranın ve güç ilişkilerinin esaretinde kaldığı sürece skandalların sonunun gelmeyeceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın…