
MUSTAFA ALP DAĞISTANLI
“Tam olarak tamamlanmayan…” demeyi kaymaklı ekmek kadayıfı sanan biri var. ‘Tamamlanmayan’ demek yetmemiş, kaymak yerine bir de ‘tam’ oturtuyor. Tamamlanmak zaten tam bir şeydir, tamamlanan bir şey ‘tam olarak tamamlanmıştır’ zaten. Yahu ne zor bu tuhaflığı anlatmak. Tamamlanmayan bir şey zaten tamamlanmamış demektir. ‘Eksik tamamlanmış’ bir şey tam mıdır? ‘Eksik tamamlama’ diye bir şey olabilir mi? Eksik-tam!
Bir zaman kesip koymuşum bir kenara, cümlesi şu:
“Bu çalışmalardan birisi de 2006-2010 yılları arasında aleviforum.com üyeleri tarafından tespit edilebildiği kadarıyla henüz asimile olmayan ya da asimilasyon süreci tam olarak tamamlanmayan yerlerin belirtilip teyit edilmesi üzerine bir veri ve haritalandırma çalışması gerçekleştirilmiştir.”
Gördüğünüz gibi cümle de bir tuhaf, sanki ‘tam olarak tamamlanamamış’, daha doğrusu, başlangıcına uygun tamamlanmamış bu cümle. Bence ‘yılları’na da gerek yok, 2006 ve 2010’un yıllar olduğunu anlıyoruz.
Aynı kişi “Kısa özetlenecek olursa…” gibi bir laf da ediyor. Pek tabii, çeşitli uzunluklarda özet olabilir, bilemiyorum, ama beni biraz hımhımlandırdı bu deyiş. Siz ne dersiniz?
Başka kaymaklı ekmek kadayıfları da var, rastlamışsınızdır siz de. İki hafta önce bunların bir ikisinden söz açmıştım: ‘geçmiş deneyim/tecrübe’, ‘yeniden canlandırma’, ‘ile birlikte’.
Fakat en dehşet verici örnek şu:
“Bursa’da, ormanda Suriyeli bir erkeğe ait ceset bulundu.”
‘… bir erkeğin cesedi’ demek yetmiyor anlaşılan. Yani herif cesedini bırakıp mı gitmiş acaba, belki de kaybetmiştir cesedini. Bir erkeğe ait peruk da bulunabilirdi, cüzdan da, tarak da… Bulanlara yakışan, cesedi sahibine ‘geri iade etmek’ olsa gerek. Bakın böylece bir kaymaklı ekmek kadayıfı daha yaratmış olduk (‘geri iade etmek’), ceset yiyemez de sahibi yer belki.
Yazıcıların böyle saçma tekrarlara bayılmasının nedeni benim için hep merak konusu olmuştur. Şu örnektekini de merak ediyorum:
“İstanbul ve Kadıköy’ün yakın tarihinde önemli bir yere sahip olan Haydarpaşa Garı, 2012 yılından beri kapalı. 11 yılı aşkın süredir trenlerin yolcu almadığı bu yapının ne zaman açılacağı ve nasıl hizmet vereceği uzun süredir merak konusu olmaya devam ediyor.“
Bir şey merak konusuysa merak giderilememiş demektir, sürüyor demektir, canlı demektir; ‘olmaya devam ediyor’ demeye hiç gerek yok. Ama yazıcımız böyle demezse sözünün ‘tam olarak tamamlanmadığını’ sanıyor olmalı.
Bilal de ‘tam olarak şöyle tamamlamış’ sözünü:
“Topraklarımız üzerinde gözü olanların, arz-ı mevud safsatasıyla milyonların kanına girenlerin gözlerini çıkarmak için bizler kayıtsız kalamayız.”
‘Topraklarımızda gözü olan’ demek yetmiyor. Cümle de pek tuhaf, bu arada. “Göz çıkarmak için kayıtsız kalamayız” ne demek? Zaten kayıtsız kalmıyorsun be adam, göz çıkaracaksın, daha ne! “Kayıtsız kalmayacağız, gözlerini çıkaracağız” dersen anlarım da inanmam tabii, baban falan İsrail’le ilişkiyi kesmedi, ticareti kesmedi, İsrail soykırıma devam ediyor. Yani gerçek gemileri soykırımcıya desteğe gönderip lafla peynir gemisi yürütüyorsunuz.
Ya şuna ne demeli:
“ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada anlaşmadan memnun olduğunu söyledi.”
Burada kaymak sanılan da ‘…üzerinden’. Oysa ‘… hesabından’ demek neyi eksik bırakır?
Şu örnekte de yazıcı arkadaş sözünü ‘şekilde’yle ‘tam olarak tamamlamış’ da rahat etmiş:
“Ancak bölge halkı tek katlı şekilde inşa edilen evlerden ihtiyaçlarının karşılanmadığı gerekçesiyle şikayetçi.”
Sadece ‘tek katlı inşa edilen’ demek yeterdi, meseleyi tastamam (al sana pekiştirme) anlatmış olurdu. Cümlenin sözdizimi de kötü, şöylesi daha iyi değil mi:
“Ama bölge halkı ihtiyaçlarını karşılamayan tek katlı evlerden şikayetçi.”
Dün de şuna rastladım:
“Toplantıda, cephedeki gelişmeleri ele aldıklarını belirten Zelenski, Rus saldırılarını geri püskürtmeye devam ettiklerini söyledi.”
Zelenski palavra atıyor da … ‘püskürtmek’, askeri bir terim olarak, zaten geriye atmaktır, ‘geri’ye gerek yok. Fakat Haldun Taner’e yakıştıramadım ben bunu, TDK örnek diye onun şu cümlesini veriyor:
“Düşmanı hem de kanadı kırık hâlimizle, hangi güçle geri püskürttük?”
Yahya Kemal de şöyle demiş, n’aber (Kubbealtı Lugatı‘nın örnek cümlesi):
“İmparator Aleksi, Peçenekler’i yalnız Bizans orduları ile püskürtemeyeceğini anladığı için (…) Kuman Türkleri’nin beyleriyle anlaştı.”
Kentlerimizi, köylerimizi, ormanlarımızı, derelerimizi, denizlerimizi, göllerimizi nasıl kirlettiysek ve kirletmeye devam ediyorsak, dilimizi de işte öyle kirletmişiz, kirletmeye devam ediyoruz. Bu pisliklerden, dil dikenlerinden arınmamız gerek. Bu da ancak bilinçle, özenle olur.
OYUN
Dokuz harfli kelimeyi bulun. Altı, yedi harflileri de atlamayın. Ben sekiz harfli kelime bulamadım, belki siz bulursunuz.

Geçen haftanın ‘Oyun’unda çuvallamışım ben iyice. Okurumuz Sertaç Ö. Yıldız şunu gönderdi:
‘Ekliptik’ kullanıldığına göre ‘eklips’ de kullanılıyordur ama emin olamadım, keza ‘sıklet’ (veya ‘cyclecar’) yerine ‘siklet’. ‘Kitapsal’ kelimesini kullananlar var, ama onu listeye alınca ‘takipsel’ olarak ‘kâtipsel’i de eklemek gerekir.
katalepsi
aplastik (Tıp)
aseptik
elastik
kapital
paketli
patiska
plastik
aplike
asalet
asetal (Kimya)
asetik (Kimya)
asetil (Kimya)
isteka / istaka
kalite
kelisa
kispet
lastik
paskal / Paskal
pastal
pastel
pastil
patika
pekala
pestil
piksel
plaket
selika
septik
Okurumuz Fatih Onur Demir de ‘kapasite’yi hatırlattı. İki okurumuza da teşekkürü borç biliriz.