Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Şimdi Türkiye’de yoksulluğun derinleşen tablosu gün geçtikçe katlanıyor. Her gün listeye bir yenisi eklenen zamlar, katlanarak büyüyen barınma sorunu, cebimize yansıyan gerçek enflasyon nedeniyle bankalara borçlanarak yaşıyoruz. AKP iktidarında cebimize yansıyan gerçekler ortadayken, tek adam sistemi ile ekonomide istikrar sağlanacağı masalı ile gün geçtikçe yoksullaşıyoruz.
Dört kişilik bir ailenin sadece gıdaya ayırması gereken asgarî aylık harcama 24 bin 35 TL (Nisan 2025), yoksulluk eşiği ise 78 bin 292 TL. DİSK/Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’ne göre Mayıs 2025 itibarıyla gıda harcaması 23 bin 615 TL, yoksulluk sınırı 81 bin 868 TL seviyesinde. 2024’te ise ‘sürekli yoksulluk’ yaşayanların oranı artarak yüzde 18 oldu.
Çocukların kulağına kirazdan küpe yaptığı günlerden, sokakta ekonomi konuştuğu bir ülke haline döndürüldük. Türkiye çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu ülkelerden birisi.
Öte yandan çocuk yoksulluğu ile eğitimde başarısızlık arasında güçlü ve çok yönlü bir ilişki var. Beslenme alışkanlıklarının temeli çocuklukta atılır. Bu temeli koruyup, yaşamını doğru beslenme alışkanlıkları üzerine kuran çocukların sağlıklı yaşam sürme şansının yüksek olduğu da malûm.
Yoksulluk sadece fiziksel bir sorun değil, zekayı, akademik başarıyı da etkileyen bilişsel bir yoksunluğa yol açabiliyor. Bu nedenle çocukların ve gençlerin sağlıklı beslenmelerini desteklemek, bu sorumluluğu asla unutmamak toplumsal bir görev ve aynı zamanda bir devlet politikasıdır.
Ankara Tabip Odası’nın verilerine göre, 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 20’si haftada en az bir gün yemek yiyemiyor, yüzde 20’si okula aç gidiyor, her 5 çocuktan 1’i yatağa aç giriyor. Eğitim Reformu Girişimi sınav başarısı ile yoksulluk arasında net bir bağlantı olduğuna dikkat çekiyor. TEOG/LGS verileri zengin ve yoksul öğrenciler arasında 22 puanlık başarı farkı olduğunu gösteriyor.
Ekonomik yoksunluk, ders çalışma ortamı, beslenme yetersizliği ve aile eğitimi eksikliği gibi etkilerle birleşerek akademik performansı zayıflatıyor. Bu olumsuz etkiler de; çocukların erken yaşta devamsızlığına, okul terkine, çocuk işçiliğine, hatta suça yönelmesine zemin hazırlıyor.