Kadınlarda 90, erkeklerde 100 santimden kalın bel 'hastalık' işareti

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

Bel çevresi kalınlığının kadınlarda 90, erkeklerde 100 santimin üzerinde olması çok şey söylüyor. Mesele, estetikten öte. Yağ dokusu arttıkça cilt altında, karın içinde ve organların çevresinde birikiyor. Pek çok soruna yol açıyor.

Fotoğraf: AA

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin (TEMD) hazırladığı Obezite Tanı ve Tedavi Kılavuzu 2024’de yer alan bilgilere göre obezite anormal yağ dokusu birikimi nedeniyle sağlığı bozan, erken olay ve ölümlere neden olan kronik, tekrarlayıcı ve ilerleyici bir hastalık. Normalin üzerinde yağ dokusu birikimi yaşam kalitesini bozuyor ve tüm sistemleri olumsuz yönde etkiliyor.

Tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi (kandaki kolesterol, yağ ve lipitlerin yüksek düzeyde olması), aterosklerotik (kalbi besleyen damarlar) kardiyovasküler hastalıklar, astım, kanser ve osteoartrit (kireçlenme) gibi kronik bulaşıcı olmayan hastalıklara yakalanma riskini arttırıyor. Beklenen yaşam süresini kısaltıyor.

TÜİK’in Türkiye nüfus projeksiyonu kullanılarak yapılan hesaplara göre, 2045’e kadar yaklaşık 26.3 milyon bireyin (16.3 milyonu kadın, 10 milyonu erkek) obeziteli olması bekleniyor.

Bizde risk kadınlarda 90, erkeklerde 100 cm’den sonra başlıyor

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Obezite, Dislipidemi Hipertansiyon Çalışma Grubu’nun yaptığı ve 2013’de yayınlanan bir ulusal çalışmanın verilerine göre Türkiye’deki erişkinlerde visseral obeziteyi öngören bel çevresi erkeklerde 100 santim, kadınlarda 90 santim olarak belirlendi.

ABD’de kadınlarda 88, erkeklerde 102, Avrupa’da kadınlarda 80, erkeklerde 94, Güney Asya ve Çin’de kadınlarda 80, erkeklerde 90 santimetrenin üstünü riskli kabul ediyor.

Söz konusu ulusal çalışmayı yapan ekibin başında olan Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Obezite Dislipidemi Hipertansiyon Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Alper Sönmez Diken’in sorularını yanıtladı.

BKİ tek başına yetmiyor

Kilo fazlalığı ve obezitenin değerlendirilmesinde en sık kullanılan ölçüt beden kitle indeksi (BKİ). BKİ, bir kişinin kilogram cinsinden vücut ağırlığının metre cinsinden boyunun karesine (kg/m2 ) bölünmesiyle hesaplanıyor.  Peki neden bu yetmiyor da bel çevresine de bakılıyor. Sönmez, BKİ değerinin yaş, cinsiyet, ırk ayrımı gözetmediğini ve artan kas dokusu ağırlığını, vücudun su tutmasını veya yağ dokusunun dağılımını hesaba katmadığını söyledi: 

Alper Sönmez.

“Benzer beden kitle indeksine sahip bireylerin karın yağ dokusu miktarları farklılık gösterebilir. Çelimsiz kişilerde BKİ değeri düşük olmasına rağmen bu kişilerde karın içi yağlanma olabilir. Öte yanda kas ve kemik yapısı gelişmiş kişilerde BKİ yüksek çıkabilir ama bunlardaki yükseklik yağlanma nedeniyle değil fazla kas kitlesi nedeniyle olabilir.

Bu kişilerin de bel çevresi değerlerini ölçtüğünüzde normal bulunur. Bu nedenle obezitenin tanısı için sadece BKİ değeriyle yetinmemek, bel çevresi ölçümü de yapmak gerekir. Bu karın içinde biriken yağ miktarını yansıttığı için önemli.”

Yağ organların çevresine de yerleşiyor

TEMD Obezite Kılavuzundaki değerler, Türk toplumunda kadın ve erkeklerde obezite sınırı olan BKİ değerini (BKI>30kg/m2) işaret ediyor.

Bu durumda Bel çevresi genişliği tek başına obezite tanısı için yeterli mi? Sönmez bu soruya karşılık: “Bel çevresi değerini genellikle tek başına kullanmayız. Tanıda BKİ ile birlikte değerlendirmeyi tercih ederiz. Bir de evre2 ve üzerindeki obeziteli bireylerde (BKİ’nin 35’in üzerinde olduğu) bel çevresini ölçmenin tanısal açıdan katkısı olmaz. Bu kişilerde sadece BKİ’ye bakmak yeterli” dedi.

Karın içindeki yağlanma artışı, aslında tüm organlarının çevresinde bir miktar yağlanma olduğu anlamına geliyor. Sönmez karın içindeki yağlanmayı ölçmenin mümkün ve kolay olduğu için buna daha fazla önem verdiklerini söyledi: “Yoksa kalp zarı, pankreas, göğüs içi boşluk da dahil olmak üzere, yağ dokusu arttıkça tüm organların çevresinde birikim olur.

Kadınlar dezavantajlı oldukları coğrafyalarda daha şişman

Türkiye’de kadınlarda obezite oranı erkeklerden çok daha fazla. Bu açıdan Türkiye Avrupa’dan ayrışıyor. Avrupa’da obezite daha çok erkeklerde görülüyor. Obezite sıklığının kadınlarda daha fazla görüldüğü diğer ülkeler Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkeleri.

Ayrıca veriler eğitim düzeyi ve ekonomik düzeyiyle obezite arasında da ters yönde bir ilişki olduğunu gösteriyor. Sönmez bunu şöyle yorumluyor:  

“Bu bilgileri yan yana koyduğumuzda ülkemizde kadınlarda neden obezitenin daha fazla görüldüğünü anlamak mümkün. Kadınlar ne yazık ki eğitim düzeyi ve ekonomik koşullar açısından daha dezavantajlı, daha eve bağımlı.”

Öte yandan menopoz döneminden itibaren kadınların kilo alma riski artıyor. Karın içi yağlanmada menopoz döneminde gerçekleşen hormonal değişimlerin de etkisi var.

‘Obezite sadece kilo meselesi değil’

Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre, obeziteli bireylerin sadece yüzde 57’si obezitenin kronik bir hastalık olduğunun farkında. Obeziteyi sadece bir kilo meselesi olarak görmenin bu sağlık krizini daha da derinleştirdiğinden yola çıkan Novo Nordisk ilaç friması bel çevresi genişliğine dikkat çeken bir kampanya başlattı. Kampanya, 90-100 değerini toplum tarafından bilinen ve hatırlanan bir eşik haline getirmeyi amaçlıyor.

Novo Nordisk Türkiye Kıdemli Klinik, Medikal ve Ruhsat Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır, “Bizim bu kampanya ile vermek istediğimiz en önemli mesaj, obeziteyi hafife almayın! Sağlığınızı korumak için bel çevrenizi ölçün, risklerinizi değerlendirin ve en önemlisi, bir hekime danışmaktan çekinmeyin. Erken tanı ve tıbbi destek, obezitenin yol açabileceği ciddi hastalıkları önlemenin en etkili yollarından biri” dedi.

Daha fazla bilgi almak için www.buissandigindanbuyuk.com web sitesi oluşturuldu.

Guardian uzmanlara sordu: Bel ağrısına karşı ne yapmalı?

Göbeğinizin size söylediği bir şeyler var!

Çok oturduğunuzda bel ağrısını önlemenin dört basit yolu

Bacağa vuran ağrı, bel fıtığı habercisi olabilir