Leyal Semerci: Kendinize 'Aferin' demeyi unutmayın

ARZU UZUNALİ

Mavi gökyüzünde süzülen bir uçağın içinde olmaktan daha güzel bir şey varsa o da o uçağın anonsunu geçen sesin bir kadın pilottan gelmesi. Şimdilik hala nadir duyabildiğimiz bu sesin sahiplerinden biri, bir ‘asuman aşığı’ olduğunu henüz 16 yaşındayken tek başına yaptığı bir uçuşta anlayan pilot Leyal Semerci. 

Eline geçen ‘Yüksekleri hedefleyin’ broşürüyle hayali gerçeğe dönüşen, pilotluk mesleğinin kadını erkeği olmayacağı fikrini benimsetmek için çabalayan, günü gecesi belli olmayan, psikolojik dayanıklılık isteyen zor bu meslekte bir kadın olarak mutlu olabilmenin şifrelerini çözen Semerci’yle macerasını konuştuk. Söylemesem olmaz: Lütfen kemerlerinizi bağlayın!

Leyal Hanım pilotluk çok özel bir meslek. Öncelikle bu uçma merakının nereden geldiğini anlatmak ister misiniz? Bu bir çocukluk hayali miydi yoksa bir noktada aldığınız bir karar mıydı?

Ben Bartın’ın ilçe olduğu yıllarda – şu an 74’üncü vilayetimiz benim canım Bartın’ım- ilk, ortaokul ve lise okumuş bir genç olarak, üniversitede mühendislik eğitimi almak isterken, bunun beni mutlu edecek mesleği bulmama yardımcı olup olmayacağını bilmiyordum. Ta ki 1992’de üniversite sınav sonuçları geldikten sonra Hava Harp Okulu’ndan gelen ‘Yüksekleri hedefleyin’ broşürünü alana kadar. İşte o yaz benim hayatımın değiştiği, 16 yaşında ilk yalnız uçuşunu yapmış bir Türk genci olarak, benim de ‘asuman aşığı’ olduğum yazdı. 

Uçmak gibi ekstrem arzular kadınlarla pek bağdaştırılmaz. Bir kadın olarak bu arzunuz için yola çıkmak noktasında mental ya da fiziksel bir direnç yaşadınız mı? Yaşadıysanız nasıl aştınız?

Dağ, taş, tepe, dere, deniz içinde büyümüş çocukluğumu düşününce çok da ekstrem bir hayat olarak görünmedi gözüme. Beni ürkütmedi, aksine heyecanlandırdı uçma düşüncesi. Fiziken zaten tahmin edilenin aksine, jet pilotluğu dahil kadın olarak hiçbir sıkıntı yaşanmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Mental yönü için de uçmayı çok sevmemin, zorluklarının üstünden gelmeme yardımcı olduğunu söyleyebilirim.

Peki bu hayali hayata geçirmek istediğiniz noktada çevrenizden aldığınız tepkiler nasıldı? Destek gördünüz mü ya da endişeyle mi yaklaşıldı size?

Ailem, sevdiklerim hep beni destekledi, hep yanımdalardı. Eğer şu an bulunduğum yerdeysem bu bana inanan, destekleyen, ailemi büyütürken hep yanımda olan eşim, ailem, arkadaşlarım sayesindedir. Desteklemeyen, köstek olmaya çalışanlar da mutlaka oldu ama onları görmezden geldim. Kendim olmaktan vazgeçmeden bulunduğum yere gelmiş olmaktan da çok mutluyum. 

Erkek egemen bir alanda çalışıyorsunuz. Bir kadın pilot olarak zorluk yaşıyor musunuz? Ya da önyargılarla karşılaşıyor musunuz?

Önyargı bizim işimizde sizinle uçana, sizinle çalışana kadar sürer. Bu önyargılar benim ne hayata bakış açımı ne de iş yapış şeklimi değiştirebilir. Tabii ki hep bu özgüven seviyesinde miydim, değildim. Ama kendimden vazgeçmeden, mücadeleyi hiç bırakmadan bugünlere geldim. Benim mücadelem pilotluk mesleğini yapanların kadın/erkek olarak ayrılmamasını sağlamak üzerine olmuştur hep, yani pilotun kadını erkeği olmaz.

Bu deneyimi aktarmak kadınlara da ilham olmak açısından çok önemli. Siz deneyiminizi diğer kadınlara nasıl aktarıyorsunuz? Ya da gelecekte bunun için bir planınız var mı?

Bu konuda aslında eleştiriyorum kendimi. Etrafımdaki kadın pilotlar ne kadar benden ilham alıyordur bilmiyorum ama tecrübemle iyi bir örnek olduğumu düşünüyorum. Pilotluğu meslek olarak seçmek isteyen gençlerimize daha çok görünür, duyulur, okunur olmalıyım. Bunun her geçen gün daha fazla farkına varıyorum. Aktif uçuş hayatı içinde bunu başaran arkadaşlarımız var, ben de yıllar içinde bunun önemini daha çok hissediyorum. Bu söyleşi de aslında bendeki değişimin bir parçası. Anlatırken çok daha fazla anlatmalıymışım gibi hissediyorum.

Masmavi gökyüzünde koskoca bir uçağı uçurmak size ne hissettiriyor? Bu alanda çalışırken kendinizle ya da varoluşunuzla ilgili sizi en çok heyecanlandıran keşfiniz ne oldu?

Uçmak, bir uçağı uçurmak öncelikle kendimi mutlu hissetmemi sağlıyor. En başta bahsettiğim gibi ‘Hangi okulu okursam mutlu olabileceğim bir işte çalışırım’ diye düşünürken, şimdi çok az insanın hissettiği ‘sevdiği işi yapmak’ duygusunu yaşayabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Sosyal medyada görürsünüz, “Bugünkü ofis manzaram” diye pilotların paylaştıklarını. İşte bizim için hayat; her gün farklı bir gün doğumunu, gün batımını, bulutları, denizi görebiliyor olmak. Sanki gökkuşağımız bile bir başka. Kendinde neyi keşfettin derseniz zorluklar karşısında pes etmeyen dirençli bir ben görüyorum. Aynı şarkıda söylediği gibi; sanki her yendiğim güçlük beni daha da güçlendiriyor. 

Bugün sizin gibi erkek egemen bir alanda bir şeyler yapmak isteyen, yolun başında adım atmak için bekleyen bir kadına ne söylemek istersiniz?

Burada kadın erkek ayrımı yapmaksızın bir yanıt vermek isterim. Önünüzde çok zor, meşakkatli, emek isteyen bir süreç var. Ve bu uçtuğunuz son güne kadar devam edecek. Bu hayatın zorluklarını kabullenebilecekseniz, bu zorluklardan bile keyif alabilecekseniz pilot olmalısınız. Şunu söylemeliyim; işiniz zaman zaman iş ve ev hayatınızı karşı karşıya getirecektir. Böyle durumlarda üzerinizdeki sorumluluktan dolayı terazinin kefesinin iş tarafı hafif ağır tartmalıdır. Yani evde aileniz salonda dizi izlerken siz bütün gece uçacağınız için, yatağa akşam 4’te girmek zorunda kalabilirsiniz veya eşinizin doğum gününde dünyanın bir ucunda yatıda olabilirsiniz. Önemli olan etrafınızda sadece sizi anlayan, size destek olan çekirdek ailenizin, sevdiklerinizin, dostlarınızın olmasıdır.

Yetişemediklerinize üzülmek yerine, o kadar koşturmanızın içinde yetişebildiklerinizle mutlu olmayı bilmelisiniz. Ve başardığınızda bu kadar zor ve emek isteyen bir mesleği yapabiliyor olmanın gururunu yaşayın ve kendinize ‘Aferin’ demeyi unutmayın. Bu zorlukların hepsi kadın ve erkek için de geçerli.