Deliller toplandı, ifadeler alındı, dava biter sanıyorsunuz değil mi? Elbette kolay değil. Bilirkişi raporunun gelmesi aylar sürecek, itiraz üzerine yeniden raporun gelmesini bekleyeceksiniz. Adli Tıp raporları, hastane raporları, akıl sağlığı raporları… Aniden, iki üç yılın geçtiğini fark edeceksiniz. Kamuoyunun dikkatini çekmiş bir dava değilse işiniz zor. Muhtemel katile takdir indirimi yapılacak… Milyon suç işlemesine rağmen cinayetten önce nasıl serbest kaldığı sorusuna o ana kadar yanıt bulamamış olacak ve o an anlayacaksınız. Takdir indirimi, iyi hal indirimi, bir daha suç işlemeyeceği kanaati… Ardından dosya istinafa gidecek, bir dosyanın karara bağlanma süresinin ortalama 2-3 yıl olduğu istinaf mahkemesine Yargının hızlanması için kurulmuştu bu mahkemeler değil mi? İstinaftan sonra 2-3 yıl da Yargıtay Başsavcılığı’nı ve Yargıtay’ı bekleyeceksiniz. Ve derken bir gün, 8-9 yıl kadar sonra, davanız aniden sona erecek. Kuşa dönmüş bir cezaya şükredeceksiniz.
Kimse bu insanların neden suçla iç içe yaşadığını araştırmayacak. Kimse, bu insanların hangi koşullarda suça itildiğini konuşmayacak. Bu düzenin değişmesi için bir şey yapmayacak. Sadece af çıkartacak, sadece kendine düşman gördüklerini hapsedip, diğerlerini bırakacak. “Rahşan Affı” olarak bilinen Şartla Salıverme Yasası 1999’da yasalaştığında, cezaevlerinde sadece 70 bin kişi vardı. Türkiye’nin nüfusu o tarihte yaklaşık 65 milyondu. Bugün Türkiye nüfusu yaklaşık 85 milyon… Cezaevlerindeki insan sayısı neredeyse 350 bin… Nüfus yaklaşık üçte bir oranında artarken, suçlu sayısı beş katına çıkmış… 1 Ocak-31 Aralık 2023 tarihleri arasında cezaevine konulan hükümlü sayısı 294 bin 991 kişi. Sadece hükümlüler, tutuklular dahil değil. Aynı tarihler arasında serbest bırakılan hükümlü sayısı 356 bin 936. Türkiye’nin cezaevi kapasitesi ise yaklaşık 300 bin… Tam kapasite kadar insan, suçlu bulunarak cezaevine konulmuş, tam kapasitenin üzerinde insan salıverilmiş.
Gencecik bir kadın polis, Şeyda Yılmaz, bir suç makinesi tarafından şehit edildi. 19 yaşındaki Yunus Emre Geçti’nin suç sicili akıl alır gibi değil. Bu suçların çoğunu çocuk yaşta, 18 yaşından küçükken işlemiş… Tek bir ciddi çalışma var mı, bu çocukların neden suça bu kadar kolay bulaşabildiğine yönelik tek bir ciddi, devlet tarafından yapılan araştırma var mı? Çıkartılan afların, karanlık, suç ortamına dönmüş, dönüştürülmüş gettoların etkisine bakan var mı? Peki iki üç slogan ve sahte gözyaşı dışında, sadece muhalifleri düşman ilan edip, suçluları serbest bırakan bu politikaların mimarlarının edecek bir sözü var mı?