Türkiye'nin geleceğinden umutluyuz; bir ben bir de Yiğit Bulut

 

 

mert yildizMERT YILDIZ

mertyldz@gmail.com / Twitter: @my2048

Türkiye’nin geleceğiyle ilgili ümitli konuştuğum zaman çok tepki alıyorum. “Bir sen, bir de Yiğit Bulut” diyor herkes. Ama ümitli olmam samimiyetsiz bir iyimserlik değil. Tamamen bugüne değil yarına, gündeme değil veriye odaklanmakla ilgili.

Gökçek-Arınç kavgası kimsenin siyasi tercihini değiştirmez. Bugünün olayıdır, yarın unutulur. Türkiye’de siyasi tercihler artık çok katı. Tüm anketler seçimden seçime parti tercihlerinde çok sınırlı değişim olduğunu gösteriyor. Son iki seçimde AKP’ye oy verdiyeseniz bu seçimde de AKP’ye veriyorsunuz. Yolsuzluk davası da açılsa, Kabataş’taki bacı çıkıp ‘Hepsi yalan’ da dese tercihler değişmiyor. Ama hiçbir şey, ama hiçbir şey zamanın tahakkümüne karşı koyamaz. Erdoğan bile…

‘Demografi (nüfus istatistiği) kaderdir’

İktisatçılar arasında çok konuşulur demografi konusu. Bir teoriye göre aslında ekonomi politikaları boştur, ülkenin kaderini coğrafi konumu, iklimi ve nüfusu belirler. Ekonomi politikaları boş değil ama demografinin siyasete etkisi de büyük.

Obama’nın başkan seçilmesinde belirli eyaletlerde yüzyılda bir yaşanan bir nüfus değişikliği olmasının büyük katkısı olduğu bilinir. Bugün Avrupa’da AB’ye karşı aşırı sağcı (Front National, UKIP) veya aşırı solcu (Podemos) partilerin oy oranlarının artması Avrupa’daki nüfus dinamikleriyle ilgili. İkinci Dünya Savaşı’nı hatırlayan jenerasyonun kalmaması, finansal kriz yüzünden işsiz kalan genç nüfusun büyüklerinin siyasi tercihlerinden farklı tercihlerde bulunmasına sebep oluyor ve bu aşırı partilere iktidar yolunu açıyor.

Gençler ülkenin yönetiminden memnun değil

Hep duyarsınız Türkiye’nin genç, büyüyen dinamik nüfusunun ekonomiye olumlu etkilerini. Peki siyasete etkilerini düşündünüz mü hiç?  Çok bahsi geçen 2023 yılındaki seçmenin siyasi tercihi nasıl olacak?

Türkiye’nin genç nüfusu artıyor. Aşağıdaki görselde seçme yaşına gelmiş bireylerin yaşa göre dağılımını görüyorsunuz. 2023 yılındaki tahmin TÜİK’e ait.

gorsel1Bütün anketler AKP’nin gençlere hitap etmediğini gösteriyor. AKP’nin 29 yaş altındaki oyu ülke ortalamasının oldukça altında. Gençler ülkenin yönetiminden memnun değil. Her üç gençten biri fırsatı olsa yurtdışına taşınabileceğini söylüyor.

gorsel2

Bu ikisini alt alta koyup topluyorsunuz ve şu resim çıkıyor ortaya: 2023’e kadar sadece demografik eğilimlerden ötürü AKP oy kaybetmeye devam edecek. İşi rakamlara dökmek isterseniz AKP’nin mevcut seçmen arasındaki desteği sabit kalsa bile yeni seçmenlerden ötürü 2014’te yüzde 43’lerdeki olan oy oranı 2023’te yüzde 38’lere düşecek.

Payda büyürken AKP’nin payı da düşecek, işte üç nedeni

Seçim bir orandır. Pay aldığınız oy sayınız. Payda ise toplam seçmen sayısı. Önümüzdeki yıllarda AKP payı sabit tutsa bile payda genişleyeceği için oy oranı düşecek. Bu neredeyse tartışılmaz bir gerçek.

Peki pay sabit kalabilir mi? Aşağıdaki sebeplerden ötürü önümüzdeki dönemde pay da düşecek.

Eğitim seviyesi: Ülkenin geneli gibi AKP seçmenin çok büyük çoğunluğu ilkokul mezunu. Ülkemizde ortalama eğitim 6,5 yıl. Fakat bu hızla değişiyor. Yetişen yeni nesil çok daha eğitimli ve AKP bu kesime hitap etmiyor.

gorsel3
İstihdam ve işsizlik: Ülkenin nüfusu artıyor fakat iş gücüne dahil olan gençlere istihdam sağlayacak büyüme oranlarından çok uzağız. Erdoğan yasama yetkisini Beştepe’ye çekip ülkeyi büyük bir belediye gibi muhtarlar ve belediye başkanlarıyla yönetme planları yapıyor. Bu ortamda reform yapılamaz. Reform olmadan büyüme artmaz, büyüme artmazsa işsizlik artar.

Şu anda paradoksal biçimde işsiz kesimde AKP oldukça popüler. İşsiz adam muhalefetin ekonomiyi yönetebileceğini düşünmüyor. Bu yüzden ‘En azından istikrar olsun’ diye AKP’ye oy veriyor. Fakat zamanla düşen iş bulma ümidi ve artan hayat pahalılığı AKP’nin istikrarı temsil etmediği düşüncesini pekiştirecek. Hatta eğer ekonomi iyice kötüye giderse çaresizlikten oylar yeni başlangıç yapmaya hazır partilere kayılabilecek.

Kentleşme ve değişen toplum değerleri: Toplum muhafazakarlaşıyormuş gibi bir imaj yaratılmaya çalışılıyor. Halbuki durum tam tersi. Daha az sayıda genç camiiye gidiyor, daha fazla kişi içki içiyor. Kapanan genç kız sayısı büyüklere göre çok düşük.

Kentleşmeyle beraber şehirde büyüyen yeni nesil ailelerinin değil, etrafındaki şehirlilerin değerlerine ayak uyduruyor. 40 yaş üstü için dinin siyasi tercihlerdeki önemli rolü, 25 yaş altında gözlenmiyor. Teknolojiyi kullanmayı bilen, dünyadan ve ülkeden daha haberdar bu genç nesil için AKP’nin dini görünümünün pek bir önemi yok. Bu da AKP’nin yeni seçmen grubundaki desteğinin düşmesi demek.

O günlerin temeli

2023 yılı geldiğinde yeni nesil siyasetçiler ülkenin yönetimini devralacak, gecikmiş reformlar hayata geçirilecek ve Türkiye dünyada hakkettiği yere gelecek. Bu günlerin temelleri atılmaya başlandı bile.

AKP’nin yaratmaya çalıştığı korku tuzağına düşmemeliyiz. Ümitli olmamız için çok sebep var. En önemlisi de bu ülkenin gençleri.

Zamanın desteğini arkasına almış, kendi çıkarları değil ülkenin çıkarları için çalışan insanların egolarını bir kenara bırakıp bir araya geldiklerinde karşılarında durabilecek bir otorite olduğuna inanmıyorum. İşte bu yüzden de ümitliyim…