Erbil’den konuştuğumuz Kürt kaynaklar ziyaretin sonuçlarının şişirildiğini, imzalanan 26 anlaşmanın çoğunun abartılı, bazılarının da sembolik olduğu görüşünde. Hem Erdoğan hem de Sudani yönetimlerinin böyle bir anlaşmaya ve propagandaya muhtaç olduğunu ileri sürüyorlar. Kaynaklarımıza göre, birisi seçimde büyük bir hezimete uğradı diğeri ise kendini bir genel seçime hazırlıyor. Onun için de ikisi de böyle bir hayali başarıya muhtaç. Kürt kaynaklara göre, “Erdoğan Erbil ziyaretiyle Kürt tarafına birkaç mesaj vermek istedi. Biri, AKP içerisindeki Kürt ve muhafazakâr damara “Ben Kürtlerin düşmanı değilim, sadece PKK’nin düşmanıyım. Barzani’nin yanına gittim, aramız çok iyidir, bakın beni ahım şahım ağırladılar” gibi bir mesaj vermek. İkinci tarafı ise “Bak İran yapıyor eğer benimle anlaşamazsanız ben de Kürt kartını Sünni kartını ve Türkmen kartını size karşı kullanırım” demek.”
İrili ufaklı pek çok anlaşma bir tarafa bırakılacak olursa, ziyaretin en dikkat çekici noktası Kalkınma Yolu mutabakatı ve “stratejik işbirliği” anlaşması.
- Kalkınma Yolu Anlaşması: Ankara’nın uzun yıllardır kovaladığı Kalkınma Yolu, Basra Körfezi’ndeki petrol ve sınırlı da olsa gazı 1200 km’lik hat üzerinden Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara sunma projesi. BAE ve Katar’ın da dahil edildiği bu plan hayata geçirilebilirse bu durum Irak-Kürt Yönetimi ve Türkiye açısından yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir. Haliyle farklı hesaplaşmaları da beraberinde getirecek.
- Güvenlik anlaşması: PKK’nin varlığı Irak ve Türkiye için olduğu kadar Irak Kürt Bölgesel Yönetimi açısından da sorun. Her üç başkent de PKK’yi kendi “bekasına” tehdit olarak görüyor. PKK’nin büyük umutlar bağlanan “kalkınma yolu”nun hayata geçirilmesi için de denklem dışına çıkarılması gerekiyor. Erdoğan da “her iki ülke yönetiminin müşterek gayretleriyle” PKK’nin tasfiye edilmek istendiğini belirterek “üçlü konsorsiyum”a göndermede bulundu.