Yücel Özdemir: 'Sol'un her ülkede kaybettiği güveni yeniden kazanması için bugüne kadar yaptıklarından farklı bir şeyler yapması gerektiği ortada

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sol sosyal demokrat partiler daha fazla güçlenmeden, ilerici alternatifler ortaya koymadan eriyip gittiler. Bunların başında ise elbette Yunanistan’da “borç krizi” döneminde AB’nin dayatmalarına karşı çıkan halkın öfkesinin tercümanı olan, aldığı destekle iktidara gelen SYRIZA geliyor. Denilebilir ki; sözünü ettiğimiz Avrupa solunun yükselişten güç kaybetmeye evrilmesinde SYRIZA’nın sisteme teslim oluşu, Podemos’un koalisyon ortağı haline gelerek ‘Öfkeliler Hareketi’nin taleplerini bir tarafa itmesinin payı çok büyük.

SYRIZA’nın AB politikalarına teslim olmasına karşı çıkarak istifa eden Dönemin Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis’in, 4 Nisan’da Frankfurter Rundschau gazetesinde yayımlanan söyleşisinde söyledikleri bu açıdan dikkate değer. Kendisini “Marksist” olarak tanımlayan Varoufakis açık olarak “Avrupa’da solun yenilgisinin sorumlusu biziz” diyor ve bunu şu şekilde gerekçelendiriyor: “Geçmişte sosyal demokratlar, komünistler ve diğerleri arasındaki bölünme en çok faşistlere yaradı. (…) Şimdi daha önce seyrettiğimiz bir filmin başını izliyoruz. Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok. Yunanistan’da 2015’te SYRIZA ile bu döngüyü kırma fırsatımız oldu. Herkesin gözü oradaydı. Ya başarılı olsaydık? O zaman Podemos farklı olurdu. Fransa’da işler farklı olurdu. Ama SYRIZA ile başarısız olduk, bu nedenle Avrupa genelinde solun yenilgisinden biz sorumluyuz.” (fr-online.de)

Sol sosyal demokrat çizgideki SYRIZA, iktidara geldikten sonra Yunan sermayesinin ve AB’nin bütün dayatmalarını olduğu gibi kabul etmemiş olsaydı ve seçimlerden önce ileri sürdüğü tezlerin bir bölümünü yerine getirip, ülke ekonomisini ayağa kaldırabilseydi, elbette Avrupa’da bugün farklı bir “sol dalga”dan söz edilebilecekti. Bunu yapabilmesi için ise gerçekten AB’yi, NATO’yu karşısına alacak devrimci programının olması gerekiyordu. Bu olmadığı için dediklerini yerine getirmediği gibi halka acı reçeteler dayattı. Sonunda halk da cezayı kesip, muhalefete gönderdi.

Yücel Özdemir’in yazısı