Kim haklı şimdi, tam bir açmaz.
Kılıçdaroğlu, eski çizgisinden uzaklaştırıp sağa açmasa CHP, Mansur Yavaş’la Ekrem İmamoğlu gibi adaylar mı görebilirdi? Ankara’yla İstanbul mu kazanılabilirdi?
Hem Yavaş’la İmamoğlu’nun adaylıklarını destekleyip hem de partiyi sağa açtı, diye Kılıçdaroğlu’nu yermek; meyvesini yediğiniz ağacı taşlamaktan başka bir şey değil. Bindiği dalı kesmek de diyebilirsiniz.
Başta söyledim; ‘tavuk mu yumurtadan çıktı, yumurta mı tavuktan’ ikilemi kadar abes. Absürt tiyatro konusu olur ancak.
Ama hiç de saçma olmayan ciddi bir yanı var; Kılıçdaroğlu, yüzyıllık CHP’yi dönüştürdü. Yasakçıyken özgürlükçü yaptı. Dindarlarla kavgalıylen barıştırdı. Ve bu açılım politikası kazandırdı, 31 Mart’ta CHP’yi sandıkta birinciliğe yükseltti, ilk kez AK Parti’nin önüne geçirdi.
Değişim kolay olmadı tabii, Kılıçdaroğlu bir dirençle karşılaştı. CHP’yi sağa saptırmak, yanlış kesimlerle helalleştirmek gibi suçlamalarla boğuştu.
Son seçim zaferinin tadını doyasıya çıkaranlar bile Kılıçdaroğlu’nun yakasını bırakmayabiliyor. Sanki kutladıkları zaferi, Kılıçdaroğlu açılımları getirmemiş…