Seyirlik siyaset gösterileri devam ederken yeni rejim inşasının kalıcılaştırılması adımları ise her alanda kesintisiz sürdürülüyor. Eğitimde atılan adımlar ise bizi nelerin beklediğini bağıra bağıra ilan ediyor.
Yalnızca son on beş günde neler oldu bir bakalım:
Seçmeli adıyla ancak yayınlanan yönetmeliklerle, okul idarelerinin dayatmalarıyla, dernek, vakıf adı altında tarikatlarla il/ilçe milli eğitim müdürlüklerinin, Diyanet’in, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün birlikte yürüttüğü kampanyalarla işleyişte zorunlu hale getirilen “dini derslerin” seçtirilmesi süreci tamamlandı. Genel seçim sonrası yayınlanan yönetmeliğin tek başına kendisi artık her gruptan bir din dersinin zorunlu seçtirilmesi anlamına geliyordu ve öğrencilerin, ebeveynlerinin dersleri “özgürce” seçmesi talebinin bir karşılığı kalmamıştı.
Aile ve Gençlik fonu yönetmeliği yayınlandı. Yönetmelik eliyle halk için, gençler için kullanılması gereken kaynaklar vakıf, dernek adı altında faaliyet yürüten tarikatların kullanımına açık hale getirildi.
Vergi muafiyeti tanınan vakıf ve kamu yararına çalışan derneklere yapılacak beslenme ve barınma yardımına dair yönetmelik değişikliğiyle tarikat yurtlarına kamu kaynaklarından aktarılacak kaynakların kapsamı genişletildi.
Müfredat değişikliği en temel gündemlerimizden biri olması gerekirken satır arası bile olamadı ve müfredat değişikliğinin ilk adımları uygulanmaya başlandı.
MEB sosyal sorumluluk programı uygulama yönergesi yayınlandı. MEB’in protokol yaptığı vakıf ve dernek adıyla tarikatların, sermayenin eğitim kurumlarında faaliyet yürütebilmesinin sürekli ve kalıcı hale getirilmesinin bir adımı daha atıldı.