Rekor kıran enflasyona rağmen düşürülen politika faizi ile birlikte birbiri ardına açıklanan ‘makroihtiyati’ tedbirler, bankacılık sisteminde işleyişi bozdu.

Merkez Bankası son olarak 18 Ekim’de yabancı para mevduatına karşılık tahvil tutma zorunluluğu oranını artırdı. Yeni yıldan itibaren de TL mevduat oranı yüzde 50 ve yüzde 60’ın altında kalırsa ilave 2 ve 7 puan tahvil tutma yükümlülüğü altına alındı. İşte bu karar ve politika faizinde gelen indirimler sonrasında 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizleri TL ticari kredi faizlerinin üzerine çıktı.
Nasıl Bir Ekonomi’den Şebnem Turhan’ın haberine göre geçmiş 10 yılda kredi ve mevduat faizi oranları arasındaki fark sadece 12 kez mevduat lehine 0,5 puanın üzerine çıkarken bunun beş tanesi 18 Ekim sonrasında gerçekleşti. Öyle ki 11 Kasım haftasında fark neredeyse 6 puan ile tarihi en yüksek seviyesine ulaştı, ticari kredi faizi yüzde 15,72 iken mevduat faizi yüzde 21,53’e yükseldi. Sektör uzmanları bu haftaki Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında bu alana yönelik bir düzenleme gelebileceğine dikkat çekti.
Uzmanlar: Sürdürülebilir değil
Bankacılık sektörü uzmanları TL mevduat faizlerinin artmasının iki sebebi olduğuna işaret ederek birincisinin TL mevduat oranının yılbaşından itibaren yüzde 50-60 seviyesinin üzerinde olması gerekliliği nedeniyle bankaların mevduat yarışına girmeleri olduğunu belirtti. Uzmanlar, hem bu regülasyonun hem de yıl sonu bilanço tarafını düzenleme isteğinin aralık ayının üçüncü haftasına kadar faizlerde olan yükseliş trendinin devam edeceğinin işareti olduğunu dile getirdi. Uzmanlar, kredi alınıp mevduata yatırıldığında ise arbitraj olduğunun ve buna bankaların ne kadar izin verdiğinin ise bilinmediğini vurguladı. Bankacılık sektörü kaynakları bu durumun kesinlikle sürdürülebilir olmadığına vurgu yaparak bilanço makyajının bitmesiyle birlikte ocak başı gibi daha mantıklı seviyelere faizlerin gelmesinin beklenebileceğini kaydetti. Uzmanlar, bu hafta PPK toplantısı sonrasında politika faizinin yüzde 9’a çekilmesinin ardından bu tarafta da yeni bir düzenleme gelme ihtimali bulunduğunu vurguladı.
Bankalar 24 yılın zirvesindeki enflasyon ortamında ‘rekor kârlar’ açıklasa da, ekonomi yönetiminin yaptığı düzenlemelerin bilançolarında yaratacağı risklere dikkat çekiliyor. Sektörden kamuoyuna açık ilk isyan İş Bankası’ndan gelmişti.