Yusuf Karadaş: İçişleri bakanının açıklamalarının bu kadar soru işareti yaratması başlı başına sorun

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İstanbul Taksim’de 2’si çocuk, 6 sivilin yaşamını yitirdiği terör saldırısı, bir kez daha ülkenin nasıl bir tehditle yüz yüze olduğunu acı bir şekilde gösterdi. Yeni bir seçim sürecine girmişken gerçekleşen bu saldırı sonrasında “Türkiye’nin 2015’te olduğu gibi karanlık bir tünele sokulmak istendiği” yorumları yapılıyor. Türkiye yeni bir karanlık bir tünele sokulmuyor; 2015’ten bu yana o karanlık tünelin içinde bulunuyor.

İçişleri Bakanı gibi davranan Soylu’nun saldırganın yakalanmasıyla ilgili yaptığı açıklamalar Mersin saldırısında olduğu gibi birçok soru işaretini beraberinde getiriyor. Saldırı engellenemiyor ama Suriye uyruklu olduğu açıklanan şüpheli hemen yakalanıyor, “PKK/PYD/YPG’nin özel istihbarat elemanı” olduğunu ve “Talimatı Kobanê’den alıp Afrin-İdlib üzerinden Türkiye’ye girdiğini” itiraf ediyor. Soylu aynı zamanda saldırganın yakalanmasaydı Yunanistan’a kaçırılacağını ve orada öldürüleceğini de söylüyor. Eğer saldırı PKK tarafından gerçekleştirildiyse neden ‘intihar eylemcisi’ kullanılması yerine saldırganın sonradan öldürülmesi yoluna gidildiği -ki, PKK’nin eylemlerinde rastlanılan bir durum değil- ve saldırganın eylemden hemen sonra öldürülmek yerine neden Yunanistan’a kaçırılıp orada öldürülmesi planı yapıldığı soruları da yanıtsız kalıyor.

Dahası Soylu’nun açıklamalarındaki PKK/PYD/YPG ilişkisi, Kobanê-Afrin vurgusu ve ABD-Yunanistan bağlantısı, sanki saldırı iktidarın politikalarını doğrulamak için yapılmış izlenimi yaratıyor. İktidar seçimler öncesinde Suriye Kürtlerine bir operasyon yapmak istiyor, ancak bu konuda ABD’den beklediği desteği alamıyor.

Yusuf Karadaş’ın yazısı