Mehmet Açar: Marilyn Monroe'nun böyle bir ana karakter olarak çizilmesi beni çok rahatsız etti

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Marilyn Monroe’nun hayatı üzerine kurulu olan ‘Blonde’, Andrew Dominik’in nerdeyse 12 yıldan beri üzerinde çalıştığı bir proje. Joyce Carol Oates’ın 2000 yılında yayımlanan aynı adlı romanını temel alan senaryo, sadık bir uyarlama niteliğini taşımıyor. Dominik, senaryo üzerine çalışırken Marilyn Monroe üzerine yazılan başka birçok kitap ve metinden yararlanıyor.

Baştan sona mutsuzluk, acı, nevrozlar ve travmalar üzerine bir film olmasına elbette itiraz edemem ama Marilyn Monroe’nun bu kadar zayıf, çaresiz, pasif bir ana karakter olarak çizilmesi beni çok rahatsız etti. ‘Oyuncu olma’ hedefini kısa sürede kaybeden, Marilyn Monroe imajına yabancılaşan Norma Jean’in hayatının kontrolünü hiç ele geçiremeyen, mutsuzluktan mutsuzluğa doğru ilerleyen aciz, zayıf ve çaresiz biri olmasını çok ikna edici bulmadım. Elbette bir başarı ve mutluluk öyküsü beklemiyordum ama özellikle, sürekli farklı erkeklerin yörüngesine girmesi, erkeklerin dünyasında oradan oraya savrulması, bana çok abartılı geldi. En rahatsız edici olan nokta ise çevresindeki erkekler karşısında hep çok saf, naif kalması; nerdeyse bir çocuk gibi davranması…

Mehmet Açar’ın yazısı