Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üyelik hedefinde olduğunu açıklamasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘daha demokratik’ olarak nitelediği Avrupa’ya dikkat çekti.
Türkiye’nin otoriter rejimler içinde olmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, önce ülkeye ‘kendi çabalarıyla demokrasi getirileceğini’ ardından da Avrupa Birliği’nin üyelik sözünü tutması için kapının çalınacağını belirtti.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’nin New York’a giderken beraberindeki iktidar yanlısı medya çalışanlarına Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üye olma hedefinde olduklarını anlatmıştı: “Şimdi bundan sonraki süreç ise bu işin en ileri kademesine doğru atılacak bir adımdır. Bu adım da tabii önümüzdeki dönemin ev sahibi olacak Hindistan’daki görüşmelerde belki gündeme daha ileri seviyede gelecek. Üye olmak-olmamak hepsi ayrı ama bizim bu ülkelerle olan münasebetlerimiz, bu atılan adımla çok daha farklı bir konuma taşınmış olacaktır.”
İlk zamanlarında Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik iddiasıyla yola çıkan AKP iktidarı, bu kez yönünü ŞİÖ’ye dönmüşken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘daha demokratik ülkelere’ dikkat çekti.
Gerçek Gündem’in programına konuk olan Kılıçdaroğlu, vize serbestiyeti için söz de vererek şunları dedi:
* Biz öteden beri Cumhuriyet Halk Partisi olarak demokrasi inancı olan ve demokrasinin gerekliliklerinin yerine getirilmesi gerektiğini savunan bir anlayışa sahibiz. Dolayısıyla bizim otoriter rejimlerin içinde olmamamız, otoriterliğe özenmememiz gerekiyor. Elbette o ülkelerle ekonomik, sosyal ilişkilerimiz olacak. Ama yerimiz demokrasidir. Demokrasiyi savunan uluslararası kurumların yeridir.
* Eğer biz bugün Avrupa Komisyonu’nda üyeysek, Avrupa Birliği’ne üye olmak istiyorsak, Avrupa’nın ön gördüğü tüm demokratik standartları kendi ülkemize getirmek durumundayız.
* Biz Avrupa Birliği’nin yeni bir fasıl açmasını beklemeden Türkiye Cumhuriyeti parlamentosu olarak AB’nin ön gördüğü tüm demokratik standartları kendi ülkemize getirelim ve bu konuda karar alalım.
* Sonra dönüp Avrupa’ya diyelim ki, ‘Biz bütün standartları yerine getirdik, bize verdiğin sözleri tut.’ Avrupa’nın etik değerlerini sorgulayalım ondan sonra.
* Üçüncü sınıf bir demokrasiyi değil, birinci sınıf demokrasiyi, Almanya’da, Fransa’da, Japonya’da, Kanada’da demokratik standartlar neyse, o standartları kendi özgür irademizle getirelim ve dönüp tüm dünyaya, ‘Evet, biz demokrasiyi kendi irademizle getirdik.’
* İktidar olduğumuzda Avrupa’ya vize serbestisini getireceğiz. Bu demokratik standartları fasıl aşmalarını beklemeden kendi ülkemizde hayata geçireceğiz.