Ruşen Çakır: 17-25 Aralık süreciyle her şey tersine dönmüş durumda

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Türkiye’de devletin Gülen okullarına bakışında uzun bir süre TSK belirleyici oldu.

Gülen’e, cemaatine ve dolayısıyla okullarına iyi gözle bakmayan askerler, içeride ve dışarıda bunların önüne engel çıkarmaya çalıştı, fakat ülkeyi yöneten sivillerin (Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Bülent Ecevit) ürkek desteklerinin de katkısıyla Cemaat yoluna devam etti.

AKP iktidarıyla birlikteyse Cemaat okullarının önü tamamen açıldı. Dışişleri Bakanlığı genelgesiyle yurtdışındaki temsilciliklere, bu okullarla işbirliği yapılması talimatı verildi.

17-25 Aralık süreciyle her şey tersine dönmüş durumda.

Asker, siyasi konuların çoğunda olduğu gibi Cemaat ile ilgili herhangi bir tutum sergilemiyor. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, TSK’nın dünkü tutumundan daha sert bir pozisyon alıyor, okulları yabancı ülke yöneticilerine şikâyet ediyor.

Çünkü yurtdışındaki okullar, yurtiçinde iyice köşeye sıkıştırılmış olan Cemaat’in en büyük dayanağı haline gelmiş durumda. Yani Cemaat içeride tamamen yasaklansa bile varlığını küresel planda sürdürebilir.

Ayrıca, okulların prestijlerini korumalarının, Erdoğan’ın Cemaat’e yönelik suçlamalarını zayıflattığı da muhakkak.

Ruşen Çakır’ın yazısı