TTB: İktidar en az bize saldıranlar kadar sorumludur

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) açıklamasında “Yıllardır sağlıkta şiddet yasa tasarımıza sahip çıkamayan, etkili bir sağlıkta şiddet yasası çıkarmayan iktidar en az bize saldıranlar kadar sorumludur” ifadesi kullanıldı.

Fotoğraf: Reuters

İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen ve farklı şehirlerden tabip odaları başkanlarının çevrimiçi olarak katıldığı basın toplantısında TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Çiğdem Arslan, toplumsal ve bireysel görevlerinin başında sadece hastalığı tedavi etmek değil, sağlığı koruma, hastalanmayı önleme ve hastalığın bir daha olmasını engellemenin de geldiğini söyledi. Toplumun pandemide ortaya çıkan, giderek derinleşen bir ‘yönetmeme krizi’yle boğuştuğunu belirten Arslan, şöyle devam etti:

“Bizler iktidarı uyaracak her türlü seçeneği zorladık; her türlü iletişim yolunu denedik. Bir kez daha açıkça söylüyoruz: Covid-19 döneminde yaşanan fazladan ölümlerden; tıp öğrencilerinin kaybolan gelecek umutlarından; her sağlıkta şiddet olayından; güvensiz çalışma ve eğitim ortamları nedeniyle kaybettiğimiz her arkadaşımızdan; satılan her hastaneden; kamudan sağlık hizmeti alamayan, özellerin eline terk edilen, fakirleşen toplumdan iktidar sorumludur.”

‘Koca’nın kulakları 414 gündür tıkalı’

‘Tüm koşullara rağmen asla umutsuz ve yalnız olmadıklarını’ belirten Arslan, ‘önlüklerinin beyazına sahip çıkarak karanlığı birlikte aydınlatacaklarını’ söyledi: “Bu topraklarda hekimlik yapmak için umut var! İktidara emeğimize ve bu ülkeye sahip çıkacağımızı “Emek Bizim Söz Bizim” eylem sürecimizde anlatıyoruz ve anlatmaya devam edeceğiz. 414 gündür kulaklarını bize tıkamış Sağlık Bakanı’na, iktidara inat, hekimlerin bir kısmına verilecekmiş gibi gösterilen ve 15 gündür haberini bir daha alamadığımız yasa tasarısının ne olduğunu soracağız. Birlikte durmaya ve emeğimizin karşılığını alana dek tüm kararlılığımızla mücadele edeceğimizi bir kez daha duyuruyoruz.”

‘İktidar bize saldıranlar kadar sorumlu‘

Arslan konuşmasında aşağıdaki konuları dikkat çekti:

“Bolca açılan tıp fakülteleri, sadece binalarla ve hak etmeyenlere liyakatsiz peşkeş çekilen kadrolarla doldurulacak yerler değildir; sağlığımızın/geleceğimizin altını oyuyorsunuz” dedik. Buna karşı mücadele verdik. Bugün hizmet veren hekim sayısında azlık, geleceğini yurt dışında arayan genç hekimlerin bu kadar artması, uyarılarımızı ne yazık ki haklı çıkarıyor

İnsanca yaşayacağımız emekliliğe yansıyan temel ücret hekimleri motive edecek maddi gerekliliklerdir” dedikçe döner sermayelere sarılan iktidar; pandemide özellikle emekli hekimleri çalışmak zorunda bırakmış hastalanmalarında/ölümlerinde sorumlu olmuştur. Mevcut iktidar, COVID-19’u meslek hastalığı dahi kabul edemeyecek acımasızlıkla karşımıza dikilmiştir.

Her gün bir başka sağlık kurumunda bizler şiddete uğrarken, şiddetin failleri ellerini kollarını sallayarak dışarıda gezebilirken; yanı başımızda sorumluluğunu yerine getiren, görevini yapan ne sağlık bakanı ne de yetkili bulabildik. Yıllardır sağlıkta şiddet yasa tasarımıza sahip çıkamayan, etkili bir sağlıkta şiddet yasası çıkarmayan iktidar en az bize saldıranlar kadar sorumludur.

Asistan hekimlerin 36 saatlik nöbetlerini engelleyecek, hiçbir maddi manevi kayba uğramalarına izin vermeyecek, resmi düzenleme getirmeyenler; eğitimlerini öncelemeyenler topluma iyi yetişmiş hekimlerin sözünü nasıl verecektir? Yorgunluktan, bezginlikten daha fazla hekim arkadaşımızı kaybetmemiz mi beklenmektedir?

Nerede çalışırsa çalışsın hekimlerin sorunları büyük

Birinci basamakta iktidarın “olmayan” pandemi politikasına rağmen salgınla mücadele eden aile hekimlerine “Aile Hekimliği Ceza Yönetmeliği” ile teşekkür eden iktidar; ikinci basamaktaki hekimleri de unutmamış, büyük firmalara sattığı şehir hastanelerinin borçlarını da döner sermayelerini vermeyerek ödetmiştir. Özel hastanelere giden hekimler de unutulmamış; özel hastane sahiplerini, hekimleri güvencesizleştiren şirket kurdurma, ciro baskılarını görmezden gelerek desteklemiştir. Güvencesizleştirilen bir diğer hekim grubu olan işyeri hekimlerimizin yüzde 38’i işini kaybetme korkusu yaşamakta; yüzde 37’si ücretlerini ve maaşlarının bir kısmını ya da tamamını alamamaktadır.

Sağlık hizmetini sunamayan iktidar, oluşan sanal kuyrukları eritebilmek için halkın sağlığını tehlikeye atarak muayene sürelerini beş dakikaya indirmiş; “Önemli olan sağlık değil para” demenin de yeni bir yolunu bulmuştur. Arabaları bile muayeneye 5 dakikada girse tepki gösterecek iktidar mensupları, halka bunu reva görebilmektedir.

‘O yasayı bekliyoruz‘

Özlük haklarımız için getirilen, hepimizi kapsamayan, yasa tasarısına bile bir gün tahammül edemeyip geri çeken ve bizlere unutturmaya çalışan hükümete sesleniyoruz: O yasayı daha da kapsamlı ve yukarıda bahsettiğimiz birçok başlığı içerecek şekilde getirmek bize karşı sorumluluğunuzdur. Bizlere bir şey bahşetmiyorsunuz, artık bıçağın kemikte olduğunu sizler de iyi biliyorsunuz. Haklarımızı/taleplerimizi, emeğimizin karşılığını alana kadar eylemlerimiz, mücadelemiz devam edecek. Bu bağlamda yeni eylem ve etkinliklerimizin olacağını bilmenizi isteriz.

Bugün buradan bütün meslektaşlarımıza, bütün sağlık çalışanlarına, bütün kamuoyuna ilan ediyoruz: 15 Aralık Çarşamba günü bütün Türkiye’de, bütün illerde, bütün sağlık kurumlarında gerçekleştirdiğimiz Büyük G(ö)REV bir son değil, bir başlangıç.  Vazgeçmiyoruz, ara vermeden devam ediyoruz. Tabip odalarımızla birlikte oluşturacağımız yeni eylem takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız ve hayata geçireceğiz.”

‘Hiç bu kadar kötü olmamıştı‘

TTB Başkanı Prof. Dr. Füsun Sayek, “Eğitimin bu kadar niteliksizleştirildiği, sayının hep niteliğin önüne geçtiği koşullarda biz niteliği ve değeri talep ediyoruz. Bunun için de mücadelemiz sürecek” dedi.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, ‘tükenmiş, niteliksizleşmiş, iyi hekimlik değerlerine uymayan koşullarda çalıştıklarını’ belirterek, şunları söyledi: “Hiç bu kadar kötü olmamıştı. Mücadelemiz kesinlikle kendi özlük haklarımızla ilgili değil. Halkımız sağlık hakkına kavuşana, performans sistemi ortadan kaldırılıp, gerçek iyi hekimlik değerleriyle nitelikli hizmet verilene kadar mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız.”

TTB Eylem Çalışma Grubu üyesi Dr. Osman Öztürk, 15 Aralık’daki g(ö)rev eylemi ve yaygın katılımın umut verici olduğunu söyledi ve önümüzdeki günlerde de kararlılıkla mücadeleye devam edeceklerini açıkladı.