Hepimiz duygulandık.
Çünkü TV’de, fotoğraflarda gördüğü “sıvasız hane” onu hepimizden daha da çok duygulandırmış, “Fransa’da yaşayan sıvacı” Ali Dal, Türkiye’ye koşup “şehit ailesi”ne Eskişehir’deki evini bağışlamıştı.
Diyarbakır’da maskeli kalleş tarafından arkadan, hem de hamile eşinin yanında, 25 yaşında vurulan Astsubay Nejdet Aydoğdu için.
İşte o dul anne adayı, ancak “henüz doğmamış ama hemen yetim kalmış” bebeğinin adına kabul etti daireyi.
“Sıvasız hane” Aydoğdu’nun ana eviydi…
Sosyal medyada “Cumhurbaşkanı’nın sarayı” ile karşılaştırılmıştı…
Ve duydum ki, o karşılaştırma, “sıvasız hanesi”nin yoksulluğunun gösterilmesi o anayı üzmüş, “Hiç orayla burayla bir olur mu zaten” diye yakınmıştı.
Çünkü “Evladının güzel bir mezarı olacağı” için, “Tören sayesinde köyün yoluna mıcır döküldüğü için” teselli bulan “Tevekkül Anaları”ndan biriydi.