'Sağlık notu'nuzu biliyor musunuz?

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

Tansiyon, kan şekeri, kan yağları (LDL, HDL, trigliserid), bel çevresi ve vücut kitle indeks değerleriniz, sağlığınızın karne notları. Değerlerinizi bilmeniz ve takibiniz, daha etkili önlemler almanız için yol gösterici olabilir. Bu değerleri normal sınırlarda tutmak, özellikle kalp ve damar sağlığı için önemli. Üstelik kalbinize iyi gelen, tüm bedeninize iyi gelir.

Kalp ve damar hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Muhammed Keskin söz konusu değerlerin normal sınırlarda tutulabileceğini, sapmalar varsa da yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekirse uygun tedavilerle düzeltilebileceğini söylüyor.

Kadınlar 50, erkekler sigara içiyorsa 40 yaşından itibaren kontrollerini yaptırmalı

Keskin: “Her bireyin sağlığı ile ilgili bilmesi gereken rakamlar var. 40 yaşından sonra şunları yaptın mı diye sorarım: Senede iki kez tansiyon ölçümü,  senede bir kez açlık kan şekeri, senede bir kez kolesterol ölçümü. Ayrıca kadınların ek bir hastalıkları bulunmasa bile 50 yaşında, erkeklerin sigara içiyorsa 40,  içmiyorsa 45 yaşında mutlaka kalp ve damar ile ilgili kontrolden geçmesini öneriyorum. Maalesef Türkiye’de erken yaşta kalp ve damar hastası oluyoruz.

Keskin bilmemiz gereken değerleri de şöyle sıraladı:

* Tansiyonunuz, yani kan basıncınız normalde 120/80 mm/Hg’nin altında olmalı. Mükerrer ölçümlerde 140/90 mm/Hg üzerinde olması hipertansiyon anlamına geliyor. Tansiyonun 120-139/80-89 mm/Hg arasında olmasına yüksek-normal kan basıncı deniyor ve  bu bireyler hipertansiyon adayı. Bu durum için kullanılan bir diğer tabir ise pre-hipertansiyon. 

* Açlık kan şekeriniz 100 mg/dl’nin altında olmalı. 100 mg/dl’den yüksekse, risk başlıyor. 100-125 mg/dl arasındaki açlık kan şekeri diyabet öncesi tabloyu işaret ediyor. Kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksekse diyabetsiniz.

* Total kolesterol, kolesterol ve trigliserid değerlerinin toplamını ifade ediyor. Total kolesterolünüzün 200 mg/dl’den az olması iyi haber. HDL (iyi kolesterol) kadınlarda 50 mg/dl, erkeklerde 40 mg/dl’nin üstünde olmalı. LDL’de (kötü kolesterol) 130 mg/dl’nin altı normal,  130-159 mg/dl sınırda yüksek, 160 mg/dl ve üstü yüksek olduğu anlamına geliyor. Trigliserid de ise 150 mg/dl’nin altı normal, 159-199 mg/dl sınırda yüksek, 200-499 mg/dl ise yüksek olduğunu gösteriyor.  

* İstirahat kalp hızınızın dakikada 100’ün üzerinde olması, kalp hızının yüksek olduğu anlamına geliyor. Sağlıklı bir insanın kalbi dakikada ortalama 60-100 defa atar. Kalp atımının normalden yavaş veya hızlı olduğu iki temel ritim bozukluğu tipi var. Kalp atımının dakikada 60’ın altına düşmesi barikardi, dakikada 100’ün üzerine çıkması ise taşikardiyi işaret ediyor.

* Vücut kitle indeksinizin 30 kg/m2 nin üzerinde olması fazla kilo, 35 kg/m2 üzerinde olması obezite olarak kabul ediliyor. Kilogram cinsinden ağırlığınızı, metre cinsinden boyunuzun karesine bölerek vücut kitle indeksinizi hesaplayabilirsiniz. 

* Bel çevresi için normal kabul edilen değer, kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm. Daha geniş olması artan riski ifade ediyor.

Sigara içiyorsanız, damarlarınıza güvenmeyin!

Türkiye’nin kalp ve damar sağlığı açısından yüksek riskli grupta yer aldığını vurgulayan Keskin, şu uyarılarda bulundu: “Bizde kalp ve damar sağlığı düşmanı olan sigara bağımlılığı tüm Avrupa ülkelerinden fazla. Yeni nesilde sigara bağımlılığı oldukça yüksek. Elektronik sigaralar, ısıtılarak tüketilen tütün ürünleri, nargile de çok zararlı ve bağımlılık yaratıyor. Damarındaki darlık oranı yüzde 50 olan bir hasta sigara içmiyorsa yakın zamanda kriz riskinin düşük olacağını söyleyebiliriz. Ama darlık oranı yüzde 10 olmasına rağmen sigara içen birinde kriz riskini öngöremeyiz. Sigara varsa risk hep vardır. Sigara içiyorsanız damarlarınıza güvenmeyin.”

Tuz damarları bozuyor

Tuz tüketiminin yüksek oranda olması da kalp ve damar sağlığını tehdit eden önemli bir faktör. Tuzu, daha doğrusu sodyumu farkında olmadan pek çok besinden alıyoruz.

Keskin: “Türkiye’deki ortalama tuz tüketim miktarı günlük 20 gr. Bu çok yüksek bir oran. İnsan bedeni bulduğu her tuzu saklamaya ve depolamaya çalışıyor. Tuzu vücudumuzda tutmaya çalışan 18 ayrı mekanizma var. Tuzdaki sodyum vücudumuzda kaldıkça, hücreler bunu atmaya çalışırken kalsiyumu kullanıyor. Hücrelere kalsiyum giriyor. Hücreler kireçlenmeye ve ölmeye başlıyor. Damar sertliği dediğimiz olay bu.”

Tansiyon 10 yılda kalbi kalınlaştırıyor

Hipertansiyonun 10 yıl boyunca sessiz seyredebileceğini belirten Keskin şöyle devam etti: “Kalpte en az 10 yıl boyunca hiçbir yan etki göstermez. Çünkü kalp olabildiğince hipertansiyonla mücadele edebiliyor. Kalp basıncı dengelemek için daha güçlü, daha şiddetli kasılmaya çalışıyor. Ancak 10 yıldan sonra kalpte de kalınlaşma başlıyor. Damarlarımızı besleyemez hale geliyor. Kalp damarlarının duvarlarında hasar gelişiyor.  Kalp damarı kendini yenileyebilen bir yapı değil. Plaklar büyümeye devam ediyor. İşte bu tabloya diyabet ve sigara da katılınca süreç hızlanıyor ve ağırlaşıyor.”

Kalbini seven yürüsün

Keskin, kalp ve damarla ilgili sorunu bulunan tüm hastalara egzersiz önerdi: “Haftada beş kez 30 dakikalık yürüyüş yapmak kalp krizi riskini yüzde 19 azaltıyor. Yemek sonrası yürüyüş yapanların diyabet riski ciddi olarak azalıyor. Günlük 8 bin adım atanların eklem kireçlenmesi riski yüzde 22 azalıyor. Yürüyüş en bazal egzersizdir. Kaslarımızın hakkını vermektir. Kalbini seven egzersiz yapsın. En azından düzenli olarak yürüsün. Kalp yetersizliği hastaları dahi egzersiz yapmalı. Bunlar tempolu yapmayabilirler egzersizi. Ama büyük bölümüne, egzersiz öneriyoruz. Çünkü kalp ve damar hastalıklarını tempolu egzersiz azaltıyor. Hiçbir şey yapamayanlar yürüsün. Yürüyüşün en azından 15 dakikası kesintisiz ve tempolu olmalı. Haftada toplam en az 180 dakika yürünmeli.”