Yazar Nazlı Ilıcak, ‘FETÖ’nün terör örgütü olduğunu darbe girişiminden sonra anladığını belirterek “Aldandığımı itiraf ediyorum” dedi.

‘FETÖ’nün medya yapılanması’ olarak adlandırılan davada 16 Şubat’ta karar açıklanmıştı. Mahkeme, Mehmet Altan ve Ahmet kardeşler ile Ilıcak’a ‘anayasayı ihlal’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Avukatların karara itiraz sonrası dosya istinafa gitmişti.
Kartal’daki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi’nde görülen davanın bugün ilk duruşması yapıldı.
Ahmet Altan Silivri, Ilıcak da Bakırköy’deki cezaevinden duruşmaya götürüldü.
Gazeteci davalarını takip eden P24’ün ve Cumhuriyet muhabiri Canan Coşkun’un Twitter’dan aktardığına göre duruşmada savunma yapan Ilıcak, alt derece mahkemede kendisinin sunduğu hiçbir delilin kale alınmadığını söyledi.
Babasının 27 Mayıs darbesi ‘kurbanı’ olduğunu belirten Ilıcak, babasının Yassıada’da yattığını, darbelerin kendisinin en hassas konusu olduğunu dile getirdi.
Darbe girişiminden bir gün önceki TV programını anımsatan yazar, “Darbe sözü ağzımdan çıkmadı. Hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini söyledim. Programdaki (Peru eski Devlet Başkanı) Fujimori ile ilgili sözlerim alınmış. Oysa Fujimori darbeyle devrilmedi, seçimleri kaybetti ve yargılandı” dedi.
‘Röportajı süslemek için…’

‘FETÖ’den aranan firari savcı Zekeriya Öz’le söyleşisini de anlatan Ilıcak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suçlama konusu Zekeriya Öz röportajımı süslemek için bir kar topu fotoğrafı çektirdik. O tarihte Öz terör örgütü üyesi değildi. Oda TV operasyonu sırasında dönemin Adalet Bakanı Sedar Ergin’i arayıp Öz hakkında soruşturma açılmasını istedim. Zekeriya Öz ile gazetecilik faaliyetim dışında bir ilgim yok. Röportaj yaptığımda serbestti.”
‘Cemaat gazetelerinde çalışmadım’
‘Cemaat denilen yapı’ diye andığı ‘FETÖ’nün hiçbir gazetesinde çalınmadığını ve çalışmayacağını dile getiren yazar, “Ben cemaat diye bilinen o gruba ait bir yayın grubunda hiçbir zaman çalışmadım. Suç olarak gördüğümden değil ama bir cemaate tabi olarak çalışamam” diye konuştu.
Bugün gazetesinde çalıştığını ancak oranın cemaat gazetesi olmadığını iddia eden Ilıcak, “Sempatizan olarak biliyordum. Akın İpek’in sonradan terör örgütüyle işbirliği içinde olduğunu bilemem” dedi.
Sabah gazetesinde ayrıldığında iş aradığını aktaran Ilıcak, Bugün ve Zaman’dan teklif geldiğini, Bugün’de bir buçuk yıl çalıştığını, iki yıl da hapiste olduğunu aktardı.
“Benim asla Bank Asya’da hesabım olmadı. Her zaman demokrasiyi savundum, asla cemaat diktatörlüğünü savunamam” diyen Ilıcak, cemaatin terör örgütü olduğunu 15 Temmuz’dan sonra anladığını ifade etti.
Yazar, “Güler yüz, tatlı kelam… Dini faaliyetleri beni cezbetti. Süleymancıların yurtlarına da sahip çıkmıştım zamanında. Aldandığımı itiraf ediyorum” ifadelerini kullandı.
Beraat talebi
Ilıcak sözlerine şöyle devam etti: “MGK, FETÖ’yü mayıs ayında terör örgütü kabul etmişti. Pek çok yazar kararı tartışıyordu. Kasıtlı bir desteğim söz konusu değildir. Ergenekon ve Balyoz yargılamalarındaki olumsuzlukları dile getirdim. O dönem Erzincan’da savcı olan İlhan Cihaner’e kurulan kumpas hakkında yazılar yazdım. (15 Temmuz gecesi) Gülen’in de (eski) Başbakan Yıldırım’ın da açıklamasını paylaştım. Birbirimize kenetlenmemizi söyledim. (Zaman yazarları ve Mehmet Altan’ın tahliyesi) Ben de gazetecilik faaliyetlerimden yargılanıyorum. Beraatimi talep ediyorum. Kendimi suçlu görmüyorum. Hakkımdaki tüm delilleri çürüttüğümü düşünüyorum. Mahkemede asla yaşımı öne sürmemeye özen gösterdim. Ama 74 yaşındayım. İki dondurucu kışı ve yakıcı yazı cezaevinde geçirdim. 74 yaşında iki yıl cezaevinde yatan gazeteci yok. Bu yaşta hiçbir yere kaçamam. Darbecilik gibi ahlâksız bir suçla yargılanmak çok zor. Kimsenin hak etmediği şekilde yargılanıyorum. İşkence yok ama manevi işkence çok var.”