isinelicin@gmail.com
İngiliz gazetesi the Guardian, bir yıl önce bugün, 5 Haziran 2013’te, ABD Ulusal Güvenlik Kurumu’nun (NSA), on milyonlarca Amerikalının bütün yurt içi ve yurtdışı telefon kayıtlarını, şüpheli olduklarına dair hiçbir veri olmaksızın, keyfi bir şekilde izlediğini duyurmuştu. Hemen ardından yine the Guardian, bu kez Amerikan Washington Post gazetesiyle birlikte Amerikan istihbaratının Prizma adlı bir programla dokuz internet şirketinin (Microsoft, Yahoo, Google, Facebook, PalTalk, AOL, Skype, YouTube ve Apple) veri tabanlarına girdiğini yazdı.
Bu program, internet üzerinden gönderilen tüm postalara, yapılan sohbetlere, internet telefonu aracılığıyla yapılan görüşmelere, görüşmeyi yapan kişilerin isimlerine, bulundukları yere, fotoğraflara, videolara arşivlere ve diğer pek çok kişisel bilgiye erişim sağlıyor.
Türkiye kendi tapelerinden vakit bulamadı ama…
Evet, eski CIA çalışanı Edward Snowden’ın ifşaatından söz ediyorum. Derken, yine Snowden’ın sızdırdığı belgeler sayesinde ortaya çıktı ki, ABD dünyanın dört bir yanındaki elçiliklerinde veya müttefik ülkelerde kurduğu istasyonlarda, yıllardır devlet ve hükümet başkanlarının cep telefonları dahil her türlü iletişimi izlemekteymiş; hiçbir yasal zemin olmaksızın bireyler, sivil toplum kuruluşları, hatta şirketler hep takibe alınmış.
Snowden’ın gazetecilere sızdırdığı belgelerin henüz çok küçük bir bölümünün kamuoyuyla paylaşıldığı söyleniyor. Daha bakalım kimbilir neler neler öğreneceğiz. Fakat ABD’nin dinleyip izlediği söylenen ülkeler arasında Türkiye’nin de yer almasına rağmen Snowden ifşaatları bizde fazla yankı uyandırmadı. Resmi düzeyde de pek tepki gösterilmedi. Sonra zaten kendi dinleme izleme faaliyetlerimiz, nam-ı diğer tapelerimiz döküldü ortaya. Üstüne geldi yasaklar, kısıtlamalar ve tartışmalı MİT ve internet yasaları..
‘Reset the Net’
Girizgahı uzun tuttum. Aslında haberim şu: Bugün, Snowden’in sızdırdığı belgelerle ilgili ilk NSA haberinin yayınlanışının birinci yıldönümü ve bu vesileyle, ABD’de ‘Reset the Net/ Internet’i ilk durumuna getir’ isimli bir kampanya başlıyor. Amaç internette ve her tür dijital iletişimde devletlerin, iktidarların kem gözlerinden ırak, açık ve özgür iletişim ve paylaşım alanlarını geri kazanmak.
Kampanyayı bir sivil toplum kuruluşu ‘FightForFuture/GelecekİçinSavaş‘ örgütlemiş. Google, Reddit, Mozilla gibi pek çok internet şirketi, Uluslarası Af Örgütü, Amerikan Sivil Özgürlükler Derneği gibi kuruluşlar da destekliyor. Hatta Google bugün ‘Özgür ve açık bir dünya özgür ve açık bir internetle mümkündür‘ sloganıyla kampanyaya çağrı yapıyor: http://www.google.com/intl/tr/takeaction/
Hazır YouTube açılmışken kampanyanın videosunu da şuradan izleyebilirsiniz:
‘İnternet, biz onunla ne yaparsan o olur’
Özetle deniyor ki, “İnternet, biz onunla ne yaparsak o’dur, o olur.* Devletler bu özgür ve açık olsun diye tasarlanmış alanı, baskı ve denetim aracı olarak kullanmak, hapishaneye çevirmek istiyorlar. Buna engel olabiliriz.”
İlk adım olarak önerdikleriyse, veri ve iletişim güvenliğini sağlayan uygulamaları kullanarak, herkesin internette kendine ‘gözetlenemez/denetlenemez’ bir alan yaratıp ona sahip çıkması. Bunun için neler yapabilirsiniz, hangi ücretsiz uygulamalardan yararlanabilirsiniz, buradan öğrenebilirsiniz: https://www.resetthenet.org/?r=aclu.
Geleceğimizi tayin edebiliriz
Listede, Twitter ve YouTube kapatıldığında, erişim için yararlandığımız uygulamalar da var; uzun zorlu şifreler kullanmak gibi, aslında bildiğimiz ama muhtemelen nadiren uyguladığımız temel korunma yöntemleri de. Ayrıca internet sağlayıcıları ve sitelere de benzer güvenlik uygulamalarına yönelmeleri için çağrı yapılıyor.
Bu kampanyanın Amerikalı çağırıcıları, kendilerine anayasal olarak tanınmış belli başlı hak ve özgürlüklerinin devlet tarafından ihlal edilmesine duydukları tepkiyle sivil bir mücadele başlatıyorlar. Bizdeyse sözkonusu hak ve özgürlükler, yeni internet ve MİT yasalarıyla epey budanmış, sınırlandırılmış durumda. Yine de geleceğimizi kimsenin iznine ihtiyaç duymadan tayin edebilir, interneti pekâla ilk ayarlarına geri döndürebiliriz. #ResettheNet
*2007 yılındaki YouTube yasağı üzerine, ‘internetle ne yapmak istiyoruz?’ sorusuna yanıt da içeren bir bildiri yayınlanmıştı.

