Prof. Faruk Birtek: AKP, kentlilerle savaşıyor, PKK'yla tango yapıyor

 

 

mimi_kelleMİNEZ BAYÜLGEN

bayulgenminez@gmail.com

Türkiye, tarihinde hiç yaşamadığı bir göçü yaşıyor. Ülkedeki altüst oluştan, istikrarsızlıktan, hukuksuzluktan, kurulmak istenen eğitim sisteminden ve savaştan büyük endişe duyan laik, orta ve üst sınıf, Batılı ülkelerde yeni bir hayat kurmaya çalışıyor.

Basında çıkan son haberlere göre, özellikle ABD’ye yerleşmek isteyenlerin sayısında patlama oldu. Türkiye’den kaçışın nedenlerini, nasıl bir sistem kurulmak istendiğini, siyasi iktidarın neyi hedeflediğini ve AKP’nin toplum mühendisliğinin başarılı olup olamayacağını Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Emeritus Profesör Faruk Birtek ile konuştuk.

Fotoğraflar: Tunca Öğreten
Fotoğraflar: Tunca Öğreten

1 Kasım genel seçimlerinden sonra Türkiye’de bir ilk yaşanıyor. Türkler adeta ülkeden kaçıyor. Başta Amerika ve Kanada olmak üzere Batılı ülkelere yerleşmek için yapılan başvurular patladı. Türkiye, vatandaşları için artık kaçılacak bir ülke haline mi geldi?

Evet, öyle oldu. Benim çevremde de mallarını satıp yurtdışına yerleşen insanlar var. Bugün, Türkiye’nin durumunu çok kötü görüyorum.

Geçmişte hiç böylesi yaşandı mı?

Türkiye tarihinde böylesi hiç yaşanmadı. Bu ülkedeki son ciddi direniş, mücadele Gezi’ydi. Ben hala mücadele edenlerdenim ama…  Bir de şu var.  Şu an süren savaş öyle PKK ile falan yapılmıyor.

Kiminle savaşılıyor peki?

Siyasi iktidar, kentlilerle savaşıyor. Bakın… Türkiye, ‘kentliler’ ve ‘kent yaşamına karşı olanlar’ diye ikiye bölündü. Bugün bu ülkede, biz kentlileri yok etmek için bir savaş yaşanıyor. Bize tahammül edemiyorlar.

Kentli ve kentli olmayanların savaştığını söylüyorsunuz. Böyle bir savaşın ortasında ülkenin ekonomik durumu ne olacak?

Şahsen ben yakınlarda bir ekonomik krizin patlak vereceğini düşünüyorum. Vergilerin artacağını düşünüyorum. Özellikle benzin fiyatları yükselebilir. Bu kadar patlatılan bir inşaat sektörüne nasıl talep bulunabilir? Halktan para almanın en kolay yolu vergiyi arttırmaktır.

Çocuklarını korkuyla, şiddet ortamında ve mevcut eğitim sisteminde yetiştirmek istemeyen kesim, sizin de söylediğiniz gibi Türkiye’deki evini, iş yerini satıp, farklı bir ülkede hayat kurmaya çalışıyor. Siz, “Despotlukta sözün bittiği yerdeyiz” demiştiniz. Sözün bittiği yer burası mı?

Evet burası. Söz bitti yahu, ne kaldı geriye? Hiçbir şey.

Düzenin adı: Süper despotizm

Peki, sözün bittiği yerde kurulan rejimin adı nedir sizce?

Süper despotizm. Çünkü despot düzende bile despotun kuralları vardır. Ama bugünkü idare tamamen kuralsız. Tayyip bey bağırıp çağırmadan, kavga etmeden siyaset yapmayı bilmiyor. Halbuki siyaset kitapları bunun tersini söyler. En iyi siyaset, oydaşlaşmayı bulabilme sanatıdır.  Türkiye’de en düzgün siyaseti, Selahattin Demirtaş yapıyor.

AKP 2001’de iktidara geldiğinde, laik kesim ‘İslamofaşizm’ korkusu yaşamıştı. Siz de o dönem ‘İslamofaşizm’le mücadele etmek için Amerika’dan Türkiye’ye döndünüz. ‘İslamofaşizm’ geldi mi?

Bugün Türkiye’ye, Abdülhamid’i aşan bir istibdat geldi. Abdülhamid’e karşı olanlar en fazla Fizan’a sürülüyordu. Bugünse hapse atılıyor. Türkiye’de bugün en büyük sorun yargı sürecinin işlememesi. İnsanları gözaltına alıyorsun, gerekçesi; dosyası belli değil. Düşünün…

Evet…

Düşünün, gazeteci Arzu Yıldız’ın Basın Mahkemesi’nde çocuklarının velayeti elinden alınıyor. Çocuklara kayyum atayacaklar herhalde! Basın Mahkemesi’nin böyle bir yetkisi yok. Hani durmadan kul hakkı diyorlar ya…  Nerede kul hakkı! Bir kadının elinden anneliği alınıyor!  Olacak iş mi!

Bu iktidar Osmanlı’nın değil, Vahhabilerin, Bedevilerin devamı

minezsoylesi4

Siyaset bilimciler Türkiye’de toplumun demokrasi için değil ama laiklik için kavga edebileceğini söylüyor. Bizim toplumda laiklik, demokrasiden daha mı önemli?

Laiklik olmadan demokrasi olmaz. Eğer ben ‘lâdinî’ bir yaşam sürüyorsam bana, laik olmayan bir düzende yer yoktur. O zaman siyasete katılımım da kısıtlanmış olacaktır. Erdoğan ise laikliği, her dine eşit mesafede olmak olarak algılıyor. Bu bir Osmanlı anlayışıdır.

Günümüzde ‘laiklik’ nedir peki?

Laiklik, dinlere eşit mesafede olmak değildir. Laiklik, kamu düzeninde dinin yerinin olmaması demektir. Öyle Müslümanlığa, Yahudiliğe, Hıristiyanlığa eşit mesafede durarak ‘laik’ olamazsın. Ateistler n’olacak?

Diğer bir deyişle laiklik, devletin vatandaşlarına din referanslı bir hayat tarzı dayatmaması demekse, bugünkü Türkiye ile Osmanlı arasında bir fark var mı? Mesela Osmanlı’nın son dönemi bugünkü Türkiye’den daha mı laikti?

Evet, daha laikti. En azından Osmanlı, inançsızlarlara/ ‘lâdinî’ yaşayanlara daha çok yer açmıştı. Bu iktidarın Osmanlı ile alakası yok. Bunlar Vahhabi ve Bedevilerin devamı. Zaten hükümetin kadrolarının da en büyük problemi cehalet. Türkiye cahiliye dönemini yaşıyor.

Osmanlı’daysa din baskısı sadece mahalle düzeyinde oluyordu. Zaten Tanzimat’a iki kesim karşı çıktı. Ulema ve Ortodoks Kilisesi. Gücünü dindar Ortodokslardan alan Kilise de Batılılaşmayı istemiyordu. Ulema da, Ortodoks Kilisesi de sırtlarını dini kesime dayadıkları sürece payidar oldular.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimizde nüfus planlaması yok” diyerek kürtaja karşı çıkıyor. Çocuksuz kadınların yarım olduğunu söylüyor. Türkiye kökenli Alman vekil Cem Özdemir için “Kanı bozuk” diyor ve bu kanın laboratuvarda incelenmesini istiyor. Sizce nasıl bir Türkiye ve toplum hedefleniyor?

İslami faşizm hedefleniyor. O yönde yürünüyor. Yeni bir toplum yaratılmak isteniyor. Kentliliğe karşı bir savaş var ve bizi yok etmek istiyorlar. Atatürk düşmanlığı da bununla ilgili. Onun yaşam tarzı, giyim kuşamı, yaratmak istediği toplum bugün bunların baş düşmanı. Ama ne yazık ki Atatürkçüler de neyi müdafaa edeceğini bilmiyor. Onlar da hala İstiklal Harbi’nde kalmışlar. Kazanmışız yahu, n’apıyorsunuz!

İslami Anadolu Cumhuriyeti’ni kuracaklar

Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara Köşkü, Baraj Gazinosu gibi Cumhuriyet’in ilk dönem sembolleri de yavaş yavaş yıkılıyor. Bunların yerine tam olarak ne kurulmak isteniyor?

İslami Anadolu Cumhuriyeti’ni kuracaklar. Cumhuriyet’e ait bütün simgeler yıkılmak isteniyor. Tabii bir de bilgisizlikten inşa edilen yerler var.

Neresi mesela?

Çamlıca’da bir cami yaptılar. Vallahi pek beğenmeye başladım! İstanbul silüetine fevkalade uyuyor. Çünkü bu camide, Bizans mimarisi hakim. Kubbesi bir Mimar Sinan tarzı değil. Bir Müslüman kubbesi hiç değil. Tam bir Hıristiyan, bazilika kubbesi. Bravo, çok güzel olmuş! Düşünün ki, yüksekliği Ayasofya’yı aşmış. Büyük başarı!  Tayyip bey, Müslümanların halifeliğine oynuyor. Suudiler çok kızacak.

Niye?

Suudiler bu tahtı vermek istemezler. Suudi Arabistan Konfederasyonu’nda, “Halife kim olacak” kavgası çıkabilir.

Bir konuşmanızda, Güneydoğu’da insanların kaybedecek bir şeyleri kalmadığını, bu yüzden de korkmadıklarını söylüyorsunuz. Türkiye’nin batısıysa korkuyor. Bir gün Batı da korkmaktan vazgeçecek mi sizce?

Vallahi hepimiz korkuyoruz. Ben de korkuyorum. Dünyamı yok etmek için bir savaş verdiklerini görüyorum ve buna karşı nasıl savaşılacağını bilemiyorum. Tabii muhalefeti de bu konuda çok suçluyorum. CHP’yi çok eksik buluyorum. 7 Haziran’dan sonra da büyük bir hata yaptı. Neymiş, 14 şartı varmış. Hükümeti kur kardeşim sen. Zaten Bahçeli’nin ne olduğunu bir türlü çözemedim. Adama başbakanlık veriliyor, istemiyor. O zaman başka iş yap, bir sürü meslek var. Git, bayilik al mesela.

Bu liseli çocuklar kentliliği temsil ediyor

Bugün toplumdaki ruh halini kısaca nasıl tarif ediyorsunuz?

Ümitsiz. Toplum daha kaderci ve durağan olmaya başladı. Şiddete çok ciddi bir eğilim var. İnsanlar, “Artık çıkış yolu yok” diyor ve ülkeyi terk ediyor. Ta Amerika’dan az tanıdığım, tanımadığım insanlardan sürekli mesaj alıyorum. Bana, “İyi misin, senin için ne yapabiliriz” diye soruyorlar. Hem kendi içinde ve hem de dünyayla kavga eden bir topluma dönüştük. Bunda sadece Erdoğan değil, PKK da çok suçlu. Erdoğan’la PKK el ele tutuşup tango yapıyor.

Liselerde AKP iktidarının getirdiği eğitim sistemine itirazlar başladı. Önce İstanbul Erkek, ardından Cağaloğlu Anadolu, Galatasaray, Kadıköy ve Bornova Anadolu liselerinin öğrencileri, iktidarın müdahalelerini protesto etti. Siyasi iktidar, Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından neden bu kadar rahatsız sizce?

Rahatsız, çünkü bu çocuklar kentliliği temsil ediyor. Müdürler, laik eğitimi dindarlaştırmaya çalışıyor.

Lise müdürlerinin öğrencileri fişlediği söyleniyor. Eğitim kurumlarında buna benzer bir dönem geçmişte oldu mu hiç?

Katiyen böyle bir dönem yaşamadık. Lise müdürlerinin öğrencileri fişlediklerine inanmak dahi istemiyorum.

‘Nüfusun yüzde 50’si imam hatip mezunu olacak’

Çoğu lise imam hatipe dönüştürüldü. Siz yılların eğitimcisisiniz. İmam hatipten nasıl gençler yetişecek?

Bildiğim tek şey katakulli yapıldığı. Avrupa diyor ki, “Geri kalmış ülkesiniz, meslek eğitimini geliştirin.” Bunlar ne yapıyor peki?

Ne yapıyor?

“Tamam, o halde düz liseye giremeyenler, en yakın meslek liselerine girsin” diyor. Meslek liselerinin hepsi de imam hatip. 10 yıl sonra nufüsün yüzde 50’si imam hatip mezunu olacak. Bir memlekette, gerekli olan meslek grubu imam ya da hatiplik midir yahu? Kaç imam istiyorsun? Kaç tane cenaze namazı kıldıracaksın ki? Gelişmiş dünyada, dini ağırlıklı meslek eğitimi veren hiçbir ülke yok.

AKP’nin toplum mühendisliği başarılı olacak mı sizce?

Her yeri ele geçirdiler ve sessizleştirdiler. Korku üzerine kurulmuş bir rejimdir bugünkü. Bu durumun değişmesi muhalefete bağlı, ama ülkede muhalefet yok!

minezsoylesi2

‘Rıza Türmen’in çağrısı çok önemli’

Ya üniversiteler? Onlar itiraz ediyor mu? Özgürlüğün merkezi olması gereken üniversiteler sizce demokrasi ve hukuk için yeterince mücadele ediyor mu?

Üniversitelerin görevi demokrasi için mücadele etmek değildir. Onların görevi özgür fikri ve bilimi geliştirmektir. Üniversitenin görevi siyaset yapmak da değildir. Gerçi hatırlayın, Boğaziçi’nde büyük bir protesto olmuştu, Akademisyen Esra Mungan için her görüşten insan bir araya gelerek adalet için haykırdı.

Evet ama Esra Mungan sizin üniversitenizde çalışan bir eğitimci. Liselerse bir araya gelerek eğitimdeki dayatmacılığa ve baskıcılığa karşı çıkıyor. Liselilere, üniversitede okuyan abi ve ablaları tarafından arka çıkılmaması sizi şaşırtmıyor mu?  

Evet, şaşırtıyor. Eğitim için fevkalede önemli bir olaydır bu. Liselilere destek çıkmak lazım. Üniversiteli öğrenciler çok ayıp ediyor, yakışmıyor.

AİHM eski yargıcı Rıza Türmen, “Türkiye uçuruma sürükleniyor” diyerek, bütün demokratik kurumları mücadele etmek için bir kurultayda toplanmaya çağırdı. Türmen’in bu önerisine, Ahmet Altan da bir yazıyla destek verdi. Sizce böyle bir hareket çare olabilir mi?

Fevkalade önemli. Bir başlangıç olarak ciddiye alınması gereken, çok mühim bir çağrı bu. Bu hareketin içinde şahsen olmak isterim, sonuna kadar destekliyorum.

Ülkede bir savaş yaşanıyor. Size göre, dağdaki Kürtler, bağdaki Türk ve Kürtleri dövmek istiyor. “Bugün PKK’nın gerçeği bu” diyorsunuz. Bu gerçek değişti mi?

Hayır değişmedi.

Neden dövmek istiyorlar?

Demirtaş’ı yemek istiyorlar. Çünkü Demirtaş politika yapıyor. Terörse terörü doğurur… Ayrıca güvenlik güçlerine, polise bu kadar çok yetki vermek de çok tehlikeli. Şimdi de askere de ilave yetkiler veriyorlar. Genelkurmay başkanı olsaydım hayatta kabul etmezdim.

‘Genelkurmay başkanının düğünde ne işi var’

Yetkilerle daha da güçlenmek cazip gelmez miydi?

Ne yapayım ben yıkma gücünü! Silahlı Kuvvetler ülkenin sınırlarını korur. Ne işi var şehirlerde. Bence verilen bu yetkiler, ordunun içinde de bir bölünmeye yol açacak. Zaten hayatımda bir genelkurmay başkanının, cumhurbaşkanının sözlerine ağladığını duymadım. Ne işin var senin düğünde? Üstelik Boğaziçi Üniversitesi’nden doktora almış bir genelkurmay başkanı bu, inanılmaz!

Siz de başlangıçta Erdoğan’ın başbakanlık dönemini desteklemiştiniz. Destekleyenler şimdi eleştiriliyorlar. Bu eleştirilerde haklılık payı buluyor musunuz?

Ben sadece 2001 seçimlerinde Türkiye’ye döndüğümde, Erdoğan’ın o kimin yazdığı bilinmeyen balkon konuşmasını duyduğumda, “Bir kulak vermek, dinlemek lazım” dedim. Bu kadar. Yoksa hayatımda AKP’ye oy vermedim.

Önümüzde süreçte bizi neler bekliyor? Türkiye, demokratik hukuk devleti olmayı başarabilecek mi?

Çok zor. Benim yaşım o günleri görmeye müsait değil. Türkiye tarihinde iki önemli olay/ gerçek var. Birincisi, Gezi. Bu toplumun iftihar edeceği, son 100 senenin en önemli olayıdır Gezi. İkincisiyse Demirtaş. Ondan çok ümitliyim. Ne diyor Demirtaş: “Gelin dört parti bir araya gelelim.” Ama yok, kimsenin işine gelmiyor. Erdoğan’ı da zaten ne Devlet Bahçeli ne de Kemal Kılıçdaroğlu korkutuyor. Erdoğan, en çok Selahattin Demirtaş’tan korkuyor.