Olmaz olsun böyle trend: Doğal ortamından koparılan hayvanlar eve hapsediliyor

Varlıklı ailelerin çocukları arasında yabani hayatta doğal ortamlarından koparılmaması gereken hayvanları kaçak yollardan elde ederek ‘statü belirtisi’ olarak kullanma trendi doğdu.

‘Tanıdığın kaçak avcı var mı?’

kapak sb

Hürriyet’ten Melis Alphan’ın haberine göre, kaplan, leopar gibi yabani hayvanlar, evde beslemek yasak olmasına rağmen, varlıklı ailelerin çocuklarının yeni ‘gözde’si haline geldi.

Bu ‘yeni moda’da yer alan gençlerin sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarda, yaban hayvanların ‘evcilleştirildiği’, hatta tasma takıldığı görülüyor.

Paylaşımlara yapılan yorumlar ise hayli dikkat çekici. “Tanıdığın kaçak avcı var mı? Ben de istiyorum bundan” yorumuna, hayvana el koyan kişi şöyle cevap veriyor: “Bunu yasal yollardan aldık. Doğada yaşam şartları nedeniyle en fazla 3-5 yıl yaşayan hayvan benim evimde 20 yıl yaşayabilecek düşmanı olmadığı için. Günde beş kilo et, beş litre süt veriyorum ki doğada bunu bulması mümkün değil. Bir tane de aslan yavrusuna sahibim ve evimin bahçesi tahmin edemeyeceğin kadar geniş.”

Yasadışı ama ‘bir yolu bulunuyor’

Bu yeni moda hayvan besleme türü, aslında yabani hayvanların uluslararası ticaretini belli esaslara bağlayan Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme’ye (CITES) göre yasadışı.

1996’da Türkiye’de yürürlüğe girip, 2001’de Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre, kaplan, leopar, aslan benzeri yabani hayvanlar sadece hayvanat bahçeleri ya da sirk gibi belli amaçlar dahilinde CITES izin belgesiyle ithal edilebiliyor. Ev ortamında ise beslenemiyor. Orman Bakanlığı yetkilileri bu hayvanların evde beslenmesi için CITES belgesi düzenlenemeyeceğini belirtiyor.

Peki nasıl kaplan ‘sahibi’ oluyorlar?

hurriyet

Av ve Yaban Hayvanları’na yönelik yönetmeliğin 45’inci maddesine göre gerçek ve tüzel kişilerin evlerinde ve işyerlerinde ‘yırtıcı, saldırgan ve zehirli türler hariç’ 10 memeli veya sürüngen barındırılabiliyor.

Ancak eğer bundan daha fazla av ve yaban hayvanı barındırmak isterlerse, hayvanat bahçeleri ile ilgili mevzuata göre kuruluş yaparak bu hayvanları satın alabiliyorlar. Ancak düzenleme sadece özel hayvanat bahçesi koşullarına izin veriyor. Yani bu hayvanları evlerine alma, sokakta gezdirme veya bahçelerindeki havuzda yüzdürme gibi eylemler yasadışı.

‘Eziyet çektikleri ortada’

WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak da bu konuya dikkat çekiyor.

Kaplan gibi nesli tehlike altındaki türlerin kendi doğal yaşam ortamları içinde yaşamaları gerektiğini söyleyen Baştak, “Bu fotoğraflarda görülen yavru kaplanların, onlar için uygun olmayan ortamlarda tutulduğu ve eziyet çektiği ortada. Yavru kaplanlar bizim yaşam alanlarımızdaki birçok virüse karşı dayanıksızdır. Kendilerine uygun hijyenik koşullarda olmalılar” diyor.

Baştak ayrıca, özel hayvanat bahçeleri ve hayvan ticaretiyle ilgili kendilerine gelen çok sayıda şikâyetin de bu fotoğraflarla haklılık payının arttığını belirtiyor.

‘Prestij vesilesi’

Hayvanların bir ‘prestij aracı’ olarak kullanıldığına dikkat çeken İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı avukat Hülya Yalçın ise şunları söylüyor: “Prestij vesilesi sayarak bu tür hayvanları doğalarına aykırı ortamlarda yaşamaya zorlayan insanlar olduğunu biliyoruz. İhtar yapıldığında bu insanlar veya işletmeler ‘Hayvanat bahçesi ruhsatı’ aldıklarını ileri sürüyorlar” 

Yalçın hayvan haklarıyla ilgili yapılan düzenlemelerin de bu duruma sebep olduğu görüşünde: “Genel Kurul’a gönderilmek üzere hazırlanan yasa taslağında mevcut 5199 SK 22 md. üzerinde yapılan değişiklikle bu tür hayvan besleyen gerçek ve tüzel kişilerin de önü açılmış oldu.”