Yasama, yürütme ve yargı bir kişinin şahsında birleşecek. Dünyanın en demokrat kişisinin dahi eline bu yetkileri verseniz o sisteme demokrasi demek mümkün değil.
Kaldı ki kuvvetler ayrımını bu şekilde ihlal ederseniz o sistem başkanlık diye de tanımlanamaz. Bu sisteme olsa olsa, bütün memleketin anahtar teslim bir kişiye devredildiği “başkancı” sistem adı verilebilir.
Bunun da tarihte ve günümüzde özellikle üçüncü dünya ülkelerinde sayısız örneği var. Seçilmiş krallık da denen bu rejimlerden birinin bile demokrasiler arasında sayılmadığı ortada.
Kaldı ki, niyet de demokrasi değil. Hedef, AKP milletvekili Metin Külünk’ün açıkça itiraf ettiği üzere 200 senenin hesabını sormak. Yani bütün bir Osmanlı-Türk anayasa geleneğini yok sayarak devasa bir karşı devrimi hayata geçirmek.