Doğrusu şu: sol irade kayboldu! Üstünde düşünülmesi gereken unsur bu.
Bu sonucu doğuran ana unsur diye popülizmden söz edilebilir. Daha önce anayasa kuramı, yurttaşlık kavramı hakkında da çok etkili kitaplar yazmış Jan-Werner Müller’in ‘What is Populism’ (Popülizm Nedir) isimli çok yararlı, çok işlevsel küçük kitabı yayınlandı.
Müller, popülizmin en zor açıklanan kavramlardan biri olduğunu belirttikten sonra bugün içinde yaşadığımız bu sağ kitle hareketini gene popülizme bağlıyor.
Kabul edeyim. Ama o zaman da aynı soruyu sormam gerekiyor. Bütün bu olumsuz koşullardan sonra solun iradesi niye kitlelerin popülizme kaymasını engelleyemiyor?
Yani, solun benimsediği, kendisine ‘doğal’ veya ‘organik’ taban olarak gördüğü kitleler bu derecede savrulmaya hazırdır da, sol onları kendisine sabitleyecek kuvvette bir ideoloji geliştiremiyor mu?
Tüm bu soruları aşacak daha ciddi yanıtlar üretilebilir. Mesela, içlerinde benim en fazla benimsediğim modernleşmenin bitmesi, başka bir evreye girmesidir. Bir modernleşme projesi olan sol yeni döneme cevap üretmekte yetersiz kaldı. Bahsettiğim sol irade, solun belkemiğini oluşturan proletarya diktatoryası ortadan kalkınca modernleşmenin dönüşümüne bağlı olarak eridi.