Bekir Tamer Gökalp: Herkes yatırımcı, peki herkes neye yatırım yaptığını biliyor mu?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hayatımızın önemli bir bö­lümünü para kazan­mak için harcıyoruz.

Ancak büyük emeklerle ka­zandığımız parayı değerlendir­me aşamasına geldiğimizde, ba­zen aynı özeni göstermiyoruz. 

Herkes yatırımcı, peki herkes neye yatırım yaptığını biliyor mu?

Son yıllarda finansal piyasa­lara erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Bir cep telefonuyla hisse senedi, yatırım fonu, altın veya kripto varlık satın almak mümkün. Ancak yatırım araç­larına ulaşmanın kolaylaşması, finansal bilginin de aynı hızda geliştiği anlamına gelmiyor. Bu­gün piyasalarda en sık karşılaş­tığımız sorunlardan biri, yatırım kararlarının bilgi yerine beklen­tilere, analiz yerine söylentile­re dayanmasıdır.

Toplumumuzda ekonomik ba­şarı çoğu zaman ne kadar para kazanıldığıyla ölçülüyor. Oysa gerçek finansal başarı, kazanılan paranın ne kadarının korunabil­diği ve zaman içerisinde nasıl büyütülebildiğiyle ilgilidir.

Bir yatırımcının bir yılda yüz­de 50 kazanıp ertesi yıl yüzde 50 kaybettiğini düşünelim. İlk ba­kışta kazanç ve kayıp oranları birbirini dengeliyor gibi görü­nür. Ancak 100 liralık sermaye önce 150 liraya yükselir, ardın­dan 75 liraya geriler.

Sonuçta ya­tırımcı başlangıç sermayesinin dörtte birini kaybetmiştir. Bu basit örnek, finansal piyasalar­da neden yalnızca getiriye değil, riske de odaklanılması gerekti­ğini açıkça gösteriyor. Unutul­mamalıdır ki yüzde 50 kaybedi­len bir yatırımın başlangıç değe­rine dönebilmesi için yüzde 100 kazanması gerekir.

Bu nedenle başarılı yatırımcı­nın ilk sorusu “Ne kadar kazana­bilirim?” değil, “Ne kadar kaybe­debilirim?” olmalıdır.

Bekir Tamer Gökalp’in yazısı