Aydın Engin: Daha etkili ve çok daha kitlesel, buluşlu, bilişli, hınzırca eylemler üretmenin günlerindeyiz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İnternette Twitter ya da Facebook ya da benzer iletişim kanallarından çoğu kez ‘bize benzeyen, bizim gibi düşünen’ kişilere ulaşılabiliyor. Takipçiler olsun, Facebook arkadaşları olsun hemen hepsi benzer nitelikte, düşüncede, eğilimde, kararda…

Sırf bilgisayar klavyesiyle sınırlanmış bir etkinlik Çetin Altan’ın ünlü ‘Türk’ün Türk’e propagandası’ gibi bir sakınca ve eksiklik taşıyor.

Klavyeye tutsak kalmayan etkinliklerin zorluklarını kimse sayıp dökmeye kalkmasın. Bu kendi tembelliğimize mazeret bulmak olur.

Pek çok örnek verebilirim.

Mesela Karadeniz’in doğusundaki kentlerde, kasabalarda, yaylalarda başlatılan ve hızını kesmeden süren ‘Derelerin Kardeşliği’ sürekli eylemini hatırlayın. Ne yani, Fırtına Deresi’nin kıyısındaki evinde oturan Temel ile Fadime Twitter’dan mı öğrendiler, Facebook’tan mı? Onları HES’lere karşı direnişin ön saflarına çeken, birer ‘çevre militanı’ kılan eylemin sırrı nedir dersiniz? Artvin’de hep didişen Laz bakkalla, Gürcü demirciyi yeşili katledecek doğa katillerine karşı el ele, omuz omuza tutuşturan Twitter miydi, Facebook muydu, yoksa ev ev, sokak sokak sabırla anlatan Artvin devrimcileri, demokratları, çevrecileri midir? Sözün özü: İnternette şimdiden başlayan ‘hayır’ kampanyasını küçümsemeden, çok daha etkili ve çok daha kitlesel, buluşlu, bilişli, hınzırca eylemler üretmenin günlerindeyiz. Gezi Direnişi bunun mümkün olduğunu kanıtlamıştı. Şimdi çok daha yakıcı bir ödev için yeniden mümkün kılmak omuzlarımızda… Haydi omuz verin..

Aydın Engin’in yazısı