ABD, 74 yıl önce bugün 2’nci Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın Hiroşima kentine ‘Küçük Çocuk’ isimli Uranyum 235 tipi atom bombasını attı ve 140 bin insan hayatını kaybetti. Japonya’da ve dünyanın farklı yerlerinde Hiroşima’da hayatını kaybedenler anıldı.

Hiroşima Belediye Başkanı Mayor Kazumi Matsui, Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin de katıldığı anma törenlerinde Japonya hükümetine ve tüm dünya liderlerine nükleer silahların kullanımının sonlandırılması için daha fazla çaba sarfetmeleri çağrısı yaptı.
Matsui okuduğu barış bildirisinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün dünyanın her tarafında ben merkezci bir ulusalcılığın yükseldiğini, uluslararası tekelcilik ve rekabet nedeniyle gerilimin arttığını görüyoruz fakat nükleer silahsızlanma konusunda hala gelişme kat edemiyoruz.”
Japonya’da 50 bin ABD askeri bulunuyor ve ABD’nin nükleer koruması altında. Ülke henüz ‘Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması‘nı imzalamadı. Anlaşma kapsamında aralarında Türkiye’nin de olduğu nükleer silah sahibi olmayan 185 ülke bu silahları edinmekten kaçınacaklarına dair söz vermiş, o dönem nükleer silah sahibi olduğu bilinen beş ülke ise – Çin, Fransa, Rusya, Britanya ve ABD – bu ülkelerin nükleer silah edinmelerine yardımcı olmayacaklarına, ve nükleer silahsızlanma amacı doğrultusunda hareket edeceklerine dair söz vermişti.
Nazım, felaketin sembolü Sadako Sasaki için ‘Kız Çocuğu’nu yazdı
Hiroşima felaketinde hayatını kaybeden masum insanların sembolü haline gelen ve 12 yaşında kanserden hayatını kaybeden Sadako Sasaki öleli ise 64 yıl oldu. Atom bombası atılan Hiroşima’da felaketin insani boyutu bugüne kadar bir çok esere konu oldu.
Usta şair Nazım Hikmet Ran, Hiroşima’ya atom bombası atıldığında sadece iki yaşında olan ve herhangi bir sağlık sorunu yaşamayan, ancak 12 yaşına geldiğinde birden hastalanan ve kan kanseri teşhisi konulan Sadako Sasaki anısına ‘Kız Çocuğu’ adlı şu şiiri yazmıştı.

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.