
KEMAL GÖKTAŞ
kemalgoktas@diken.com.tr
@kemalgoktas
Yargıtay 14’üncü Ceza Dairesi’nin iki üyesi, bir tecavüz davasında verilen mahkûmiyet kararına, mağdurenin vücudundaki yaralanma izlerinin ‘sert cinsel ilişkiyle meydana gelmiş olabileceği’ gerekçesiyle karşı çıktı. İki üye ayrıca sanıkla mağdurenin daha önce birlikte olması, mağdurenin sanığın evinden kaçma imkânı varken kaçmaması gibi gerekçeleri de sanığın mahkûmiyet kararının bozulması gerektiği görüşüne gerekçe gösterdi. İki üyenin bu görüşüne karşın, üç üyenin oyuyla sanığın mahkûmiyetine ilişkin yerel mahkeme kararı onandı.
İki kadına cinsel saldırı
İzmir’de meydana gelen olayda sanık hakkında evine götürdüğü bir kadına bıçak zoruyla tecavüz ettiği, diğerine de cinsel saldırıda bulunduğu ve şantaj yaptığı iddiasıyla İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddiaya göre daha önce sanıkla arkadaş olan ve cinsel ilişkiye giren mağdure, sanıktan kendisine iş bulmasını ve borç para vermesini istedi. Sanığın para vermeyi kabul etmemesi üzerine çift ayrıldı.
10 gün sonra mağdurenin yeniden sanığı arayarak borç istemesi üzerine sanık buluşmak istediğini söyledi. Bunun üzerine mağdure, bir arkadaşıyla birlikte sanığın evine gitti.
Mağdurenin iddiasına göre sanık burada kendisine bıçak zoruyla bağlayarak tecavüz etti. Diğer mağdure de sanığın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu ve tehdit ettiğini ileri sürdü.
Dava sonunda mahkeme, sanığı ‘beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, basit cinsel saldırı ve şantaj’ suçlarından mahkûm etti.
Karşı oyda ‘sert cinsel ilişki’ itirazı
Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 14’üncü Ceza Dairesi de sanığın belirtilen suçları işlediğine ilişkin hükmü oy çokluğuyla, ikiye karşı üç oyla onadı.
İki üye ise karşı oy yazısında sanığın beraat etmesi gerektiğini savundu. Yazıda sanıkla mağdurenin daha önce birkaç kez cinsel ilişkiye girdikleri belirtilerek şöyle dendi:
“Mağdure bu son ilişkilerin bıçak zoruyla ve kendisini bağlayarak gerçekleştiğini iddia etmiştir. Diğer mağdure de sanığın zorla cinsel saldırıda bulunduğunu ve tehdit ettiğini iddia etmiştir.
Sanığın, aksi kanıtlanmayan savunması ve tüm dosya kapsamına göre; mağdure ile sanık arasında bir süredir devam eden arkadaşlık ve cinsel ilişki bulunmaktadır. Sanık şikâyete konu olayda evin kapısını kilitlememiş, mağdurenin istediği zaman evden ayrılma imkânı var iken, en azından sanığın uyuduğu sırada kaçma imkânı var iken böyle bir girişimde bulunmamıştır. Sabahleyin başının ağrıdığını söylemesi üzerine sanık kapıyı kilitlemeden ilaç almak üzere eczaneye gitmiştir. Bu hususlar bizzat mağdurenin beyanları ile de doğrulanmıştır. Mağdurenin boyun, göğüs ve vücudundaki küçük yaralanmalar sert cinsel ilişki ile de meydana gelmiş olabilir.
Sakinleştirmek için bağlamış…
Kaldı ki mağdurenin olay akşamı eve geldikten sonra para istemesi üzerine sanığın vermeyeceğini beyan ettiği ve bunun üzerine mağdurenin kendisini etrafa çarparak zarar vermesi üzerine sanığın zarar vermeyi engelleyici şekilde mağdureyi bir süre bağladığını ve sakinleşince çözdüğünü kabul etmiş, çözdükten sonra mağdurenin saatlerce kaçma imkânı bulunmasına rağmen bu yönde herhangi bir girişimi olmamıştır. Mağdurenin iddiasının aksine kesilen kıyafetleri de ele geçirilememiştir.
Mağdurenin sanıkla arkadaşlığını kabul etmesi, cinsel saldırı iddiasının arkasından herhangi bir şikayetinin ve başvurusunun bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde sanığın her iki mağdure ile arkadaş olduğu ve rızaen cinsel ilişkiye girdikleri, mağdurelerin iddialarını destekleyen sanığın cezalandırılmasını gerektirir güç ve nitelikli delil bulunmadığı ve sanığın savunmasına itibar edilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin esastan bozulmasına karar verilmesi gerekir…”